O parmak var ya…

Metin AYDINOĞLU
27 Ekim 2020

Kim, hangi fotomuhabiri arkadaş çekti bilmiyorum, deklanşörü susmasın, yüreğine sağlık. Yılın fotoğraflarında ilk 5’e banko girer. Türk futbolunun gidişatını, Türk hakemliğinin bitişini, futbolcu ve hakemlerin ruh halini gösteriyor, özet gibi. Onlarca kitap yazsan bu kadarını anlatamazsın. Takımı, futbolcunun adı, hangi maç, hakemin adı filan önemli değil. Çünkü sürekli olmaya başladı, buna benzer görüntüler. İlk kez bu kadar manidarını görüyorum. Parmağını kaldırıp hakemin ciğerini, kalbini dürter gibi, işaret yapmak, valla sokakta olsa kavga sebebi. Bir de birşeyler söylüyor, güzel şeyler söylemediği kesin tabii ki de. Küfür var mı bilemiyorum ama, aşağılama, tehdit, onur kırıcı bir ifade tarzı. Görüntü rezalet, gaflet, dalalet. Üç kelime etse yeter aslında, hakem. Ortada spor değil para, menfaat, çıkar, ünlü olmak, başarılı olmak varsa, her şey mübah mı yani. Hakemleri savunmuyorum asla, neyse o. Ancak o parmak var ya, o parmak, Herşeyin bittiğinin ispatı. Tamam itiraf ediyorum. Çok kötü hakemler var, hakemliği bilmeyen toptan anlamayan hakemler var, yöneticilik vasfı olmayanlar var, insan psikolojisinden anlamayanlar var, tekme yememiş ki acının ne olduğunu bilmeyen üstüne bir de oyna avantaj diyen hakemler var, torpilli hakem var, emeğe saygısızlık var, korkak hakem var, ödlek hakem var, bir daha maça çıkamam, bir daha 3 büyükler beni istemez deyip kafasına göre takılan hakemler var, MHK tarafından kollanan hakemler var, bu kadar şeyin olduğu yerde adalet olmaz ki. Hazır olun o parmaklar her zaman kalkmaya devam edecektir. Adalet yine olmayacak. İşte bu parmak, o parmak yüzünden adalet olmaz. Hakemi karşısına alıp ‘O parmağı niye dikkate almadın’ diyecek MHK Başkan ve Üyesi yok ki, hakem de eyyam yapar tabi. Yazık çok yazık. Bu bozuk düzen maalesef böyle devam edecek, keşke maçlar hiç oynanmasa sıkıldım artık, bana neyse inanın, utanıyorum.

HATA YOKSA ADALET VAR MI ?

Hakemlik yaşam felsefesidir, ahlaktır, adalettir, adil olmaktır, korkmamaktır, burnunun dikine gitmektir. Adamına göre, MHK’ye göre maç yönetmek asla değildir. Hakem dediğin de mangal gibi yürek olması gerek. Biraz deli de olması şart. Çok ciddi bir iş, uğraş, emek, her anı çok değerli, neden mi ? Evdeyim maç izliyorum. Kupa maçı, hakemleri de pür dikkat takipteyim. Basit, sıradan, olağan, rutin bir hareket. Pozisyon bile denmez. Adı önemli değil, kıdemli yardımcı hakem. Top taç hattında, çizginin üzerinde, direkt bayrağını kaldırdı, hakem düdük çaldı, yönünü de gösterdi. Atış hemen kullanıldı, oldu da bitti maşallah. Futbolcu kardeşlerim salgın sonrası gelen maçın kıymetini kavramışlar. Hiç ses çıkarmadılar, itiraz etmediler. Çok güzel, tek hareketle gelen durumu, maçı hakemin üstüne de yıkmadılar. Bu da iyi bir gelişme, es geçtiler. Peki ya adalet ? O ne olacak ? Taç ise taç, verdi işte yardımcı hakem. Tek ses eden olmadı. Oysa top dışarı çıkmadı ki. Oyun alanı dışında çıkması için ‘yerden ve havadan tamamının çıkması gerek’. İçime şüphe düştü, görüntüyü geri aldım. Topun yarısı bile çıkmamış. Oysa yardımcı hakem çıktı diyor. Ne yapsak şimdi ? Güvenmek gerek, o da tamam. Ama yanlış karar, hatalı karar. Gözlemci gözüyle, not kırmaktan filan bahsetmiyorum. Adalete dikkatinizi çekmek istedim, konu bu. Baktım yardımcının bakışlarına emin değil. Kafa başka yerde. O da insan. ‘Başıma iş almayayım ya o top gider gol olursa’ diye düşünerek kararını vermiş, besbelli. Suya sabuna dokunmamak bu olsa gerek. Canlı yayın heyecanı da var, o da tamam. Ya yanlış kararından sonra gol olsaydı. Vicdanı ne diyecekti, o zaman. Takımın birisi elendi. Veda etti, kupaya, para, gündemde kalmak, iki maç daha, gitti. Haydi buyrun bakalım. Hakemlik böyle bir şey işte. Her an adalet, her zaman adalet. Diken üstünde durur gibi, ama dimdik duracaksın. Top taca çıkmadı ki. Hatalı karar, yanlış karar. Olay yok, itiraz yok. Kim haklı ? Nerde adalet ? İtiraz yoksa hakem haklı mı ? Tartışma çıkarsa hakem hatalı mı ? Hata varsa adalet yok mu ? Hata yoksa adalet var mı ? Karar sizin, hakem sizsiniz.

HAKEM OLACAK ÇOCUK

Yıldırım Uran hocamızın aziz hatırasına İzmirspor İFA tarafından Osman Kibar Tesisleri’nde düzenlenen vefa ve saygı etkinliğinde, boyu da yaşı da küçük ama akıllı, zeki, ufku geniş bir çocukla muhabbet ettik. Maça zaman vardı elimde top, yardımcı hakemlerim Mustafa Sevim ve Mustafa Kaçaro ile hayranlıkla dinledik. Pek de kibar. ‘Sizin adınız ne ?’ – Metin Aydınoğlu. ‘Hiç duymadım, Süper Lig’de böyle bir hakem yok ki’ dedi. Haklı çocuk, duymamışsa, duymamıştır. 18 yıl onurlu, dürüstçe görev yap, tanınman için ya Süper Lig’de düdük çalman ya da çok büyük hata, yanlış ve gafletle gündemden düşmemen gerek, diyemedim. ‘İsmini bildiklerini tanırım, bir çoğu yardımcı hakem çıktı bana’ dedim ama. ‘Sen daha doğmadan ben profesyonel liglere veda ettim ki, şu an zevk için spor için hakemlik yapıyorum’ deyiverdim. Gitti, baktım İzmirspor’dan yetişen başarılı genç teknik adam, Yıldırım Uran hocamla birlikte bir çok takım çalıştıran Hamza Hamzaoğlu ile fotoğraf çektiriyor, bizim ufak yakışıklı. Devre arasında sahadayız, yine geldi. ‘O topu bana verir misiniz’ -Veremem benim değil İzmirspor’un. ‘Olsun size bir şey demezler’ -İzin almak gerek dedim. Çocukları da kıramam. -Şu karşıdaki ağabeye git izin iste, büyüyünce de hakem ol’ dedim, 10 yıl sonra bakalım ne olacak. Topu da kaptı mı bilmiyorum ama tam da hakem olacak çocuk.

Türk Edebiyatının Karanlık 33 Yılı – 18

dunya-genelinde-2-milyar-120-milyon-dozdan-fazla-asi-yapildi

Aşı