Orhan Kemal’e vefa

Mazlum VESEK
15 Eylül 2020

Bugün 15 Eylül ve Orhan Kemal 106 yaşında. 1914’te Adana’nın Ceyhan ilçesinde başlayan yaşam serüveni 2 Haziran 1970’te Sofya’da son bulduğunda, ardında onlarca roman, öykü kitabının yanı sıra, şiirler, tiyatro oyunları, senaryolar ve denemeler bıraktı. Bugüne kadar hakkında çokça yazıldı, çizildi. Ancak, onun çok yönlü edebiyat evreni her seferinde şaşırtıcı bir şekilde karşımızı çıkıyor, araştırmacılar, bilim insanları onun yazdıklarını irdelemeye devam ediyor.
Ölümünün 50’inci yılında “Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi” Orhan Kemal’in yaşamını ve eserlerini ele alan özel bir sayıyla usta yazarı andı. “Vefatının 50’inci Yılında Türk Edebiyatı’nın Usta Kalemi Orhan Kemal Özel Sayısı” çok değerli akademisyenleri bir araya getiren kıymetli bir çalışma. Akademisyenlerin yanı sıra Orhan Kemal ailesinden Işık Öğütçü ve Nazım Öğütçü’nün yazı ve röportajlarla dahil olması dergiye ayrıca zenginlik katmış. “Işık Öğütçü’nün Kaleminden Babası Orhan Kemal” başlıklı yazı ve Mine Nihan Doğan’ın Nazım Öğütçü’yle yaptığı “İsmini Nazım Hikmet’in Koyduğu Nazım Öğütçü’den Babası Orhan Kemal’e Dair Bilinmeyenler” röportajı çok özel tanıklıklar içeriyor.
Yıllardır Orhan Kemal okuyan ve onun eserleri üzerine yazan bir gazeteci olarak dikkatimi çeken birkaç yazının altını çizmek isterim. Sümeyye Yazıcı’nın “Çaresizlik ve Ölüm Arasında Sıkışmış Beden: Kötü Kadın” yazısı yazarın en çarpıcı öykülerinden biri olan “Kötü Kadın” adlı öyküsünün tahlilini içeriyor.
Emrah Seferoğlu’nun “Savaşın Tekrarlanan Gerçeğine Dair Örneklem: Dünyada Harp Vardı!” yazısı da dikkat çeken bir yazı. Orhan Kemal’in kısacık öykülerinde dahi ne denli güçlü mesajlar verdiğine dair başarılı bir makale.
İsmail Kekeç’in “Düşler ve Düş Kırıklıkları: Arzular ve Fanteziler Bağlamında Orhan Kemal’in Evlerden Biri Romanı” başlıklı yazı da yazarın İstanbul romanlarından biri olan “Evlerden Biri”ni ele alıyor. Kekeç’in karakterleri tahlil edişi çok çarpıcı.
Araştırmacıların ve meraklı okurun bu özel sayıya mutlaka bakması gerektiğini söyleyerek, sözü derginin önsözünü yazan Prof. Dr. Ülkü Eliuz, Doç. Dr. Fatih Sakallı ve Arş. Gör. Dr. İsmail Kekeç’e bırakıyorum:
Orhan Kemal, sanatçı olmayı kutsal bir görev olarak algılar ve sorumlulukların insan gerçeğini edebi metnin olanakları içinde öznel unsurlarla yeniden kurarak yerine getirmeye çalışır. Onun için sanat, olayları olduğu gibi anlatmak, okuru heyecandan heyecana sürükleyip ağlatmak ya da güldürmek değildir. Türk sanatçısının halkına yakın olması, onunla aynı kaderi paylaşması ve yaşamın birebir içinden gelmesi önemlidir. Sanatı, yurdun ve yurt insanlarının gelişim ve değişimi doğrultusunda kullanmanın altını çizerek, estetik yönden önemli olmasına rağmen biçimin değil özün asli unsur olduğunu düşünür. Biçim ve öz aynı bütünün parçası olsalar da, biçim oyunlarıyla okuyucuyu aldatmamak gerektiğini ifade eder. Yaşama sevincinin halkın kendisine olan sevgisiyle arttığını söyleyen yazar, ideolojik fikirlerinin çevresinde yeniden kurduğu küçük adamın mücadelesini eserlerinde irdeler. Orhan Kemalʹin sanatı, öz/içerik merkezli sosyal çözümlemeler ve diyaloglarla yansıtılan psikolojik tahliller üzerinde yükselir. Halkın rahatça anlayabileceği ve yerel söyleyişlerle zenginleştirilmiş bir dille yazarak halkın dil yönünden eğitilebileceğine inanır. Ayrıca yerel ve kişiye özgü şive taklitleriyle ironik bağlamda sosyal çözümlemeler yapar. Kendi yaşamı ve eserleri arasında benzerlik olan Orhan Kemal, ideolojik anlayışına uygun olarak işçi sınıfını/köylüyü kaynak seçer. Sanayileşme/makineleşme gibi burjuvalaşmış güçler karşısında ezilen, yok olan insanların acılarını, çelişkilerini, direnişlerini, yaşam koşulların anlatır. İşçinin bir yük hayvanından farksızlaştığı ve hem fiziksel hem manevi yüklerle tüketildiği düzen içindeki emek sömürüsünü vurgular. İyimser bakış açısıyla yarattığı kişileri, sosyolojik ve psikolojik göndergelere sahip olay örgüsüyle Orhan Kemalʹin eserleri, Türk insanının ve Türk toplumunun dönemsel bir yansıması niteliğindedir.

ozon-tedavisi-ile-bagisikliginizi-guclendirin

Aradığınız şifa doğada saklı…

FİFA Kokartlı ama sokak hakemi imiş