Rüzgara karşı yürüyen adam: Metin Tomaş

Mazlum VESEK
20 Kasım 2019

İki yıl önce eğitim almaya başlayan ve Selçuk’ta paraşüt atlayışı yapmayı başaran Metin Tomaş, vücudundaki deformasyon dolayı kendisine sağlık raporu verilmemesinden şikayetçi

Metin Tomaş, çocukken nedenini kendisinin de bilmediği bir şekilde halk dilinde “kamburluk” denilen vücut deformasyonunu yaşadı. Bu rahatsızlığı araba kullanmasında, futbol oynamasında ve nihayet yamaç paraşütü yapmasında hiç engel olmadı. Yamaç paraşütü ekibine şoförlük yaparken konuya ilgi duyan Tomaş, arkadaşlarının da desteğiyle uçuşlara başladı. Tomaş, vücudundaki görüntüden dolayı hayatın her alanında ayrımcılığa uğradığını ifade ederek, “İki yıla yakın bir süre önce yamaç paraşütü yapmaya karar verdim ama hala sağlık raporu alamıyorum. Oysa bunun eğitimini aldım. Uçuşlarım oldu; ona rağmen yüzüme bakan doktorlar beni başka yere yönlendiriyor. Ve hiçbir şekilde sağlık raporu alamıyorum” dedi. Metin Tomaş ve yamaç paraşütü ekibinden Ercan Çakıroğlu’yla verdikleri mücadeleyi konuştuk.

Fiziksel rahatsızlığın nasıl oluştu. Biraz bu konuda bilgi verir misiniz?

Çocukluk yıllarında oluşan bir şey. Doğrusu ben de pek hatırlamıyorum. Detayının peşine düşmedim. Belli bir yaşa kadar şimdiki koşullarda düzeltilebilirdi. Ancak, artık böyle gelmiş böyle gider. Çocukken gördüğüm bir tedavide doktorun bacaktan yanlış bir şekilde su alması sonucu olduğunu sanıyorum. Çok ameliyat geçirdim; ama bunun için değil.

Eğitiminiz nedir?

Lise mezunuyum.

Hayatınızı nasıl kazanıyorsunuz?

Babam, esnaftı. Onun mesleğini sürdürdüm. Şimdi emekliyim. Yeşilyurt Mahallesi’nde oturuyorum.

Sporcu kimliğinizden haberimiz var. Bu konuya girelim isterseniz. Yamaç paraşütüne olan ilginiz nasıl başladı? Söz eder misiniz?

Annemi 4 yıl önce kaybettikten sonra, dağ yürüyüşlerine başladım. 3 yıl önce Ercan abinin (Ercan Çakıroğlu) grubunun içindeydim. Aynı kulvarda tanıştık. Gel zaman git zaman bir yıl sonra gruptan ayrıldılar. Tabii, yamaç paraşütü yaptıklarını biliyorum. Yamaç paraşütünde uçacağınız zirveye çıkarsınız. Yani

uçacağınız bir zirve bulacaksınız önce. Aracınız yoksa yürüyeceksiniz. Zirveden uçtunuz; ama orada kalan mühimmatı toplamanız lazım. Bir yardımcı arkadaşa ihtiyaçları var. İşte böyle bir zamanda, benden destek istediler. Büyük bir keyifle yaptım. Onlar uçtu, ben eşyaları topladım. Zirveye çıkardım, aşağıya yanlarına döndüm. Gittik, geldik sürekli. Hoş bir muhabbetimiz oldu. Görmediğim yerleri görmeye başladım. Manisa, Turgutlu, Milas… Tamam, ben İzmir’deyim; ama 35 yıl boyunca çalışmışız. Konak-Kemeraltı dışına çıkmamışız ki… İmkân var; tetikleyecek kimse yok. İşte arkadaşların sayesinde İzmir dışına çıktım. Tabii, onlara yardım ederken hoşuma da gidiyor. Uçuyor, gidiyor havada. Garip geliyor. Derken, “Sen de yaparsın” dedi. “Yapabilir miyim?” dedim. Velhasıl, bir iki eğitim gördüm. Eğitimden sonra uçtum, üç beş sefer. Sonrasında oturduk, karar verdik. “Yapacak mısın?” dedi, “Yapacağım” dedim. Malzememizi aldık. Şimdi de elden geldiğince devam ediyorum.

İlk uçuşunu bize anlatır mısınız?

Mart ayında, Saruhan’da uçtum. Hocalar da var, eğitimciler falan. Kanatlar hazırlanıyor. Uçuşa uygun hale getiriliyor. Seni güvenli bir şekilde hazırladıktan sonra, sana koşmak kalıyor. Kalktım, koştum ben de. Tabii aşağıda, oturdum kaldım. Telsizlerle haberleşiyoruz. Bu sporda temel espri kanadın havayla dolması…

Farkı da bu sanırım. Yamaç paraşütünün…

Aslında paraşüt değil. İki kademeden oluşmuş özel bir kumaş. Önünde pencereler var. Kanadı çektiğiniz zaman içine dolan rüzgâr, dolduruyor. Doldurunca kanat formatı oluyor. Yani kanat diyoruz. Yaygın adıyla yamaç paraşütü deniliyor. Ama aslında değil…

Şimdi neler yapıyorsunuz?

Bizim için hava durumu önemli. Kalkışa izin verir mi? Rüzgârın bizim için karşıdan esmesi lazım. Koşuyoruz ya, yamaca doğru, karşıdan esmesi gerek. Arkadan gelirse bizi çevirir. En son Antalya’daydık. Orada uçuşlar yaptık. Fethiye’de şenlik vardı. Biz bir gün sonrasında gittik.

Söz ettiğiniz gibi yamaç paraşütünün organizasyonları var. Siz bu konuda kendinizi o noktaya getirmeyi hedefliyor musunuz?

Şimdilik hobi olarak hayatımda yeri var. Yeniyim zaten. Bir iddiam yok.

Fiziksel engeliniz herhangi bir sıkıntı yarattı mı uçuşlarda?

Benim için yok; ama belgeye gelince alamıyorsun. Sıkıntı o. Doktora gidiyorum, “Sağlık raporu ver bana” diyorum. Soruyor bana: “Ne yapacaksın?”, “Yamaç paraşütü yapacağım”. Doktor ne yapıyor,  “Hayır,” deyip, başından atıyor. Başka yere yönlendiriyor. “Nereye?”, “Hastaneye”. İyi de hastanedeki doktor da başka bir şey söylemiyor ki… Ben ehliyet almaya gidiyorum. 1985 yılında ehliyet almış olmama rağmen, hala beni hastaneye yolluyor. Bir sürü tahlil yapılıyor, sil baştan.

Peki sağlık raporu size nasıl bir kolaylık sağlayacak, bu yamaç paraşütü çalışmanızda?

Bana yamaç paraşütü eğitimi veren kurum belge verecek ya, sağlık raporu istiyor. Yoksa vermiyor.

Burada sözü Ercan Çakıroğlu alıyor, sorularımızı cevaplıyor.

Metin’i bu haliyle gördüğünüzde kafanızda oluşan imaj şu: Engelli. Sağlık kurumuna gittiğinizde, ben aletle dalış yapmak istiyorum veya yamaç paraşütü yapmak istiyorum dediğiniz zaman sağlıkçılar peşinen risk almamak için, başka bir kuruma gönderiyor. Şimdi şöyle bir şey var: bundan iki sene önce Metin’in uçaktan atlama olayını gerçekleştirdik. Ama gerçekleştirinceye kadar akla karayı seçtik. Rıfat adında eczacı bir arkadaşımız var. Onunla beraber yaklaşık iki-üç ay uğraştık. En sonunda ikna ettik ve hava koşulları atlamaya uygunsa, gerçekleştireceğiz. Selçuk’a gittik. Üç kişi çadıra gittik. Bizi gördükten sonra, Metin’i görür görmez bana, “Bu atlayamaz. Öbüründe sorun yok” dedi. “Neden?” diye sordum. “Görmüyor musun?” dedi. “Mümkün değil” dedi. Raporu sordu. Bu sağlık raporunu verecek doktor yok. Hangi doktor verecek? Türkiye’de üniversiteler dahil hiçbir sağlık ortopedi kurumu, paraşüt açıldığında o göğse yapılan baskıdan dolayı, vücuttaki deformasyonun çöküp çökmeyeceğini ölçemez. Böyle bir kurum da yok. Havada ölçecek değil ya.

Sonra ne oldu?

Sonra biz gittik içeri. Pilot arkadaşlara atlayış için geldiğimizi söyledik. Bu çocuk aylardan beri kıvranıyor. Bu işi yapacağını söylüyor. Fiziki olarak bir sıkıntısı yok. Daha önce Fethiye’de yamaç paraşütü yaptığını söyledim. Uçtu. Yüksekten korkmuyor. Eğitmenler geldi, baktı. Onlar da raporu sordu. Bunlar kendi aralarında konuştular. Derken pilotlarla da konuştular. Sonra baktım, bunlar da bir kararsızlık var. Biz bu ikilemi fark edince, biz gittik. Metin, adeta yumruğunu masaya vurdu. Her türlü sorumluluğu üstlendiğini, imza attığını ve bu işi yapmadan gitmeyeceğini söyledi. Hal böyle olunca, baraj yıkıldı. Pilotlardan iki tanesi çocuk kuşamını getirdi. Uyguladılar. Kot pantolon tişört giydirdiler. Bir sıkıntı yaratmayacağını gördüler. İki pilot Metin’le beraber atlayacağını söyledi. Metin’e dediler ki, “Seni kuşamdan çıkaralım, tulum giymek durumundasın”. Metin de, “Beni kuşamdan çıkarırsanız, atlayış yaptırmasınız. Çıkarmayacağım”. Neticede uçağa kadar gidişlerini çektim. 4 bine çıktılar ve atlayış oldu.

Herhangi bir sıkıntı yaşadınız mı; Metin Bey?

Hayır, 4 bin metrelik bir atlayış. İlk birkaç saniye boşluğa bir atlayış var. Derin bir nefes geliyor. İşin garibi şu: O gün atlayış bitti. Ödememizi yaptık. Teşekkür ederiz, dedik. Onlar, “Yine bekleriz” dedi.  Geçtiğimiz yıl yine gittik, bu sefer kesinlikle almadılar. Elimde her türlü belge ve görüntü var. Üstelik kurumun kendi kamerası da çekti. Hepsi belgeli. Bu kayıtları sunduk. Ama sonuç yok. Bakın, geçen gün hastaneye gittim. 22-23 yaşında genç bir görevli biraz şaşkınlık ve bıkkınlıkla “Off, siz nasıl yaptınız bunu?” diye soruyor. Yahu, size ne bunu nasıl yaptığımdan. Siz bana bu raporu verin diyorum. “Ama biz böyle bir şey vermedik, daha önce diyor”. Yani kime neyi anlatacağımı şaşırdım.

Sayın Çakıroğlu, Metin bey nasıl bir öğrenci?

Metin çok özel bir insan; ama hayat önüne çok engel çıkarmış. Kendisi engeli değil aslında. Metin’in en önemli özelliği, “Yapabilir miyim?” diye soruyor, biz de yapabileceğine inandığımızı söylüyoruz. Metin belge almak istiyor. Hem aletli dalış yapmak için hem yamaç paraşütü için. Metin’in THK onaylı belge alması lazım. Şimdi Metin’in fiziki hiçbir sıkıntısı yok. Elleri, beyni, kolları; her şeyi çalışıyor. Vücudunda sadece bir deformasyon var. Bu da insanların gözünde engellilik imajı çıkarıyor. Bu nedenle de her gören görevli “Yasak” deyip çıkıyor işin içinden.

Metin bize iki sene şoförlük yaptı. Bakıyorum, arkadan bize bakıyor. Sonra dedim ki “Meto”, “Sen bu işi yaparsın”. Metin de “Yapabilir miyim?” dedi. “Yaparsın” dedik. Eğitimini biz değil, götürdük eğitim veren kuruma götürdük. Teorik eğitimden sonra, kanat üzerinde de eğitim verdiler. Metin’e ardından yamaçta da pratik yaptırdılar. Aşağıda eğitmen var zaten, sizi orada karşılıyor. Olay bu zaten. Metin’in süreci de bu şekilde gerçekleşti.

Temcit pilavı!

Efsane Cuma