Saygı yoksa sevemezsin ki

fatih-terim
Metin AYDINOĞLU
26 Mart 2020

Sevemedim, hiç sevmedim demeyeyim de, olmaz çünkü. Hatalı ifade olur. Zira, Yaratılan’ı severim Yaratan’dan ötürü. Kanım kaynamadı, hoşlaşmadım, elektrik alamadım demek, daha doğru. Bir türlü olmadı işte, ne yapayım elimde değil. Vazgeçemediğim tabularımdan değil, inatçı, kinci asla değilim. Ara mesafe bırakırım, huyum bu. Futbolu bırakıp antrenörlük kursuna ilk katıldığı İzmir’deki kurstan beri tanırım. Alpaslan Eratlı, Bora Öztürk, Mehmet Özgül (Çilli Mehmet), Ali Kemal Denizci, Ziya Şengül’le birlikte. Göztepe’de de kısa bir dönem. Sevmemek, fazlaca sevmemek saygısızlık yapmayı gerektirmez ki. Önce saygı gerek, saygı yoksa zaten seviyorum desen hikaye. Yiğidi öldür hakkını ver demişler. O bizim bir değerimiz. Yaşasın yeter, yaptıkları bir gerçek, geçmişi silemezsin. Başarılarla dolu, haliyle insani hatalar da mevcut, kimin yok ki. Hakem Hamza Alan ile futbolcu arkadaşı Erol Togay’a sahada, maçta yaptıkları, unutulur gibi değil. Geçmişte kaldı ama, herhangi bir nedamet belirtisi de hiç göstermedi, takıldığım nokta da bu. Mikrobu katığını öğrenince çok üzüldüm, her şeye rağmen iyileşmesini diliyorum, tekrar sahalara dönmesini bekliyorum, şifalar diliyorum sayın Fatih Terim hocam. Allah sevdiklerine bağışlasın, benim gibilere de. Burdasın bir yere gidemezsin, haydi göster gücünü sen Terim’sin, vazgeçemezsin.

ŞİMDİ EVDE AZ SONRA PİSTTE

Evde kalıyor, insanlık vatandaşlık görevi. Şu an ama piste bir çıksın orda kalmaz, koşar gider. Daha dün olduğu gibi. Durdurabilene de aşkolsun, maşallah diyelim. Master atlet, veteran futbol hakemi, rekortmen atlet, eskimeyen futbolcu, emekli memur, Mustafa Sevim’den bahsediyorum. Gazetesi Ege Telgraf’ı da aldırmış evinde okuyordur şimdi. İnanın yaşını tam olarak ben de bilmiyorum, soramadım ki. Tam bir sporcu gibi yaşamını sürdürdüğü için, gerek de yok işte, yaşını yazmaya. Yaşıyla yaşasın. Yaşlı da değil, yaş almış sadece. Ferdi sporcu, evinde kalarak spora devam ediyor. Sigara nedir bilmez. Evden bir çıksın, siz izleyin Sevim’li sporcumuzu. Koş be üstadım koş, herkese örnek olmaya devam et. Evden çıkışa da az kaldı, pistler, sahalar sizi bekliyor.

CV’DEN TERSİNE DÜNYAYA

Maç yoksa, seyirci yoksa, hep beraber yapılan idmanın da anlamı yok, yeri ve sırası da değil. Profesyonel Futbol Derneği de yazılı açıklama yaptı, ne derece yaptırımı var bilemiyorum ama, ‘toplu olarak antrenmanlara çıkmayın’ diye uyardı. İlginç bir o kadar da heyecanlı günler yaşıyoruz. Mini minnacık bir Coronavirüs hayatımızı alt üst etti, her şey tersine döndü. Daha düne kadar kolonya şişesini görünce bile kaçacak yer ve mazeret arayanların, şimdi kolonyayı şifa niyetine her yerine sürmeleri doğal oldu. Spor dünyasında da aynı tersine etkiyi yarattı bu CV denen şey. Ülkemizde tüm ligler ertelendi. Önce seyircisiz idi nedense, zaman kaybedildi, sonra ise her daldaki tüm spor faaliyetler durduruldu, askıya alındı. Peki spor demek antrenman demek egzersizlere devam etmek demek, tekrar etmek, birlikte çalışmak demek. Ama durum şimdi çok farklı, o da tersine döndü.

EVDE KAL EVDE İDMAN YAP

Hep beraber olunamayacağına göre, antrenmansız, provasız spor da maç da olmayacağına göre nasıl olacak bu işler. ‘Herkes kendi idmanını kendi yapsın’ denemeyeceğine göre, ee toplu da olmayacağına göre, evde düz koşu yapılarak kalan maçlara mı hazırlanılır. Hadi diyelim evde kültür fizik egzersizleri, hareketler yapılır. Nefes açma, deparlar, kısa mesafeli koşular nasıl olacak. Yerimiz yok ki öyle, geniş geniş. Komşular ne der sonra. Eşi evden kovar. ‘Eve iş getirme demedim mi ben sana’ diyeni de çıkar. İlk, orta ve lisedeki evlatlarımıza televizyondan eğitim veriliyor ya uzaktan. Spor böyle bir şey değil ki. Uzaktan olmaz, yakından gerek. Mesela hakeme program verirsin yapar, uygular, kayıt yapar yollar, ispatlar. Yapmasa da zaten sahada belli olur. Ancak herkes toplu idman yapmazsa, şu kötü günler geçince, aynı seviyeden başlarlar, belki de bu da bir adalet, ne dersiniz.

BU SEZON DA BÖYLE OLSUN

Futbolcu adına güvenip, 1 ay önceki maçlarına bakıp kaytaramaz, o da sahada belli olur. Nisan ayı sonunda başlar diyenler, maçları sıkıştıralım diyenler, sözleşmeleri uzatalım diyenler, yaza da sarksın diyenler var. Toplu halde idman yapılamayacağı için, yapılmaması gerektiği için. Bu nedenle profesyonel futbolcular derneği bile toplu antrenman yapmayın diyor. İdmanı sevmeyenler, idman yapmak istiyor, bu da tersine döndü. Bir önerim var, hani hep derler ya ‘gelecek maçlara, haftalara bakacağız’ diye. En iyisi mi bu sezonu unutalım, böylece olduğu gibi kapatalım. İlla şampiyonun ilan edilmesi, küme düşenlerin belli olması mı gerek. Bu sezon da böyle oluversin artık, ne çıkar. Hiç bir şey insan hayatından, canından önemli değil. Önemli olan bu illeti, hastalığı atlatmak gerisi teferruat. Önce can, sonra canan. Toplu olmuyor, topsuz da olmuyor. Diyelim ki tamamen hastalık atlatıldı, yaşıyoruz önce buna şükredelim. Bu sezon böyle olduğu gibi onaylansın, kaydedilsin. Seneye ise sil baştan, baştan başlasın ne dersiniz ? Seneye maçlara bakarız artık.

dunyada-yeni-tip-koronavirus-salgininda-iste-bilanco

Evde kal Türkiye

“Temizlik sektörü fırsatçılara teslim”