Sorunlar, sorumlular…

siyaset
Haldun ÇIRAY
19 Şubat 2020

‘Ne yazmalıyım?’
Düşünüyorum; değer mi, değmez mi diye…
Yazacaklarım mesaj olur mu?
Akıllılara mı, aptallara göre mi yazayım?
Anlatabilir miyim, anlatamaz mıyım, anlaşılır mı anlaşılmaz mı?
Konu ne olmalı?
Ekonomi, sanayi, dış ilişkiler, sosyoloji, psikoloji, tarım, orman, asayişi mi yoksa tıp sinema, resim, tiyatro mu olmalı?
Acaba hukuk ve adalet mi?
Ne?
Bütün bu konuların oyuncularını mı yazmalı? İş adamlarını mı, al-satçıları mı, tacirleri mi, tefecileri, hırsızları, bankaları mı, esnafı mı?
Yoksa çiftçileri mi, sanayicileri mi?
Hangisini?
Doğruyu yazmalı. Doğru olanı, gerçekçi, samimi, güven verici bir yazı olmalı. Tartışmaya kapalı olmayan ancak tartışmadan sonra insanları aynı noktaya taşıyan bir yazı olmalı. O zaman neden bahsedeyim?
Heykel, resim, kahramanlıklardan mı, tarihi kişiliklerden mi veya zirvedeki kadınlardan mı, yemeklerden mi, neden bahseyim.
Yaz aşklarından mı, terk edilmekten, şüpheden, aldatılmak, ihanet, cinayet, şeref, şerefsizliklerden mi dem vurmalı?
Siyaset, demokrasi, eşitlik, adalet, fazilet, tevazu, cesaret gibi insanı insan yapan duygulardan, hangisinden dem vurmalı?
Bir tek havucun peşinde tüm kutsal olanları satan, bunlardan vaz geçenleri mi, elli yıl boyunca insanları havucun peşine takan her türlü kutsal duygudan ari haysiyet noksanı olanları mı yazmalı?
Adımıza şehit olanlardan mı, asi, saygısız nesilden mi?
Çocukları unutmuş, ayrı yaşayan utanmaz ana babadan mı yazmalı?
Donmuş bir yılanı ısınması için koynuna alan çiftçi, yılan sokunca ölürken kötüye acınmaz dediğini mi yazmalı?
Tariş Zeytin ve Zeytinyağının çöküşünü mü yazalım?
En iyisi bizim bedel Süleyman’ı yazmalı.
Kafasına göre namaz kılardı bizim muhteşem Süleyman.
Bazen seslenirdik; “Len Süleyman, ezan okunmadı ya!”
Süleyman da “Ossunn, ben gılem de kabeyet benden gitsin” derdi.
Biz ucundan sorunları, kıyından sorumluları hatırlatalım.
Noktasına virgülüne yazmasak da kabahat bizden gitsin…

Bakan Ersoy adres şaşırdı

kadin-baskanlar-siddete-tepkili

Kör sevgi