Vaktimizin hatırı sayılır kısmını ayırdığımız şeylerden biri de sosyal medya.

Vaktimizin hatırı sayılır kısmını ayırdığımız şeylerden biri de sosyal medya. Hatta bir kısmımız öyle bir noktaya geldi ki iki farklı hayat yaşıyor desem mübalağa etmiş olmam. Günlük hayatında asla önem vermediği şeylere sosyal medyada çok dikkat ediyormuş gibi yansıtanlardan tutun da tabiri caizse bir fotoğraf karesi için dakikalarca hazırlık yapanlara kadar sanal dünyayı hayatının merkezi yapan insan sayısı gün geçtikçe artıyor. Hatta bu konuda durum o kadar ciddi ki sokaklardan, alışveriş merkezlerine, minik tatlı kafelerden evlerimize kadar hemen her yerde “Sosyal medya köşesi” görmek mümkün. Hayal edin. Sabah kahvaltı için bir kafeye giriyorsunuz. Çıtır çıtır sıcacık gevrek ile şöyle demli bir çay istiyor canınız. Kahvaltınızı yaparken yanında gazete okumak da keyfinize keyif katacak. Peki, düz beyaz bir masa üzerinde gevrek çay ve gazete sosyal dünyanızda beğenilmek için yeterli mi? Bir kez daha hayal edin. Mermer masa üzerinde güneş gözlüğünüz, minik saksı bitkisi, kruvasan, geniş bir fincanda kahve ve temasının önemi olmayan herhangi bir dergi… Evet, kesinlikle bu birleşim sosyal dünyanızda daha çok beğenilecek. Elbette özen gösterdiğiniz görsellikler yemeğinizin ya da içtiğiniz kahvenin tadını daha leziz yapmıyor veya gününüzün daha güzel, daha stressiz ya da daha enerjik geçmesine de yardımcı olmuyor. Belki gevrek ve çay ikilisi damağınıza hitap edecek ama diğer tarafta da gelecek yüzlerce beğeni var… Öyle bir noktaya gelindi ki aylardır görüşülmeyen bir arkadaş grubuyla sözde hasret gidermek için buluşuluyor ama selfie olayına girildiğinde gözler ışıltılı küçük dünyadan kalkmıyor. Hatta doğum günü, söz, nişan, düğün gibi özel günler bile sırf sosyal medyada paylaşılacak fotoğraflar üzerine tasarlanıyor. Aslında bu son yıllardaki ilginç oluşum evlerimize kadar girdi. Ev dekorasyonunda, home konseptli satış mağazalarında satılan ürün skalası da değişmeye başladı. Evlerde ergonomiden çok estetiğe yer verildiği için çoğu kafede ve AVM’de bulunan “sosyal medya duvarı” evlerimize “sosyal medya köşesi” olarak uyarlanmaya başladı. Dekorasyon olarak alınmış kitaplar, çeşit çeşit ve rengarenk mumlar, tasarım lambalar, yine sadece dekor olarak kullanılacak analog fotoğraf makinaları gibi bir çok ürün de gönderi veya hikaye için evlerimizde yerlerini aldı. Kabul edelim artık trendler; yaşamımızı, yediğimiz yemeği, oturduğumuz koltuğu, dinlediğimiz müziği hatta içtiğimiz suyu bile değiştirebilecek güce sahip. Hatta bu güç öyle çok ki yarın minimalist dekorasyon moda olsa alınan tüm o eşyalar koliler içinde çöpe gidecek. Son olarak tüm bu yazdıklarım arasında öyle bir nokta var ki bence dikkat edilmesi gereken en önemli konu… Bir kaç fotoğraf karesi ve beğeni için hayatta bir kez gerçekleşen ve belki de bir daha benzerini bile yaşayamayacağımız anların kayboluşu. Elimizdeki küçük dünya bizden aldığı paha biçilemez anları hiçbir zaman geri vermeyecek ve korkarım biz bu girdabın içinde sürüklenirken çok önemli anları kaçıracağız…