Şu okullar olmasaydı…

okullar-acilinca-cocuklarda-koronavirus-vakalari-artti-mi-iki-kati-fark
Ülkümen RODOPLU
26 Ocak 2021

Okullar kapandı. Daha doğrusu, açılamayan okullar kapandı. Yarıyıl tatili başladı. Bakan ve Milli Eğitimi yönetenler derin bir “oh” çekmiştir.

Düşünsenize. 68 bin 589 okul. Okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretim düzeyinde tüm özel ve devlet okullarında 18 milyon 241 bin 881 öğrenci.1 milyon 117 bin 686 öğretmen.

Covid-19 salgınının tüm dünyayı teslim aldığı dönemde bir ülkenin eğitimini yönetmek, yönetebilmek kolay değil. Hele bir de eğitimde fırsat eşitliği ortadan kalktıysa hiç kolay değil.

Düşünsenize, internet erişimi her noktada sağlanamamış, bilgisayara ulaşamayan çocuklarımız var. Üstelik ülke çapında bu açığı kapatmak için bir girişim de yok.

Acaba, okulları sosyal mesafe, maske, hijyen kurallarına uygun hale getirip, eğitimi sürdürebilir miyiz diye bir çaba da yok. Olmadı.

Sonuçta, bir ders dönemi adeta boş geçti. Günün büyük kısmını evde, dört duvar arasında hareketsiz, kaygıyla geçiren bir nesil ortaya çıktı.

Eğitim-Sen tarafından 4 Eylül 2020 tarihinde açıklanan kapsamlı rapora göre, sosyo ekonomik durumu iyi olmayan düşük gelirli alt sınıflar, yoksul aile çocukları, uzaktan eğitime ulaşamadı, sistemin dışında bırakıldı.

EBA üzerinden yürütülen canlı derslere katılım, birçok okulda yüzde 15-20 dolaylarında kaldı. Canlı derslere katılan öğrencilerin yüzde 70’ten fazlası derslerde sadece dinleyici konumunda kaldı, ders süresince ses ve kameraları kapalı tutuldu. MEB tarafından öğretmenlere uzaktan eğitime dair eğitim verilmedi; teknik destek sağlanmadı.

Öğretmenler verdikleri eğitimi ölçme ve değerlendirme olanağı bulamadı.

MEB uzaktan da olsa öğretmenlere, öğrencilere ve velilere bu konuda bilgilendirici, yön gösterici çalışmalar yapmadı, yapılan çalışmalar çok kısıtlı kaldı.

Pandeminin yarattığı kaygıya, eğitime erişememe ve uzaktan eğitimde yaşanan sorunlar da eklendi. Üstelik, bu sorunların çözümüne, öğrencinin eğitim düşüncesinden kopmamasına, motivasyonun yükseltilmesine dair yeterli psikolojik danışmanlık ve rehberlik hizmeti sunulmadı.

Gerek canlı derslerin planlamasında gerekse EBA TV yayınlarında çocukların sosyal ve toplumsal gelişimine, bireysel ilgi ve yeteneklerine yönelik hiçbir çalışmaya yer verilmedi.

Spor, sanat, müzik dersleri yok sayıldı.

Şimdi umut, ikinci dönemde.

Bu konuda Milli Eğitim Bakanı geçtiğimiz gün şöyle dedi: “İkinci dönemde salgının yolumuzdan çekildiği oranda, okullarımıza hep beraber döneceğiz ve 15 Şubat’tan itibaren de sizleri okullarımıza çağırmak, orada görmek istiyoruz. Salgın koşullarını dikkate alarak, baharı okullarımızda hep birlikte karşılayalım niyetindeyiz.”

Belli ki Bakan yaptığı bu tarihi açıklama ile şunu söylüyor:

Şu mektepler olmasaydı, ben bu maarifi ne güzel idare ederdim.

gebelik-izni-ozel-sektorde-de-gecerli-olmali

Gebelikte beslenmenin püf noktalar

kisa-calisma-odenegi-basvuru-suresi-uzatildi

Eski memur alt sınır aylığı avantajı