Taç atışı el değil ayakla yapılmalı

tac-atisi-el-degil-ayakla-yapilmali
Metin AYDINOĞLU
9 Temmuz 2020

Futbol dünyaca adı football, yani ayak oyunu, ayakla oynanan oyun, elle oynamak yasak, el kullanılmaz, hatta cezası da var değil mi? Peki neden şu korona salgın günlerinde ısrarla elle oynanmasına, topa elle dokunulmasına izin verilir ki. Madem ısrarla oynatıyorsunuz şu yaşamsal günlerde, oyun kurallarında değişiklik yapılabilir. Oyuncu değişikliği sayısı 3’den 5’e çıkarıldı, mesela. Neden? Salgın artmasın diye, bir nevi salgın kalkanı. Siz hiç voleybol maçlarında oyun durduğunda topu ayakla, arkadaşına, rakibine, hakeme vereni, vuranı gördünüz mü, göremezsiniz. Kaba hareket olarak da görülür, topun da nizamiliği de gider. Futbol ayak oyunu adı, ama elle oyna oynayabildiğin kadar. Köşe vuruşu kullanacak, topu yere koyar eliyle ayakla asla değil, çeyrek daireyi de taşırır aynı zamanda. Bunu yaparken garip eğilme hareketleriyle de rakip seyirciyi de gerer. Her faulde topu mutlaka eline almazsa hatırım kalır, kucağına alır, yerine koyar, bastırır, gömer adeta topu, çim sahanın, suni çimin dibine. Penaltı mı onda da aynı şey. Eliyle ters çevirir, döndürür, uğurudur arkadaşın yine de gol yapamaz ya neyse, terini siler, ağzına dokunur. Bir daha eliyle dokunur hatta öper topu, mis gibi yayılma potansiyeli. Gerilir, zaman geçirir, epey bir dinlenir, kaleci soğur. Oysa koy topu ayağınla beyaz noktaya olmaz mı. Şu salgın günlerinde top sık sık sahaya terk ettiği için değişmesine rağmen, yine de yuvarlanan bir mikrop topağıdır top, çok iyi bir de taşıyıcıdır. Kalecilerin eldivenlerine tükürüp, topu orta sahaya fırlatması da hastalığa davetiyedir. Taç atışında elle dokunma yasaklansın, ayakla başlatılsın. Böylece hoplama zıplama olayları da biter. El topa giderse salgın daha da artar, top ele giderse, risk daha az nispeten. İyi düşün WHO, FİFA, İFAB, UEFA, salgının bir parçası olma.

GOLSE VAR, OLMAZSA VAR YOK

VAR protokolü bir alem, tamı tamına Türkçe karşılığı değil mi acaba, desem olmaz herhalde. Yorum hatası, uygulama hatası var ama çok can yakıyor. Adaleti sağlamadığı gibi, adaletsizliğe çanak tutuyor. Devam ettir, bekle, sonuç alınsın sonra, bayrak kaldır durumu var zaten, başa bela, aylar yıllar geçiyor, ilahi bayrak kalkıyor, mantıksız, saçma, etik değil. Şimdi başka mevzu başladı, başlayacak. Hele ki şu kritik günlerde. Ceza alanı içinde faul var, defans veya hücum oyuncusu faul yapıyor fark etmez, hakem her zaman olduğu gibi görmüyor, görmek istemiyor, nasıl olsa VAR var, daya sırtını ona, o ne hala. Top yanındaki arkadaşının yanına düşüyor topa vuruyor atak yapan takımın oyuncusu, top üst direkten dönüyor. Gol olmuyor yani. Eski hakemler, VAR protokolü deyip yorum yapıyor, ‘Gol olsaydı VAR’a gidilecekti, direkten döndü VAR’a gidilmedi’ Haydaa fesuphanallah, halamın bıyığı olsaydı amcam olurdu.

SEN DAHA ZORDA OYNADIN TAHİR

‘Bu aşırı sıcak havaya rağmen futbolcularımı kutluyorum’ diyen Fenerbahçe Teknik Direktörü eski Altaylı futbolcu kardeşim Tahir Karapınar’a hatırlatırım. Aylardan temmuz ama gece maçı, saat 21’de başlıyor, dakikalar geçtikçe biraz daha derece azalıyor, serinliyor hava, gece oluyor. Oysaki sen ve arkadaşların ağustos sıcağında güpegündüz güneş tepede hazırlık maçı, turnuva maçı hatta lig maçı da oynadınız, unuttun mu yoksa. Oynayacaklar tabi işleri bu, yapacak bir şey yok. Salgına rağmen hiç ses çıkarmayanlar da onlar değil mi?

İYİLİĞE MAVİ KART

Hatada, kusurda ceza var, sarı kart ve kırmızı kart. Anladık da ödül de niye bir şey yok. Güzel görüntülere niye ödül yok. Hakem böyle durumlarda, çok güzel hareketlerde mavi kart göstersin veya raporunda belirtsin. Mesela rakip taraftarın küfrüne, taşkınlığına rağmen sessiz kaldı, el kol hareketi yapmadı çak mavi kartı, kendini iten rakibi dönüp vurmak yerine yerden kaldırdı mavi kart, gibi daha nice güzel hareketler, pek alışkın olmadığımız her insani davranışı mavi kart gösterilmeli, yazılmalı rapora. Taraftarlar da etkilenir böylece. Belli bir rakama ulaşınca da ödül verilmeli, ceza indirimi bu hallerde yapılmalı. Olmalı bence, iyilik, güzellik bulaşıcıdır.

BELGİN ABLAMIZI KAYBETTİK

80’li yıllar, İzmir Karataş Lisesi, canım okulum, denizin dibinde, sahil yolu yok daha. Fırtınalı havalarda beden dersi yaptığımız okulumuzun bahçesindeki kum havuzuna el kadar balıklar gelirdi, dalgalarla zıplarlardı. Geri atardık denize. Topumuz kaçardı, duvarın dibinde kayalıklar vardı, gidemezdik, top alır başını denize açılır, Karşıyaka’ya kadar giderdi. Çok sayıda sporcu da yetiştiren okulumuzdan kötü haber geldi. Ablamız, bizden önceki devre İKL’mizin bayan voleybol takımımızın kaptanı Belgin Karabacak’ın vefat ettiği haberini aldım, çok üzüldüm. 60 yaşındaydı, ruhun şad, mekanın cennet olsun Belgin ablam, ailesine, sevenlerine sabırlar diliyorum.

pazar-esnafina-menemen-belediyesinden-destek

CHP’li belediyelerde neler oluyor!

Fransa, Cezayir’i unutturmak için Türkiye’ye dil uzatıyor!