Türkiye’de kentler iklim mücadelesinde yolun başında-3

Bülent ÖZGEN
18 Ekim 2021

Ankara Büyükşehir Belediyesi Göksu Parkı’nda yağmur suyu depolama sistemi kurdu. Böylelikle, biriktirilen yağmur suları yeşil alanların sulanmasında kullanılacak. Yağmur ve yüzey sularını toplama ve depolama sistemlerinin Ankara genelinde toplam 40 rekreasyon ve park alanında kurulacağı kaydedildi.

Kadıköy Belediyesi, Avrupa Birliği’nin Horizon 2020 Programı çerçevesinde yürütülen çevre ve sağlık konularına odaklanan ve özellikle kırılgan gruplara öncelik veren InSPIRES Bilim Dükkanı projesi kapsamında 2020 yılının ocak ayında başladığı “İklim Uyum Sürecinde Toplumsal Direncin Arttırılması Projesi” çalışmalarına devam etmekte.

Kadıköy Belediye Meclisi 5 Şubat 2021 tarihinde yağmur suyu ve gri suların yeniden kullanımına yönelik teklifi oy birliği ile kabul etti. Böylelikle, yönetmelikte 2 bin metrekareden büyük parseller için öngörülen yağmur suyunun yeniden kullanılması uygulaması, Kadıköy’de 400 metrekare ve üzeri parsellerde 2 bin metrekare üzerindeki parsellerde de gri su kullanımı zorunluluğu getirildi. Sonuç olarak, bu karar Kadıköy’de yapılacak olan binaların yarısından çoğunda su toplama tanklarının olması anlamına geliyor.

Ayrıca, Kadıköy Belediyesi’nin 26 Şubat 2021 tarihinde hayata geçirdiği yağmur suyu hasadı projesi kapsamında Aysel & Abdullah Öğücü Kız Öğrenci Yurdu binasına bir sistem kurularak yağmur sularının toplanması ve depolanmasına başlandı.

Çiğli Belediyesi yağmur sularının depolanması için “Yağmur Hasadı” uygulamasına geçmeye hazırlanıyor. Henüz hazırlık aşamasında olan ve Eylül 2021 tarihinde hizmete girmesi planlanan bu uygulama ile toplanan su, belediye hizmetlerinde kullanılacak. İlerleyen süreçte genişletilmesi hedeflenen projenin ilk aşamada 40 ton su depolanması planlanıyor.

Bursa’da “iklim sokağı” projesinin hazırlıkları sürüyor. Türkiye’de ilk kez Bursa’da uygulanacak proje kapsamında, düzenlenen 2 çalıştay ve yüz yüze görüşmeler sonucunda mekân ve uygulama seçimlerine karar verilmiş durumda. Proje kapsamında karbon salımı ölçümleme, güneş enerjisi kullanımı, akıllı sayaçlar, LED aydınlatma sistemleri, çöp toplama/ geri dönüşüm, sürdürülebilir mobilite ve mekansal planlama gibi uygulamaların hayata geçirilmesi planlanmakta.

Rize Belediyesi kentin altyapısını iyileştirme ve dirençli hale getirme çalışmalarına zemin sağlamaya yönelik olarak Dünya Bankası’ndan alınan destek ile afet ve iklim riski değerlendirme çalışmalarına başladı.

Eğitim Faaliyetleri:

İklim krizi ile mücadele kapsamında belediyeler tarafından şu ana kadar yapılanların başında eğitim faaliyetleri geliyor. Özellikle belediye personelinin kapasite oluşturmasına yönelik bu eğitim faaliyetlerinden bazı örnekler şöyle sıralanabilir:

Bursa Sürdürülebilir Enerji ve İklim Değişikliği Uyum Planı’nı (BUSECAP) 2017 yılında yürürlüğe koyan Bursa Büyükşehir Belediyesi, bölgesel kalkınma ajansının desteğini alarak bir iklim değişikliği eğitim programı gerçekleştirdi. Bu eğitim programı kapsamında, 20 farklı kurumdan 40 kişi 5 günlük eğitime tabi tutuldu.

Kadıköy Belediyesi 29 Mart 2021 tarihinde başlayan “Kadıköy İklim Uyum Seminerleri” webinar serisini düzenledi. Beş hafta süren ve eğitim verme amacı da taşıyan webinar serisi 2018 yılından beri Kadıköy Belediyesi’nin iklim değişikliği ile mücadele çabalarına gönüllü olarak destek veren Kadıköy İklim Elçileri ile birlikte düzenlendi.

Belediye Başkanları Sözleşmesi’ni imzalayarak 2030 yılı için Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı (SECAP) hazırlamayı taahhüt eden Tepebaşı Belediyesi hazırlıklar çerçevesinde, BEBKA 2020 yılı Mayıs-Haziran dönemi Teknik Destek Programı kapsamında insan kaynağını ve kurum kapasitesini geliştirmek için eğitim danışmanlık desteği aldı.

Örgütlenme biçimleri:

İklim eylemlerinin hazırlığı ve uygulanmasında yeterli ve gerekli organizasyon yapısının oluşturulması önemli bir yer tutmakta. Eylemlerin birden çok sektörü kapsaması, birbirini tamamlayacak biçimde ele alınması belediye birimlerinin koordinasyonlu ve eşzamanlı hareketi ile mümkün. Bu da iklim eylemlerinin önceki dönemlerde olduğu gibi sadece çevre koruma ve kontrol birimlerinin görev ve sorumluluklarından biri olarak görmemek gerekir.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın da yürüttüğü Yerelde İklim Değişikliği Eylem Planı (YİDEP) Yönetmeliği çalışmaları çerçevesinde belediyelerde iklim değişikliği birimleri kurulması öngörülmekte. Buna da uygun olarak belediyeler kendi bünyelerinde iklim değişikliği birimleri kurmaya ve iklim değişikliği ile ilgili planlama, koordinasyon ve yürütme görev ve sorumluluklarını bu birimlerinde toplamaya başladı.

Aydın Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı’na bağlı İklim Değişikliği Şube Müdürlüğü kuruldu. Şubat ayında Belediye Meclisi toplantısında İklim Değişikliği Daire Başkanlığı’nın kurulması kararı alındı.

Ankara İklim Değişikliği ve Uyum Şube Müdürlüğü kuruldu.

Çiğli Belediyesi de İklim değişikliği Bürosu kurma çalışmaları tamamlanmış durumda.

Karşıyaka Belediyesi, ‘İklim Değişikliği ve Uyum Birimi’ kurdu

İklim İçin Biz Varız Deklarasyonu imzacısı belediyelerden İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Kadıköy Belediyesi’nde daha önceden kurulmuş olan iklim değişikliği birimleri bulunuyor.

İzmir Büyükşehir Belediyesi 2014 yılında kurduğu Sağlıklı Kentler ve Temiz Enerji Şube Müdürlüğü, Ağustos 2019’da belediye meclis kararıyla İklim Değişikliği ve Temiz Enerji Şube Müdürlüğü’ne dönüştürüldü. Kadıköy Belediyesi de 2012 yılında Başkanlar Sözleşmesi’ne (Covenant of Mayors) imza attıktan sonra Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü altında İklim Değişikliği ve Koordinasyon Bürosu’nu kurdu.

İklim değişikliği ile ilgili uzmanlardan oluşan bu büro, iklim eylem planlarının teknik hazırlığı, iklim eylemlerinin uygulanmasının takibi, elde edilen sonuçların değerlendirilmesi ve raporlanması, belediye içerisindeki alt birimlerin bilgilendirilmesi ve koordinasyonu gibi işlevleri yerine getirmeye devam etmekte.

Katılımcılık ve paydaşlarla ilişkiler:

İklim mücadelesinin en önemli ayaklarından bir tanesi katılımcılık. Böylelikle, eylemlerin meşruiyetinin artması, kentliler tarafından daha çok sahiplenilmesi sağlanabilir. Daha da önemlisi katılımcılık mekanizmaları yoluyla dezavantajlı gruplar kendi yaşama alanları üzerine karar alma mekanizma ve süreçlerine katılıp söz üretme ve söyleme imkânını bulabilir.

30 Aralık 2020 tarihinde “Ankara İli Yerel İklim Değişikliği Eylem Planı” paydaş toplantısı düzenlendi.

Erzurum Büyükşehir Belediyesi de iklim eylem planlarının hazırlık süreçlerinde TEMA Vakfı ve Atatürk Üniversitesi gibi sivil toplumdan ve akademiden paydaşlarla iş birliği yaparak katılımcılık mekanizmalarını yürütmekte.

Bu çerçevede düzenlenen “Tarım, Orman ve Arazi Kullanımı”, “Atık Yönetimi” gibi çeşitli iklim eylemi alanları üzerine düzenlenen tematik çalıştayların yanı sıra toplanan İklim Eylem Planı Zirvesi’nde sivil toplum kuruluşları, meslek örgütleri, akademisyen ve uzmanların katılımı sağlandı.

Bodrum Belediyesi, 2021 yılında tekrar hız vereceklerini açıkladıkları iklim eylem planı hazırlıklarında katılımcı mekanizmaları oluşturmak ve yürütmek amacıyla Bodrum Kent Konsey İklim Acil Grubu ile çalışmaları başlattığını açıkladı.

Benzer şekilde Fethiye Belediyesi de konuyla ilgili olarak Kent Konseyi ile toplantılar yapıldığını belirtti.

Karşıyaka Belediyesi TMMOB Çevre Mühendisleri Odası ile iş birliği yapmak üzere Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı İş birliği Protokolü’nü 26 Kasım 2020 tarihinde imzaladı.

Çiğli Belediyesi iklim eylem planı hazırlıkları çerçevesinde paydaşların katılımıyla Temmuz 2021 tarihine kadar haftada bir tematik yuvarlak masa toplantıları düzenlemekte. Eylül 2021 tarihinde ise konu hakkında bir çalıştay düzenlemeyi hedefliyor.

Genel değerlendirme:

İklim İçin Varız Deklarasyonu’nun parçası olduğu İklim İçin Kentler Kampanyası’nın çeşitli aşamalarında edinilen saha gözlemleri ve yapılan görüşmelerde elde edilen bilgilere göre, belediyeler iklim mücadelelerini güçleştirecek bazı ortak yapısal sorunlar ve kısıtlar yaşamakta.

Bunlar özetle şöyle sıralanmakta:

– Belediyelerin genel olarak dikey ve bürokratik bir idari yapıya sahip olması

– Süreci yürütmek ve koordinasyonu sağlamak gibi işlevleri yeterli şekilde yerine getirecek kapasitenin henüz yeterli olmaması

– Bilgi, teknoloji ve bütçe gibi kaynakların yeterli olmaması

– Belediyelerin kendi aralarındaki iletişim ve etkileşimin yetersiz olması

– İlçe belediyeleri ve büyükşehir belediyeleri arasında eşgüdümün yeterli seviyede olmaması

– İlçe belediyelerinin büyükşehir belediyeleri karşısında, büyükşehir ve il belediyelerinin de ulusal düzeydeki merkezi yapılar karşısında yetki ve sorumluluklarının sınırlı olması

Belediye yönetimlerinin süreç hakkındaki kendi değerlendirmelerinin birçoğu da, iklim konusundaki çalışmalarında benzer sorun ve kısıtları yaşamakta olduklarına işaret ediyor. Belediyeler ortak olarak altını çizdiği sorunların başında “yeterli bilgi ve uzmanlığın olmaması”, “yeterli uzman kadrosunun bulunmaması”, “bütçe yetersizliği” gibi kapasite eksiklikleri geliyor.

Belediyelerin yaşamakta olduğu kapasite ile ilgili sorunları detaylandırırsak şu konularda yetersizlik ve eksikliklerin yaşandığı gözlemlenmekte:

Kapasite eksikliği özellikle envanter çıkarılması, sonuçları raporlanması, yenilenebilir enerjinin kentlerde uygulanma biçim ve alanları gibi teknik konularda yeterli bilgiye sahip uzman kadronun azlığı veya bulunmaması,

İklim eylem planlarının ve eylemlerinin oluşturulması, uygulanması ve takibi hakkında bilgiye sahip kadronun bulunmaması,

Finansman ve teknoloji kaynakları hakkında bilgi eksikliği, proje yazımı ve başvurusu konularında yetersizlik,

Belediye içi birimlerin koordinasyonun olmaması,

Paydaşlarla kurulacak ilişkilerin biçimi ve niteliği hakkında bilgi sahibi olunmaması

Öte yandan, deklarasyonun imzalanmasından bu yana geçen süre zarfında, belediyelerin birçoğunda kapasite yetersizliklerinin giderilmesine yarayacak bazı adımların atıldığı görülüyor. Bu gelişmeleri şöyle özetlemek mümkün:

Organizasyon değişiklikleri:

*Kentlerarası dayanışma ağları ile ilişkiler

*İklim adaletini sağlamak

*Katılımcılık

*Belediyelerin mevcut iklim eylemleri

Belediyelerin halihazırda somut olarak gerçekleştirdiği eylemlerine ve planladığı projelere bakıldığında, azaltım eylemlerinde son bir buçuk sene içerisinde ağırlıklı olarak atık yönetimi ve yeşil alanlar konularına eğildikleri görülmekte.

Yenilenebilir kaynaklardan enerji üretimi konusundaki eylemlerin sayısı fazla gibi gözükse de, GES’lerden oluşan bu projelerin oldukça küçük kapasitelere sahip olduklarını unutmamak gerekir.

Uyum eylemleri iklim değişikliği ile mücadelede oldukça önemli bir yer tutmakta.

Ancak uyum meselesinin Türkiye’de yerel yönetimlerin gündemine oldukça geç girdiğini, yeterli düzeyde de ele alınmadığını söylemek mümkün.

Bu değerlendirmeler ışığında belediyelerin mevcut iklim eylemlerini nicelik olarak artırması kadar nitelik olarak da bazı iyileştirmeleri hem gerekli hem de mümkün. Eylemlerin niteliksel olarak iyileştirilmesi için temelde yapılması gerekenlerden birkaçı şöyle özetlenebilir:

Göstergelerin konulması:

a) Açık ve net olması

b) Eylemlerle doğrudan ilgili olması

c) Ekonomik maliyetinin uygun olması

d) Tüm paydaşlar tarafından benimsenmesi ve kabul edilmesi

e) Ölçülebilir olması

Uyum ve azaltım eylemlerinin birbirini tamamlanması:

İklim uyum ve azaltım eylemleri birbirini tamamlayacak biçimde bütüncül olarak ele alınmalı.

Dönüştürücü uyum” yaklaşımının sahiplenilmesi:

Yaşamakta olduğumuz eş zamanlı krizlere karşı mücadeleyi bütünlükçü şekilde vermemiz gerektiği

Krizlerden iyileşerek çıkmak

KAYNAK : 350.org Türk.Iklim için Kentler İzleme ve Değerlendirme Raporundan derlenmiştir

BİTTİ

Beslenme günlüğü ile forma girin

CGF-CD34!