Tuttuğunuz altın olsun

İbrahim KOÇBAŞ
15 Ekim 2020

Rutin güzeldir bazen…
Tekrarlanan hareketler kendimizi güvende hissettirir. Aynı saatte kahve içmek, aynı yoldan yürümek gibi, gelenek görenekler gibi…
İster bilinçli yapalım ister gelişigüzel, bunların çoğu hem sağlığımızı hem de cebimizi koruyan adetlerdir. Eve girerken ayakkabıları çıkarıp terlikleri giymek ya da yıllarca aynı kuyumcudan alışveriş yapmak gibi…
Bir yakınımız dünyaevine girer, takacağımız altını bildiğimiz, tanıdığımız kuyumcudan alırız. Sünnet olur, doğum olur aynı kuyumcu, birikim için aynı kuyumcu… Güzel rutin.
Neden mi?
Türkiye’nin sosyokültürel yapısı gereği dünyada kişi başına en fazla altın satın alan ülkeler sıralamasında başlardayız. Geleneksel yatırım aracı desem abartmış olmam. Çeyrek ve gram daha çok hediye olarak düğünlerde takılıyor. Yarım, tam, Cumhuriyet, beşi bir yerde ise genellikle yatırım amaçlı kullanılıyor.
Ancak pandemi döneminde piyasaların durumu ortada. Geçtiğimiz ekim ayında 450 lira civarında olan çeyrek altın şimdilerde 800 lira bandında işlem görüyor. Geçen yılın ekim ayına göre çeyrek altın fiyatı yüzde 73’ün üzerinde artış gösterdi. Dolar ve Euro konusu ayrı bir muamma…
Korona virüs salgını gölgesinde geçen süreçte altın fiyatları sürekli yükselmesine rağmen vatandaşın altına olan talebi arttı.
Öyle ki darphanenin ağustostaki altın üretimi geçen yılın aynı ayına göre 20 kat artarak 17.8 ton oldu. Bu artışa rağmen kuyumcu esnafının halen vatandaşın talebine yetişemediği konusunda bilgiler alıyorum. Hal böyle olunca altının sürekli yükselişe geçmesini fırsata çeviren sahtekarlar da ne yazık ki iş başına geçti.
O yüzden altın alırken ve bozdururken dikkat edilmeli.
Bir altının gerçek mi, sahte mi olduğunu anlamak tüketici için kolay değildir. Bunu ancak tecrübeli kuyumcular anlayabilir.
Altın genelde manyetik değildir. Bu yüzden mıknatısa yaklaştırdığınızda çekim oluşmaz.
Ayrıca özgül ağırlığı da yüksektir. Gerçek altın, imitasyona göre daha ağırdır.
22 ayar altının sesi tok çıkar, sahte ya da çok düşük ayarlı altının tiz bir sesi vardır.
Bir de damgası önemli. Gerçek altında karatı ve saflığı takının üzerine damgalanır. Takının üzerinde bilgi yoksa sahte olma olasılığı yüksektir. Firmalar da ürünlerinin uygun yerlerine kendi damgalarını vurur.
Yeşil altının kendine özgü bir renk karakteri vardır. Bakır ve pirinç renginde değildir mesela…
Siz yine de bu kadar kısıtlı bilgiyi tek referans kabul etmeyin, bildiğiniz kuyumcuya gidin derim.
Hele hele bu dönemde internet üzerinden altın almak, bana göre kedinin boğazına ciğer asmaktan farksız.
Hayal kırıklığına uğramamak için tanıdığınız, bildiğiniz, güvendiğiniz esnaftan alışveriş yapmanızı tavsiye ederim. Hani o doğumda, nişanda, düğünde ya da yastık altı için gittiğimiz ailemizin kuyumcusundan…

Hakemler neden korkar ki?

Gastronomi hareketi