Uç uç kelebek!

Semra ÖNDER
27 Kasım 2020

Cemile’nin gezdiği dağlar meşeli imanım,

Haydi üç gün oldu Cemilem ben bu derde düşeli

Haydide Hopbak Cemile’m nasıl nasıl edelim biz bu işe

Nikahımızı gıysın

Ünnen Gelin Hoca Memiş’e…

De hayde!

Sabah bu şarkıyı mırıldanarak kalktım yataktan inanır mısınız? Yok yahu yaşam enerjimden değil, içimde bir yerler herhalde eski, hareketli zamanlarımızı özledi…

Aldım kahvemi çıktım balkona… İlk önce biraz çiçeklerimle konuştum sonra mahallemi seyre daldım… Neyi çok seviyorum biliyor musunuz? Sabah işyerlerini açan esnafın, uyku mahmuru ama neşeli hallerini…

Sonra… Çoraplarının üstüne annesinin terliklerini giymiş, geceden ördüğü saçlarının tokası ha düştü ha düşecek kızlarımızın bakkaldan ekmek almaya giderken o bezmiş hallerini…

Ve… Hemen hemen tüm evlerde aynı anda çalışmaya başlayan süpürgelerin sesini…

Huzur kaplıyor içimi… Şükrediyorum, yaşıyoruz. Ve eminim, bugün yeni umutlar çiçek açacak!

Mahallemin dedikodusu bitmez, az biraz anlatayım uzun zamandır adam akıllı laflamıyorduk.

Hatice teyzem yeni gelininden şikayetçi, gelip onun yemeklerini yapmıyormuş.

Karşı komşum Nebahat, uzun yaz tatilinden sonra evlere kapanınca bunalıma girmiş…

Mustafa Amcam, eski bakkalını çok özlemiş…

Bir de bizim Kaan yeniden işe girmiş, çocuğa da adam akıllı ‘hayırlı olsun’a gidemedik, pandemi ne yaparsın… Sözümüz olsun.

Herkes evlerinde gibi görünüyor şimdilik…

Ben de mahallenin muhtarı Semra Ablanız…

İşler güçler, yuvarlanıp gidiyoruz canlarım…

Her şey iyi olacak, güzel olacak…

Kalbimizden geçen tüm mutluluklar en yakın zamanda bizi bulacak… Umutluyum, bekliyorum….

Bu arada Instagram’da bir astrolog takip etmeye başladım… İsim vermeyeyim de haksız rekabet olmasın. Ama yorumlarını beğendim, ararsanız bulursunuz. Dün yaptığı bir paylaşımda 26 Kasım ve 3 Aralık tarihlerini ‘Arınma vakti’ olarak işaret etmiş.

Seni boğan o duygu var ya… Boşlukta düşmek, sisli yollarda kaybolmak, ne yöne gideceğini bilememek. Uyuşmuş, uyumuş, kanmış, aldanmış, hissetme hali. Hepsi dönüşümüne hizmet ediyor. Kozadan çıkacak sağlıklı bir kelebeğin sancısı bunlar! ‘Gidiyorum’ diyene ‘Güle güle’ de ve bil ki gülen sonunda sen olacaksın! Zararlı alışkanlıklarına ‘Bay bay’ de! Yoksa ‘Bay bay’ denilen de sen olacaksın! At zehri ve zehirleyen her şeyi… Korkma, kopar hayatının içine sızan zehirli sarmaşıkları. Sen buraya bunlar için gelmedin! Vaktini çalan ve seni oyalayan her şeyden kurtul” demiş.

Uzun zamandır ben de aynısını düşünüyorum. Hiçbir mutluluk acısız, sancısız, hak etmeden seni bulmaz ki… Az sabret, az diren…

Elbet bir gün çıkacak karanlıklar aydınlığa…

Asla umudunu kaybetme, başaracaksın.

Ve o zaman güneş daha bir parlak olacak, yıldızlar saçlarına taç yapmak için sıralanacak…

Mutluluk kapıları açılacak yüzüne ve sen aldığın derslerle birlikte ‘İyi ki sabretmişim’ diyeceksin…

Ama dedim ya, az sabret, az diren…

Sonra uçur yüreğindeki kelebeği sonsuza!

Hepinizi çok seviyorum, iyi haftalar…

Edebiyatımıza ‘mühür’ vuran kadın: Suat Derviş

Hakkımı helal etmiyorum!