Unutamadığım kasetler-1: Nasibolsa

Mazlum VESEK
15 Aralık 2020

Ege Telgraf okurları daha önce Erkan Oğur ve İsmail Hakkı Demircioğlu’yla ilgili yazdığım yazıyı hatırlayacaklardır. 2017 yılında “Bilinmeyenle Karşılaşmak” albümleri çıktığında “Müziğin dervişleri” başlıklı bir yazı yazmıştım. Bugün bu iki dervişten İsmail Hakkı Demircioğlu’nun 2004 yılında tek başına çıkardığı “Nasibolsa” albümünü anlatacağım.
Aslında çok da tek başına sayılmaz. Erkan Oğur kasette yer alan bütün parçaların düzenlemesini yapmış. Künyede Erkan Oğur’un katkısı olarak şunlar yazılmış: Ses, klasik gitar, perdesiz klasik gitar, kopuz. Künyede dikkat çeken başka isimler de var. Okan Murat Öztürk, Birol Topaloğlu, Süren Asaduryan bunlardan bazıları. Demircioğlu’nun kartonette yer alan fotoğrafları ezgiler kadar güzel. Renkli olan fotoğraflar Erzade Ertem’in, siyah-beyaz olanı ise Ali İhtiyar’ın objektifinden. Yazının burasına kadar geldim; ama ilk söylemem gereken şey şimdi aklıma geldi. Kaset tabii ki Kalan Müzik’ten çıkmış. Zaten Kalan Müzik, 1990’dan beri ülkemizin kültürel atmosferi adına karşımıza çıkan en önemli birkaç kuruluştan biri değil mi?
Kasetin kağıdında yer alan mozaiği yapan Zekai Bostancı da önemli bir sanatçı. Bostancı’yı Nihat Behram’la yaptığı ortak çalışmalardan tanırım. Bir de Behram’ın ona ithaf ettiği bir şiir geliyor aklıma. Unutmadan yazayım, Bostancı’nın mozaiğinin adı “Hayat Ağacı”.
Kasette Demircioğlu’nun adeta sandığından çıkardığı besteler var. Hafızam beni yanıltmıyorsa Rüzgar (Şiir: Sabahattin Ali), Sevdalı Kuş (Şiir: Yaşar Miraç), Birinci Oğluma Ninni (Şiir: A. Kadir) bestelerini 1980’lerde yapar. Ancak 2004’te kasette yer verir. “Sevdalı Kuş” şiirine 1980’lerde yayımlanan Yazko dergisinde rastlamıştım. Tabii Yaşar Miraç’ın şiirleri geçtiğimiz günlerde toplu şekilde bir daha basıldı. Meraklısı bulabilir.
Besteler içinde en çok “Rüzgar”ı sevdim. Değil mi ki Sabahattin Ali’nin bir şiiri. Ama ondan ötesi de şu ki Ali’nin hem “Rüzgar” hem “Dağlar” şiirleri beni çok etkilemiştir. Bu ayrı bir yazı konusu. Geçelim.
Kasetle ilgili aktaracağım önemli bir not da “Şu Uzun Gecenin Gecesi Olsam” türküsüyle ilgili. Demircioğlu, “Şu Uzun Gecenin Gecesi Olsam türküsünün bilinmeyen sözlerini gönderen Çorum eski Valisi Atıl Uzelgün’e verdikleri emek için teşekkür ederim” diyor. Valla ben de teşekkür ediyorum. Ne iyi etmiş.
“Osman’ın Ağıtı” Rize-Pazar-Hemşin yöresine ait bir türkü. Birol Topaloğlu tulumla güç katmış türküye. Yine bir Karadeniz türküsü olan (Giresun) “Eşref Bey Ağıtı” da altı çizilmesi gereken yorumlardan. Şu sözlerin güzelliğine bakar mısınız: “Camlı sokak bahçesini atlayamadım/Hakkı düşman olmuş, anam/Anlayamadım/Beşli mavzerimi kavrayamadım/Atma Hakkı, atma pişman olursun”
Kaset 16 yıldır arşivimde. Diyarbakır’da bir kasetçiden satın aldığım gün, dün gibi aklımda. Yurdumun güzel sanat adamı, Ruhi Su gibi derinden söyleyen İsmail Hakkı Demircioğlu’na güzel ve uzun bir ömür diliyorum.

Önce Tanrı’nın eli sonra küçük oğlu

Saçlarınız, eski günlerdeki gibi!