Yeni Jeopolitik Çatışma Merkezi Asya_Pasfik’e mi?

dunya
Ege Telgraf Admin
12 Ocak 2023

Kolektif Batı, emperyal hegemonyasının sürdürülebilmesi için jeopolitik çıkarlarını küresel ölçekte gözetmeye devam ediyor. İçinde bulunduğumuz süreçte uluslararası ilişkilerin yoğun gündemine bağlı olarak devletler, kendi rotalarını yeniden çizme arayışındayken Almanya da değişen küresel politik dengelerde kendi konumunu belirlemeye yönelmiş durumda. Ukrayna sahasında devam eden Rusya-ABD çatışması hızla Doğu Avrupa’yı etkisi altına almakla birlikte yeni jeopolitik çatışma alanlarını da işaret etmektedir. “Tayvan’ın Ukraynalaş(tırıl)ması” kavramıyla aslında çokta yeni olmayan bir sürecin yeniden gündeme geldiğini hatırlatmakta fayda var. ABD özelinde Kolektif Batı’nın Tayvan merkezli Asya-Pasifik bölgesindeki küresel çıkarlarına son günlerde Alman jeopolitikasının da aktif olarak dâhil olduğu görülmekte. Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Pekin’in Asya-Pasifik bölgesinin jeopolitik çatışma için bir sıcak noktaya dönüşmesine izin vermeyeceği, kendi egemenliğini ve bütünlüğünü savunacağı yönündeki açıklamalarını bu çerçevede okumak mümkün.

Aslında Tayvan sorunu, 1949’daki Çin İç Savaşı’nda Kuomintang Çin Milliyetçi Partisi altında savaşan milliyetçilerin komünist güçler tarafından yenilgiye uğratılmasıyla adaya kaçmalarının ardından burada kendi yönetimlerini kurmalarıyla birlikte başlayan bir süreçtir. Çin’den ayrı bağımsız bir siyasi yapı olmamış; ancak politik olarak Pekin yönetiminden farklılaşmış daha Batı yanlısı bir tavır sergilemiştir.

Geçtiğimiz günlerde bir basın brifinginde konuşan Çinli diplomat Wang Wenbin, Tayvan adasına gelen on kişilik Alman ve Litvanya heyetine gönderme yaparak Tayvan sorununun Çin’in ulusal çıkarlarıyla ilişkili olduğunu vurgulayarak Pekin’in “kırmızı çizgisini” çizmiş; Berlin’i, Çin’in toprak bütünlüğüne saygı göstermeye çağırmıştır.

Pekin, yabancı yetkililerin resmi ziyaretleri de dâhil olmak üzere adanın Çin’den tümüyle bağımsız bir devlet olarak muamele görmesini, Çin’in toprak bütünlüğüne doğrudan bir hakaret olarak görmektedir. Wang Wenbin, “Hiçbir gücün hakimiyetini sürdürmek için Asya-Pasifik’i bir kez daha jeopolitik oyunlar arenasına dönüştürmesine asla izin vermeyeceğiz.” uyarısında bulunmuştur.

Alman ve Litvanyalı milletvekillerinin adaya yaptığı ziyaretlere yanıt olarak Pekin, geçtiğimiz günlerde Tayvan yakınlarında yeni bir askeri tatbikat yapacağını duyurmuştu. Tayvan konusu aslında ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin Ağustos ayında adaya yaptığı ziyaretin ardından artan gerginliklerle gündeme gelmişti. ABD’nin Çin’e karşı “psikolojik savaşı” başlatması olarak değerlendirebileceğimiz söz konusu ziyaretten bugüne kadar geçen süreçteki uluslararası politik gelişmeler ve değişimler paralelinde Tayvan’ın bu kez Almanya ve Litvanya tarafından ziyaretini, Asya-Pasifik’te yeni aktörlerin varlık göstermesiyle jeopolitik çatışmanın merkezinin kaymaya başladığının işareti olarak düşünebiliriz. Bu gelişmeler karşısında Çin’in tavrını, Batı hegemonyasının hâkimiyetinin devamı için Asya-Pasifik’i yeni çatışma alanına dönüştürme çabalarına karşı duracağı ve psikolojik savaşın sıcak savaşa dönüşmemesi için mevcut durumu diplomatik yollarla yönetme çabası olarak yorumlayabiliriz, ancak askeri tatbikatlarla da gerektiğinde fiili müdahalede bulunabileceğinin altını çizdiğini göstermektedir.

bosanmalarin-en-yuksek-oldugu-il-izmir-oldu

Boşanma her zaman tek seçenek midir?

Milenyum kuşağı gelecekten umutsuz