Yerel yöneticileri seçmek

Ahmet Buğra TOKMAKOĞLU
26 Kasım 2020

İzmir, siyasi açıdan ilginç bir şehir. 2002’den beri AK Parti hükümetlerinin yönettiği ülkemizde iktidarın hep elde etmek, kazanmak ve zafer ilan etmek istediği bir yer oldu İzmir. Buna rağmen onca genel ve yerel seçim ile referandumda iktidara oy vermeyerek tepkisini, duruşunu ortaya koydu İzmirliler. Kimi AK Parti’ye karşı önyargı dedi kimi ise sağ politikalara olan mesafe ile açıkladı olan biteni.

Yakın geçmişte ANAP ve DYP gibi sağın iki önemli temsilcisi siyasi partili belediye başkanları tarafından yönetilen İzmir’e solun kalesi, CHP’nin kalesi gibi benzetmelerle yapılan yorumlar zaman zaman hatalı da oldu. Cem Uzan’lı Genç Parti’ye yüzde 17 ile destek veren, sürprizlerle dolu bir şehirden söz ediyoruz.

AK Parti’de Recep Tayyip Erdoğan’dan sonra gelen ikinci ve önemli isimlerin belediye başkanlığına aday olmasına rağmen AK Parti’ye onay vermeyen İzmir’de bu duruştan en çok yararlanan siyasi parti ise hiç kuşkusuz CHP. Kimilerinin ceket gösterse seçilir şeklinde bir yaklaşımla itibarsızlaştırmaya çalıştığı ana muhalefet partisinin yerel seçimde yürüttüğü aday belirleme politikası o dönemde de çokça tartışılmıştı, günümüzde de…

CHP’Lİ ADAYLAR

Urla Belediye Başkanı Burak Oğuz’un FETÖ iddialarıyla görevden alınıp yerine kayyum atanmasının şoku atlatılmamışken bu kez Menemen Belediyesi’nde zimmet, rüşvet ve yolsuzluk iddialarıyla yürütülen soruşturma gündeme bomba gibi düştü.

CHP’den istifa eden Menemen Belediye Başkanı Serdar Aksoy ile ilgili iddialar nedeniyle eleştiri yağmuruna tutulan CHP’nin Millet İttifakı ortağı İYİ Parti’de de Menemen ile ilgili sıkıntılar yaşanıyor. İYİ Partili bir belediye meclis üyesinin de tutuklandığı yolsuzluk soruşturmasının sonucunda ortaya ne çıkar bilinmez ancak CHP’nin aday belirleme politikası daha yüksek sesle sorgulanacak.

CHP’nin üye ve delege yapısıyla CHP’nin seçmen tabanının uyuşmadığı yönünde yıllardır yöneltilen eleştiriler CHP’nin yerel seçimlerde gösterdiği adaylara bakıldığında daha da iyi anlaşılıyor. CHP’nin Türkiye’de hatırı sayılır bir oy oranına ulaştığı ve yıllardır iktidarını sürdürdüğü İzmir’de seçmenin ve yerel halkın beklentilerine uygun adaylar ve yönetim tarzının uygulanması noktasında hassasiyet gösterilmesi şart.

Çantada keklik bakış açısıyla İzmir’in yerinde saymasına sebep olanlar gelecekte kente verdikleri zarar ile anılmaktan çekinerek kent için mücadele etmeli. Son dakika sürpriziyle genel başkanın iki dudağı arasından listeye yazılarak bu kente hizmet etmeye çalışmak çok mümkün değil gibi görünüyor.

Ahlak yetersizse hukuk ne yapsın?

Zor dostum zor sevilmeden sevmek