Yılana bin yıl bal içirmişler…

Yunus KARAKAYA
10 Nisan 2020

Ülke olarak oldukça hassas bir dönemden geçiyoruz.
Bir taraftan korona virüsü, diğer taraftan terör eylemleri. İç, dış düşmanların devleti ve hükümeti yıpratma gayretleri de işin cabası.

MASKE
Gelelim şu korona virüsü ile ülke olarak verilen mücadeleye.
Birçok ülkenin bulmakta bile zorluk çektiği, hatta modern korsanlık yaparak birbirlerinin cerrahi maskelerini gasp ettiği bir dönemde, devletimiz ücretsiz maske dağıtıyor. Dağıtmakla kalmıyor insanların kapısına kadar kargo ile gönderiyor. Yani bizler dışarı çıkıp hastalık kapmayalım diye kapımıza kadar getirip teslim ediyor.
Bunu yapan başka bir ülkenin olduğunu düşünmüyorum.

DEVLETİN KASASI
Vatan millet düşmanları “Devletin kasası tam takır” naraları atarken, Hükümet kredi ödemelerini ve vergileri en az 3 ay erteliyor. Hatta garip guruba mağdur olmasın diye kapısına kadar para götürüyor. Emeklilerin bayram ikramiyelerini erken yatırıyor.
Şimdi oturup düşünün kasası boş olan devlet bunları yapabilir mi?
Kızılay yardım yapıyor. Kaymakamlıklar ihtiyaç sahiplerine ve 65 yaş üstü vatandaşlara ulaşıp isteklerini “Vefa Gurubu” üyeleriyle yerine getiriyor.
Torunu, çocuğunu bakkala ekmek almaya bile göndermeyenler, devletin polisine sipariş listesi veriyor. İşi ileri götürüp alkollü içecek vb keyfi tüketim maddelerini polis ve jandarmaların kapısına getirmesini bile istiyor.
Devlet insanları değil, sokak da yaşayan hayvanları bile düşünerek valilik ve kaymakamlıklara talimat vererek can dostlarımızın aç bırakılmamasını istiyor.
Kardeşim siz daha nasıl devlet istiyorsunuz?
Ne demişler, “Yılana bin yıl bal içirmişler yine de zehir kusmuş.”
Bu hassas dönemde zehir kusanlara dikkat Türkiyem.

VURDUM DUYMAZ
Aramızdaki vurdumduymazlar olmasa ülkemizin korona virüsünü daha hızlı kontrol altına alacağından eminim.
Ama şu kurallara keşke bir uyabilsek.
Devlet “Evinizden çıkmayın” diyor, bizim insanlarımız kapı kapı dolaşıp çay kahve keyfi yapıyor.
“Maskesiz sokağa çıkmayın” diyor. Tamam kuralara uyuyoruz ama o maskeleri çıkarıp sokağa atıyoruz.
Pazarcıya ürünü seçtirmeyin deniliyor. Ama pazarcıya poşetlemek zor geldiğinden olsa gerek “Seçmece bunlar” diyor.
Geçtiğimiz günlerde 84 yaşındaki annemin ihtiyacı için pazara uğradım, pazarcıdan domates rica ettim poşeti uzattı, “Seç al abi” dedi. Tabii ben itiraz ederek kendisinin doldurmasını zorla kabul ettirdim.

TEBRİKLER KIZILAY
Türk Kızılay İzmir Şubesi Başkanı Kerem Baykalmış’ın çalışmalarını takdirle takip ediyorum. Gecesini gündüzüne katarak bu kutsal görevi yerine getirmek için çalışan Baykalmış’ın bu azmini görmezlikten gelmemek lazım. İzmir teşkilatını iyi organize eden Baykalmış ile geçtiğimiz günlerde telefonla kısa bir görüşme yaptım. Baykalmış, “Vatandaşlarımız hepimizin sağlığı için gerekmedikçe evlerinden dışarı çıkmasınlar ve devletimizin, sağlık bakanlığımızın uyarılarını dikkate alsınlar” uyarısında bulundu.
Baykalmış, “Bizler Kızılay İzmir Şubesi olarak Sağlık Bakanlığımızın bizlere göndermiş olduğu tüm önlemleri alarak yardım çalışmalarımıza devam ediyoruz. Personelimiz bu konu hakkında titiz bir şekilde çalışmalarına devam ediyor” dedi.
Ben de Kerem Baykalmış ve çalışma arkadaşlarını tebrik ediyorum.
İyi ki varsın Kızılay…

behlul-kacmiyor-muydu

Behlül kaçmıyor muydu?

Turhan görevden neden alındı?