Yunan Bayrağı dalgalanmasın diye…

Ayşegül ÇAKMAK
9 Eylül 2020

Bir ceylan gibi sekerek çıplak ayaklarıyla koşuyor, köy meydanına doğru.

15’inde ya var, ya yok.

Köy meydanına vardığında, sütçü Hatçe teyzenin yemenisin arasından görünen kır saçlarına rağmen, bir çengi gibi zorla dans ettirildiğini görüyor.

Bakamıyor ardına…

Ahşaptan derme çatma evine giriyor,

Kapatıyor kapıyı, çekiyor sürgüsünü…

Kan ter içinde, korkudan kalbi yerinden çıkacak gibi.

Bir bardak su almak için uzanıyor topraktan testiye,

Dışarıdan atılan taşın kırdığı cam sesiyle ürküyor

Başını iki eliyle tutarak yere çöküyor.

Taş yağmuruna tutuluyor…

Bağırışları duyuyor!

Yarım aksan Türkçesi ile biri bağırıyor…

‘Kapıyı aç, yoksa yakarız’

Fatma, açmıyor kapıyı…

Evi ateşe veriyorlar.

Ahşap ev, alev alev yanarak kül oluyor. Fatma’nın bedeni de…

Fatma yanarak can veriyor ama kendisine göz koyan 30 Yunan askerine teslim olmuyor.

Taze gelin Emine ise etrafını saranlara yalvarıyor.

‘Karnımda bebem var. Ne olur yapmayın. Bana acımıyorsanız, ona acıyın’

Pis pis gülüyor Yunan askerleri. Tecavüz ediyorlar tek tek…

Sonra da sapanı saplıyorlar karnına, can veriyor oracıkta bebesiyle.

Köyün az ilerisinde akan derede de Türk kadınlarına, Yunanlılar pis donlarını yıkatıyor zorla…

Rum köyleri hariç bütün Türk köylerin üzerinden, siyah dumanlar tütüyor masmavi gökyüzüne.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘İlk hedefiniz Akdeniz, ileri’ dediğinde Anadolu’daki manzaralardan bazıları böyleydi…

İzmir’in Kurtuluşu, 26 Ağustos’ta başlayan Büyük Taarruz harekâtı sonucu Türk ordusunun Yunan işgali altındaki İzmir’e 9 Eylül 1922’de girmesini belirten tarih teriminin yanında Anadolu insanının yaşadığı tarifi imkansız acılardan tamamen kurtulmasının da göstergesidir…

Bugünü özetleyen durum ise şöyle;

Manisa Akhisar’da yaşıyor Mihriye Yalaz. 85 yaşında.

Dünyanın sayılı zenginlerinden biri olan Yunan armatör Aristole Onassis’in Akhisar’da doğduğu ev, hikayesiyle ünlü oldu.

Akhisar’da yaşayan ve ticaret yapan Yunan armatör Onassis’in, Hashoca Mahallesi’nde bulunan koruma altındaki 3 katlı evi, 1972 yılında Akhisar’ın ünlü iş insanlarından Cemal Yalazı tarafından satın alındı.

Yalazı, evi 4 çocuğunun annesi eşi Mihriye Hanım’ın üzerine yaptırdı. Eşi Cemal Yalazı’nın 2004 yılında vefat etmesiyle, Mihriye Yalazı evde yalnız yaşamaya devam etti.

Dünyaca ünlü armatörün adına kurulan Onassis Vakfı’nın yöneticileri, bir süre önce Yunanistan İzmir Konsolosluğu yetkilileriyle evi görmeye geldi.

Evi, vakıf adına satın almak istedi.

Yunanlılar, 3 milyon Euro önerdi. Tam 26 milyon lira.

Ancak Mihriye Yalazı, evi satmadı.

Neden mi?

Kurtuluş mücadelesinin verildiği topraklarda Yunan bayrağının dalgalanmasına gönlü razı olmadığı için.

Evi satmanın, vatanı satmakla eş değer gördüğü için…

Vatan sevdalısı, milliyetçi, Atatürkçü Mihriye Teyze, geçmiş günlerde Atatürk ve silah arkadaşlarının verdiği onurlu mücadeleyi, bugün taçlandırdı.

Anadolu’nun, Anadolu insanının değerlerini, bedel ne kadar büyük olursa olsun satmayacağını dosta, düşmana gösterdi.

Şehit Gazeteci Hasan Tahsin’in ilk kurşunuyla başlayan, tam tamına bin 213 günlük işgalin sonlandırıldığı, İzmir’in düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümünü kutluyor, başta Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK olmak üzere şanlı özgürlük mücadelemizin tüm kahramanlarını rahmet ve minnetle anıyorum.

Karşıyaka’daki kitap stantlarına ne oldu?

bakandan-bez-maske-aciklamasi

Yok olmayı ciddiye almıyoruz!