Kriz yönetemeyen siyaset

Abone Ol

İzmir’de son günlerde Meslek Fabrikası etrafında şekillenen gerilim, ilk bakışta yerel ölçekte bir belediyecilik tartışması gibi görülebilir. Konu üzerinde biraz düşününce bunun hizmetle sınırlı bir mesele olmadığını anlamak mümkün. Siyasi iletişim ve kriz yönetimi konusunda İzmir yıllar içerisinde birçok örnek, birçok gerilim yaşadı.

İzmir İl Özel İdaresi'nin kapatılması sonrasında kurulan komisyonun Büyükşehir Belediyesi’ne devredilmesi gereken birçok mülkün farklı kamu kurum ve kuruluşlarına devredildiğini unutmadık. İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün günümüzde kullanılan binası büyükşehre değil kamuya devredilen yapılardan yalnızca biri.

Türkiye’de yerel yönetimler algının, iletişimin ve siyasi reflekslerin sahnesi haline gelmiş durumda. Meslek Fabrikası tartışması da tam olarak bu noktada büyüdü.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay yönetiminin süreci güçlü bir iletişimle yönettiğini söylemek zor. Krizin ilk anlarında kamuoyunu ikna eden, şeffaf ve kapsayıcı bir dil kurulamadı. Bu da doğal olarak eleştirilerin artmasına ve konunun geniş kesimlere yayılmasına neden oldu. Direnişin ilk anlarında etkileyici fotoğraf kareleri verilirken Başkan Tugay'ın Halk TV canlı yayınında cep telefonuyla yaptığı bağlantı dahi iyi bir şekilde yönetilemedi.

Ne Başkan anlatmak istediğini aktarabildi ne de televizyon karşısında izleyenler Cemil Tugay'ın uzayan konuşmasındaki monotonluktan konuyu anladı...

Normal şartlarda bu tür konular kentteki muhalefet için ciddi bir fırsat alanı olarak görülüyor. Yerel yönetimin zayıf yönlerini görünür kılmak ve alternatif bir yönetim anlayışını kamuoyuna anlatmak için önemli bir zemin oluşur. Şehrimizde yaşanan süreçte tablo yine bu yönde ilerlemedi ve kentin muhalifleri süreci iyi yönetemedi.

AK Parti cephesinden gelen tepkiler, meseleyi teknik bir tartışma zemininde tutmak yerine, hızla siyasi bir gerilim alanına taşıdı. Eleştirinin tonu ve yöntemi, kamuoyunda beklenen etkiyi yaratmak yerine farklı bir algının güçlenmesine neden oldu. Burada seçmen davranışına bakmak önemli.

2024 yerel seçim sonuçları, İzmir’de CHP’nin oy oranını yaklaşık yüzde 48bandına taşıdığını, AK Parti’nin ise yüzde 35 civarında kaldığını gösterdi. Bu tablo, İzmir seçmeninin sadece ideolojik değil, aynı zamanda algı ve yönetim tarzına duyarlı bir tercih yaptığını ortaya koyuyor.

Özellikle büyükşehirlerde yapılan araştırmalar, seçmenin yüzde 60’a yakın bir bölümünün oy tercihinde 'hizmet kadar iletişim tarzını' da belirleyici gördüğünü ortaya koyuyor. Yani mesele sadece ne yaptığınız değil, nasıl anlattığınız.

HİZMET BEKLİYORUZ

İzmir’de yıllardır var olan 'İktidar İzmir’e hizmet etmiyor' algısı iktidarın da gerçekten hizmet edememesiyle şehir efsanesi olmaktan öteye geçeli çok oldu. Hala Konak Tüneli'ni yaptık başlığına sıkışan hükümetin Ankara-İzmir Hızlı Tren Hattı, İkinci Çevre Yolu, Halkapınar-Otogar Metro bağlantısı ve İZBAN'ın kötü yönetimi gibi konularda kente yeterince destek olamadığı gerçeği ortada.

Bu algı her kriz anında yeniden üretilmeye açık bir zemin yaratıyor. Meslek Fabrikası tartışması da tam olarak böyle bir kırılma noktası oldu. Teknik bir mesele, kısa sürede siyasi cepheleşmeye dönüştü ve bu cepheleşme içinde tartışmanın özü geri planda kaldı.

Benzer bir durumu daha önce İstanbul’da da gördük. Galata Kulesi’nin restorasyonu sırasında ortaya çıkan görüntüler, teknik bir koruma sürecinden çok kamuoyunda yöntem ve yaklaşım tartışmasına dönüştü. Aynı şekilde Yerebatan Sarnıcı’nın vakıflara devredilmesi muhalif belediyelere yöneltilen farklı kıskaç yöntemlerinden örneklerden.

AK Parti’nin süreci sert bir siyasi dil üzerinden yürütmesi, teknik tartışmayı geri plana itti. Bu da kamuoyunda 'hizmet konuşulmuyor, siyaset yapılıyor' algısını güçlendirdi. Daha da önemlisi, bu süreç Cemil Tugay’ın zayıf görülen yönetim performansını tartışılır olmaktan çıkarıp, onu bir tür savunma pozisyonundan avantajlı bir noktaya taşıdı.

Süreçte kaybeden İzmir ve İzmirliler oldu yine. AK Parti'nin bu şehre bakışını çok ciddi şekilde sorgulaması, değiştirmesi, kenti ve kentlileri anlamaya çalışması gerekiyor. Dar alana sıkıştırılan ve adeta rövanş almak için yapıldığı hissedilen hamlelerin halkta karşılığı yok. Sümüklü çocuk benzetmesine dahi konu olan güzel İzmir hem yerel yönetimden hem de hükümetten hizmet bekliyor. Kısır tartışmaları kendi aranızda yapın...