Lakapları baki, arma da Fuji Mehmet bir marka

Abone Ol

Fevzi Zemzem (Buldozer), Nevzat Güzelırmak (İngiliz), Halil Kiraz (Bombacı), Zeki Yalçınkaya (Partal), Levent Eriş (Üstat), Akın Uzun (Baboşko), Muharrem Gürbüz (Kurkubil), Muharrem Dirik (Muyo), İsmail Hamarat (Sütçü), Kadri Özateşler (Kuşçu), Altan Çetindağ (Nandor), Erdem Özkayımoğlu (Kapo), Nihat Umut (Pıtırcık), Kadri Dursun (Tiktak), Aytekin Erhanoğlu (Vosvos), Mahmut Evren (Altınkafa), Mehmet Dinçel (Teke), Hasan Elidemir (Kral), Sancar Kirazlı (Sanço Panço), Nuri Hepyerler (Gazoz), Cihan Yıldırım (Karatay) ve daha onlarca emektar, efsane isime futbolcularımıza takılan lakaplar. Seyirciler, taraftarları, takım arkadaşları, antrenörler, hatta spor yazarları da lakap taktı. Hepsini yazamadım, adı geçmeyenler kusura bakmayın. Ayrıca her şey de yazılmaz ki. Amatör, profesyonel futbolcular esprilidir, taktıkları isimlere alınganlık yapmazlar, küsmezler. Ama bilmeyen yanlış anlar, başka yere çeker. Özdeşleşirler lakaplarıyla, yapışıp kalır. Dış görüntü, kılık kıyafet, takıntılar, sürekli yaptığı hareketler, sahadaki veya antrenmandaki tavrı, stili, oyun tarzı, isminin önüne geçiverir, etkili olur, etken olur. Bazıları ise abartılı olup, ötekileştirmeye, küçümsenmeye gidebilir. Ayıp olmasın diye de yazmam, yazamam. Ayıba girer, aralarına giremem. Lakap takıldığı gibi, küçük ile büyük kelimeleri ismin başına eklenir, baş harfinin yanına nokta konurdu. B.Mehmet, K.Ahmet gibi. Oysa aynı isimde olanların soyadlarını yazdım, yazardım, yıldız tabloya, maç kritiğine, fotoğraf altlarına. Rakamda konmaya başladı K ile B gibi, ismin önüne değil, ardına. 1.Mehmet olmaz, padişah ismi gibi, olmaz. Sedat 1, Sedat 2, Sedat 3, Bursaspor'un efsaneleri. Sedat 3 kaptandı, çok iyi futbolcuydu. Futbolcu olacak, ekmek yiyecek miniğin, gencin yürüyüşünden, topa bir kez vursun anlardı rahmetli Halil Bıçakçı hocam. 70'li yıllarda genç takımda herkese isim taktı. Kendine takılan komik, garip lakapları da vardı, ama söylenemezdi. Göztepe'de 60'lı 70'li yıllarda 5'i bir yerde gibi. Adı Mehmet olan 5 futbolcu kadrodaydı. Mehmetler çoğaldıkça, sayı da verildi. Bundan vazgeçildi, öyle tespih tanesi sayar gibi olmaz. Lakaba döndü, hadi bir bak bakalım. Nasıl karışmasın. Soyadı kullanılmadı, yazalım da anılara ışık tutalım. Şöyle ki; Göztepe'deki ilk Mehmet'ten başlıyoruz, kulübe gelme sırası da önemli. Mehmet Aydın (B.Mehmet, Mehmet I, Tireli Mehmet), Mehmet Işıkal (K.Mehmet, Mehmet II, Papi Mehmet), Mehmet Türken (Mehmet III, Sökeli uzun, Fuji Mehmet), Mehmet Ergun (Asker Mehmet), Mehmet Kiraz (Sarı Mehmet, Bombacı Halil'in kardeşi). Aynı dönemde yer alanlar böyle. İki Mehmet daha katılınca, gelenek devam eetti. Mehmet Akpınar (Mehmet IV, Beşiktaş'ta da oynar), Mehmet Kırmızıbayrak (Mehmet V, Şarlo).

SÖKE ÇİMENTOSPOR'DAN GÖZTEPE'YE

Göztepeli yaşayan efsanemiz, 1948'de Söke'de doğdu. 17 yaşında Söke Çimentospor'da futbola başladı. Söke Gençlikspor'da iki yıl forma giydi. Spor yaşamının 3.yılında, 20 yaşında İzmir'e gelir. Karşıyaka voleybol takımı antrenörü Yücel Gönül ile Göztepeli taraftar Cihan Tosun, arkadaştır, dosttur. Fuji'yi Göztepe'ye getirip, tavsiye ederler. Şimdiki gibi ücret mukabili değil, spora hizmettir aslolan. Menfaatsiz, şartsız koşulsuz. İyi ki vardılar. Denemeye, idmana, çift kale maçına çıkar Göztepe Sahası'nda. Adam olacak çocuk derler ya. Ama o, kendini beğenmez. Olmadı, der Söke'ye döner. Ruhsal ve fiziksel olarak, çekingen kalır. Başlamadı bitti derken, tekrar başlar. Bir başlar pir başlar. Futbolun duayen, efsane ismi, hocaların hocası Adnan Süvari, 'Uzun boylu çocuk, nereye gitti? der, ekler, 'Çağırın hemen gelsin'. Böylece Fuji Mehmet, küllerinden tekrar doğar, öyküsü başlar. 1968-1977, 1979-1981 yılları arasında Göztepe forması giydi, kaptan oldu. Aradaki iki yılda Rizespor'a gitti. 6 kez (A) Milli, 1 kez de Ümit Milli takımlarımızın formasını giydi. İstanbul'da olsa sayı çok daha artardı, ama o Göztepe'den kopamadı, bırakmadı. Lakabı Fuji Mehmet'tir, Mehmet Fahri Türken hocamın. Fuji marka bisikleti olur, idmana onunla gelir gider. Lakabıyla yaşamaya devam eder. Çankaya'da dükkanı olan bisikletçi Muzaffer Onay, parçaları tamamlar. Fuji markasıyla, koskoca armaya hizmet eder. Fuji Mehmet lakabı böyle doğar, büyür de büyür. Şimdiki bazılarını görünce, ağzım açık kalır. Çok mütevazı insan evladıdır Türken hocam. Hani İzmirli olarak avunduğumuz, gururlandığımız maç var, 80 bin seyircili, dünya rekoru kırılan İzmir derbisi Göztepe - Karşıyaka, 0-0 bitti. Avunduğumuz dedim. Nerde bu tatlı rekabetler, son gürültüsüz, sakin maç oldu aslında. Karşıyaka 3.Lig'de, çık artık be Kaf Sin Kaf. Bugün maçı var, Alsancak Stadı'nda. Buluşun süper ligde Göztepe ile el ele de Avrupa'ya, çok mu büyük hayal. Neden olmasın? 16 Mayıs 1981, Atatürk Stadı. Yeşilova tarafındaki, açık tribünde zor zahmet yer bulabildik, yaş 14. 12 Eylül 1980'deki askeri darbenin yaşandığı günler. İşte bu tarihi maçta, 10 forma numaralı Fuji Mehmet ile Gaziemirli sağbek Enver Kapı, birbirlerine rakip olarak sahaya çıkarlar. Maç biter, dostluk, abilik, hocalık, kaptanlık bitmez. Hakemler Halil Atalık, Onur Sorguç, Muhsin Karabağ, Karşıyaka'yı Turgay Meto, Göztepe'yi Erkan Velioğlu çalıştırdı. Fuji hocam o sezon futbolu tadında ve de zirvede bırakır, şampiyon takımda 33 yaşındadır.

HASAN YÜKSEL'DEN ULAŞ ŞIRLANCI'YA

Enver kaptanım devam eder, daha yaşı küçüktür, çok takımda yer alır, bırakır, 38'ine gelir. Aslında bıraktığını zanneder. Gaziemirspor'un hocası Hasan Yüksel hocamdır, şimdinin Altınordu Çevre İlçe Futbol Okulları Sorumlusu. Adnan Süvari merhum hocam gibi, 'Enver'i bulun, gelsin' der. Bizzat arar da. İdmanlara tekrar başlar, 40'ına yaklaşan. Gaziemirspor sevdalısı, gönüllüsüdür Enver Kapı. Kapısında hazır olda bekler, amacı hizmettir. Çıkar sahaya Yeşil-Beyazlı formayı giyer, kaptanlık pazubandını takar. Takım şampiyon olur tarihinde ilk kez 3.Lig'e çıkar Gaziemirspor, yıl 1998. Teknik Direkörtör Hasan Yüksel, kaptan Enver Kapı, takım arkadaşlarıyla büyük mutluk yaşar. Hep bir davetle, unutulmamakla, liyakatla, vefayla başlar ya, her şey. Sporda da böyle. Yeter ki 'birbirimize bakacak yüzümüz olsun'. İyiler mutlaka bir yerde buluşur. O yıllarda maçlarına da çıktığım Enver kaptanım aradı, 'Fuji hocam da onur konuğumuz olacak, sen de gel'. Rahmetli babam Mehmet Aydınoğlu 'davete icabet gerek' derdi, bir de 'seviş ile geviş berabermiş'. Biz de böyle yetiştirildik, bu günlere geldik. Göztepe ile Alaşehirspor forması giyen Ali Rıza Kandemir abim, bacanağı, asker emeklisi, çok hakem ortak dostumuz olan Adnan Güzelcik abimle Gaziemirspor idmanına gittik. Poligon'da buluştuk, Fuji Mehmet hocamı da Fuji olduğu, takım arkadaşının adını taşıyan Göztepe Gürsel Aksel Stadı'nın önünden aldık. Dimdik ayakta, maşallah. O bacaklarla neleri başardı. Olacak o kadar hey gidi yıllar. Bir zamanların 3.Lig ekibi, kulübü Gaziemirspor BAL'da grubunda lider, iyi de gidiyorlar. Tam bir aile ortamı mevcut. Ailecek, sıkı Göztepeli Hasan Yoldaş abime de kavuştum, bu sayede. Ulaş Şırlancı, Selçuk Çalışır, Onur Tevfik Yapıcı, Ayhan Öztunç, Ahmet Burkay, Alparslan Kaan Gürkaş, Burak Kortulu, İbrahim Karaca, Alperen Kızkapan, Ceyhun Güven, Emirkan Kahraman, Emre Kılınç, Mehmet Fahri Yılmaz, Murat Altay, Yalçın Filiz, Abdulahan Türk, Ali İmran Sevika, Batuhan Otyıldız, Eren Çolak, Gökhan Bozca, İsmail Uluhan Kaçarano, Kadir Otçeken, Kemal Güzel, Murat Erdemir, Mücahit karaman, Ömer Vatandaş, Selahattin Berk Haracı, Tuna Şahin, Gaziemirspor'un geniş, güçlü ailesi. Çıktıkları zorlu süreçte, başarılar, kolaylıklar diliyorum her şey, gönüllerince olsun. Hak eden kazansın. Ben de İzmir tutkusu böyle işte, her takımımızın iyiliğini güzelliğini isterim, dilerim. Dostluk adına, insanlık namına. Fermaki emekçilerine de teşekkürler, güzel bir gün oldu. Spor dostluktur, dostlukların bitmemesidir. Her nerede yaşanıyor ve de yaşatılıyorsa...