İrem Buse KIRKKAYALI - EGE TELGRAF/ “Yüksek dağ” anlamına gelen Olympos, sadece tarihiyle değil, doğaüstü atmosferiyle de büyülüyor. Mitolojik anlatılarda “Chimaera” olarak bilinen ve günümüzde “Yanartaş” adıyla anılan bölgeden yükselen alevler, bu antik kente “sönmeyen ateşin kenti” unvanını kazandırmış durumda. Yüzlerce yıldır kendi kendine yanan metan gazı, geceleri büyüleyici bir atmosfer yaratıyor.
ÜÇ OY HAKKINA SAHİP NADİR ŞEHİRLERİNDEN BİRİ
Tarihte Likya Birliği’nin doğu temsilcilerinden biri olan Olympos, M.Ö. 167–168 yıllarında basılan sikkelerde adı geçen altı önemli kentten biri. Roma döneminde korsanların elinden kurtarılan kent, özellikle Çıralı’daki “Hephaistos” kültüyle dini açıdan büyük bir öneme sahipti. Olympos’un geçmişi, Helenistik dönemden Roma ve Bizans’a kadar uzanan katmanlı bir tarihi barındırıyor.
IRMAĞIN İKİ YAKASINA YAYILAN ANTİK KALINTILAR
Olympos’un kalıntıları, Ulupınar Deresi'nin iki yakasında konumlanıyor. Antik dönemde iskele olarak kullanılan bu alanlar, bir köprüyle birbirine bağlanmış. Günümüzde hâlâ bir ayağı ayakta duran bu köprü, kentin tarihine sessizce tanıklık ediyor. Akropol, küçük tiyatro, bazilika, hamam yapıları ve özellikle Kaptan Eudomus’un lahdi gibi detaylar, arkeoloji tutkunları için eşsiz bir keşif rotası sunuyor.
GECEYİ AYDINLATAN DOĞA MUCİZESİ
Olympos’un birkaç kilometre güneybatısında, Çakaltepe'nin yamaçlarında bulunan Chimaera, adeta bu bölgenin kalbi. Gün batımından sonra alevlerin yarattığı büyülü manzara, izleyenleri adeta geçmişin mitolojik öykülerine götürüyor. Efsaneye göre, ateş püskürten Khimaira canavarı bu dağda yaşamış ve Bellerophontes tarafından burada yenilmiştir. Günümüzde ise metan gazı kaynağı olan bu ateş, doğal bir fenomen olarak varlığını sürdürüyor.
HEM YÜRÜYÜŞ ROTASI HEM DOĞA KAMPI
Olympos, yalnızca tarihiyle değil, bulunduğu coğrafyayla da büyülüyor. Ünlü “Likya Yolu” yürüyüş rotasının önemli bir parçasını oluşturan bu bölge, doğa yürüyüşleri, kamp alanları ve masmavi deniziyle macera tutkunlarının uğrak noktası. Özellikle yaz aylarında hem doğayla baş başa kalmak hem de Akdeniz’in serin sularına dalmak isteyenler için Olympos eşsiz bir rota sunuyor.
CARETTALARLA AYNI SAHİLİ PAYLAŞMAK
Olympos’un sahilinde karşılaşacağınız bir başka sürpriz ise Caretta caretta deniz kaplumbağaları. Yumurtlamak için bu kıyıları tercih eden kaplumbağalar, ziyaretçilere doğayla iç içe eşsiz bir deneyim yaşatıyor. Çıralı sahilinde gün doğumu ve gün batımı saatlerinde yürümek, bu nadir misafirlerle aynı kıyıyı paylaşmak anlamına geliyor.
MİTOLOJİ, TARİH VE DOĞA BİR ARADA
Beydağları-Olympos Milli Parkı sınırları içinde yer alan bu kadim kent, aynı anda hem tarihî hem de doğal bir zenginliğe sahip. İç duvarları freskolarla süslenmiş Bizans kilisesi, antik liman kalıntıları ve göz kamaştırıcı tapınak mimarisiyle Olympos, zamana meydan okuyan bir açık hava müzesi niteliğinde.
ZAMANIN UNUTTUĞU BİR DÜNYA
Antalya şehir merkezine yaklaşık 85 kilometre uzaklıkta bulunan Olympos, özel araçla yaklaşık 1.5 saatte ulaşılabilecek bir konumda. Ayrıca Kemer ve Çıralı üzerinden yapılan minibüs seferleriyle de ulaşım mümkün. Ziyaretçilerine hem tarihi hem doğal hem de mistik bir deneyim sunan Olympos, Akdeniz'in en özgün rotalarından biri olmaya devam ediyor.