Altında düşüş hız kesmedi! Gram ve çeyrek altın geriledi: İşte 21 Ekim güncel fiyatları
Altında düşüş hız kesmedi! Gram ve çeyrek altın geriledi: İşte 21 Ekim güncel fiyatları
İçeriği Görüntüle

Ege Telgraf Gazetesi'nden Nihat Ak'ın haberine göre, Ege Telgraf’a konuşan makine mühendisi ve geri dönüşümcü Mehmet Fatih Manav, paslı demirin ve kullanım dışı kalan makinelerin ardındaki ekonomik değeri anlattı. Üniversitede edindiği bilgiyi hurdalıklarda değerlendiren Manav, sokaktaki toplayıcıdan fabrika işçisine uzanan emeğin sanayiye hammadde, ailelere geçim sağladığını vurguladı.

Makine mühendisi ve geri dönüşümcü Mehmet Fatih Manav, mühendislik eğitimini sahada nasıl kullandığını şu sözlerle dile getirdi, “Paslanmış bir demirde, eski bir motorda, kullanılmayan bir makinede değerlendirilebilecek malzeme bulunuyor. Bir makine mühendisi olarak bugün sıfırdan makineler tasarlayıp üretmek yerine, hurdalıklardaki makinelerle uğraşıyorum. Üniversitede öğrendiğim bilgileri, bu makinelerin parçalarını tanımak, kullanılabilecek olanları belirlemek ve malzemelerini doğru değerlendirmek için kullanıyorum.”

Mesleğinin kendisi için taşıdığı anlamı ise, “Eski bir makinenin sessizliğinde yarının üretimini duyuyorum. Çünkü malzemenin değerini bilmek, onu mümkün olduğunca üretimde tutmayı gerektirir. Mühendislik benim için sahada da devam ediyor” sözleriyle ifade etti.

GELİŞMİŞ ÜLKELERİN RAKAMLARI

Gelişmiş ülkelerde geri dönüşüme verilen önemi, açıklanan sonuçlarda net bir şekilde görülebildiğinin altını çizen Manav, “Belediye atıklarının geri dönüşümünde 2024 oranları Almanya’da yüzde 69, Avusturya’da yüzde 60,7, Hollanda’da yüzde 58, Belçika’da yüzde 56,6, İsviçre’de yüzde 51,8 oldu.

Birleşik Krallık’ta 2025’in geçici verileri, ambalaj atıklarının yüzde 70,5’inin geri dönüştürüldüğünü gösteriyor. Danimarka’da aynı yıl depozitolu şişe ve kutuların iade oranı yüzde 92’ye karşılık geldi; 2,2 milyar ambalaj toplandı. İsveç’te iade oranı yüzde 88,4 olurken toplanan ambalaj sayısı 3 milyarı aştı. Finlandiya’da PALPA sistemindeki PET şişelerin iade oranı yüzde 92 oldu.

Japonya’da 2025 mali yılında işlenen cihazların ağırlığı üzerinden hesaplanan malzeme geri kazanımı, çamaşır makineleri ve kurutucularda yüzde 93, buzdolabı ve dondurucularda yüzde 80 olarak açıklandı. Ben bu rakamlarda, düzenli toplamanın ve doğru işlemenin ekonomik değerini görüyorum” dedi.

MALZEMEYİ TANIMAK

Türkiye’de doğru ve verimli bir geri dönüşüm için bir parçanın değerini belirlerken teknik özelliklerinin de bilinmesi gerektiğini vurgulayan Manav, “Bir parçanın ağırlığı kadar bileşimi, temizliği ve kullanım geçmişi de önemli. Demiri, bakırı, alüminyumu doğru sınıflandırmak gerekir. Birbirine benzeyen iki metal, farklı işlemler gerektirebilir. Yanlış ayrıştırma, malzemenin değerini ve geri kazanım kalitesini düşürebilir. Bu nedenle eskilerin değimiyle hurdacılık güncel söylemiyle geri dönüşümcülük dikkat, deneyim ve teknik bilgi ister” diye konuştu.

Manav, eski bir çamaşır makinesinin yeniden üretime uzanan yolculuğunu da somut bir örnekle açıkladı, “Bugün kapınızdan aldığımız eski bir çamaşır makinesi, yarın bir otomobil parçasında, inşaat demirinde veya yeni bir beyaz eşyanın gövdesinde karşınıza çıkabilir. Bunun için her malzemenin uygun işlemlerden geçmesi ve üretimin kalite şartlarını karşılaması gerekir. Makineyi toplar, tesise ulaştırırız. Burada yeniden kullanılabilecek parçalar değerlendirilir; elektrikli bileşenler ve özel işlem gerektiren unsurlar ayrılır. Ardından çelik gövde, bakır kablolar, alüminyum ve plastikler türlerine göre sınıflandırılır. Metal hurdalar uygun tesislerde işlenir, eritilir ve gerekli bileşim sağlanarak üretime hazırlanır.”

SOKAĞIN GÖRÜNMEYEN EMEĞİ

Hurdacıların bir ay çalışmaması halinde geri kazanım zincirinin aksayabileceğini belirten Manav, sokaktaki emeğe şu sözlerle dikkat çekti, “Evlerden, dükkanlardan, atölyelerden toplanan metallerin bir bölümü çöpe karışabilir. Sanayiye ulaşan hurda azalabilir, belediyelerin toplama yükü artabilir. El arabasını iten, bisikletine yük bağlayan, kamyonetiyle mahalleleri dolaşan insanlar geçimlerini sağlarken kaynakların yeniden kullanılmasına katkıda bulunuyor. Günleri ağır yüklerin, uzun yolların ve değişken kazançların arasında geçiyor. Çoğu zaman yaptıkları işin toplumsal karşılığı görülmüyor.”

Manav, bu emeğin görünür olması gerektiğini, “Bu emeğe saygı duymak, mesleği küçümseyen bakışı değiştirmekle başlar” sözleriyle vurguladı.

BİR EŞYANIN GEÇİM ZİNCİRİ

Vatandaşın elden çıkardığı bir eşyanın farklı meslekler için geçim kaynağına dönüşebildiğini belirten Manav, şunları söyledi, “Eski bir buzdolabı düşünün. Onu toplayan hurdacıdan taşıyan şoföre, söküm işçisinden metalleri ayrıştıran çalışana kadar farklı insanların emeği bu yolculukta buluşur. Ardından tesis çalışanları, bakım ustaları, mühendisler ve geri kazanılan metali üretimde kullanan sanayi işçileri devreye girer. Kaç kişiye gelir sağlandığı, eşyanın türüne ve uygulanan işlemlere göre değişir. Ancak her aşamada işçilik, taşıma ve üretim hizmetlerine talep oluşur.”

Manav’a göre bu faaliyetin ticari karşılığında toplama, taşıma, işçilik ve enerji maliyetleri belirleyici oluyor. “Çöpe karışan malzemenin ekonomik değeri kaybolabilir; doğru toplanıp işlenen hurda ise sanayiye yeniden hammadde sağlar. Uygun kaliteyle üretime döndüğünde ithal hammadde ihtiyacının azaltılmasına katkıda bulunabilir” diyen Manav, ailelerin geçimine katkıyı, “Vatandaşın kapısından çıkan eski eşya, insanların emeğiyle ekonomiye dönerken pek çok hanenin ekmeğine katkı sunar” sözleriyle anlattı.

HURDANIN İÇİNDEKİ MADEN

Cevherden üretimle geri kazanım arasındaki farkı uluslararası sektör kuruluşlarının verileriyle anlatan Manav, şu karşılaştırmaları yaptı, “Uluslararası Alüminyum Enstitüsünün karşılaştırmasında, bir ton alüminyumun geri dönüşümü yaklaşık yüzde 95 enerji tasarrufu sağlıyor. Bakırda, temiz üretim hurdalarının doğrudan eritilmesinde enerji tasarrufu yüzde 85’e ulaşabiliyor. Dünya Çelik Birliği’nin hesaplamasına göre, çelik üretiminde kullanılan her ton hurda yaklaşık 1,4 ton demir cevheri ve 740 kilogram kömür tüketimini önlüyor; karbondioksit salımını da yaklaşık 1,5 ton azaltıyor.”

Bu verilerin üretim koşullarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Manav, “Bu kazanımlar, yeni maden ihtiyacını ve madencilik kaynaklı çevre baskısını azaltmaya yardımcı oluyor. Geri kazanılan malzeme, atık olarak bertaraf edilmek yerine üretime dönüyor. Ancak sonuçlar hurdanın saflığına, teknolojiye ve enerji kaynağına göre değişiyor” dedi.

EMEĞE GÜVENCE TALEBİ

Manav, doğayı ve çalışanları koruyan bir sistem için önerilerini şu üç başlıkta topladı, “Doğayı koruyan bir sektörün çalışanını da koruması gerekir. Birincisi, atıklar kaynağında ayrıştırılmalı. Vatandaş evinde, işletme üretim alanında sorumluluk almalı; belediyeler erişilebilir toplama noktaları ve düzenli hizmet sağlamalı.

İkincisi, kayıtlı çalışma kolaylaştırılmalı. Küçük toplayıcının sisteme katılımı eğitim, rehberlik ve uygun çalışma alanlarıyla desteklenmeli. Denetim, haksız rekabeti önlerken kurallara uymayı mümkün kılan desteklerle tamamlanmalı.

Üçüncüsü, iş güvenliği günlük işleyişin vazgeçilmez parçası olmalı. Yangın riskine karşı tedbirler, çalışan eğitimi, koruyucu ekipman ve tehlikeli atıkların lisanslı tesislere yönlendirilmesi birlikte ele alınmalı. İşletmeler güvenli koşulları sağlamalı, yetkili kurumlar denetimi sürdürmeli.”

Manav, çağrısını, “Hurdaya uzanan ellerin yarına güvenle ulaşmasını istiyoruz. Bunun yolu, merkezi yönetimin, belediyenin, vatandaşın ve sektörün ortak sorumlulukta buluşmasından geçiyor” sözleriyle tamamlıyor.

Kaynak: EGE TELGRAF