Ekonomi

Mal var, satış yok; zam var, kaçış yok

Şantiyede sessizlik, üretim maliyetlerinde hareket; siparişte ‘Sistem kapalı’, maliyetler açık… Mal var satış yok, usta var iş yok; ekonomi ise tadilat modunda.

Abone Ol

Nihat AK/EGE TELGRAF- Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın elektrik ve doğalgaz fiyatlarına zam sinyali vermesi, üretim maliyetleri yüksek olan inşaat sektöründe alarm zillerini çaldırdı. Artan maliyet beklentisiyle birçok üretici sipariş alımını durdururken, hem malzeme satıcıları hem de inşaat ustaları belirsizlik nedeniyle temkinli bekleyişe geçti. Ege Telgraf’a değerlendirmede bulunan sektör temsilcileri ise ekonominin lokomotifi olarak görülen inşaatta yaşanacak olası durgunluğun zincirleme etki yaratabileceği uyarısında bulunuyor.

‘SİSTEM KAPALI’

Enerji fiyatlarına zam geleceği yönündeki beklentilerin sektörü adeta kilitlediğine dikkati çeken İzmir İnşaat Malzemeleri İmalatçıları ve Satıcıları Odası Başkanı Cumhur Taşdelen, “Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından doğalgaz ve elektrik fiyatlarına yönelik zam sinyali verilmesi, üretim maliyetlerinin büyük bölümünü enerji giderlerinin oluşturduğu inşaat malzemesi sektöründe ciddi bir tedirginlik yaratmıştır. Bilinmelidir ki; çimento, seramik, fayans, vitrifiye, cam ve benzeri birçok temel yapı malzemesi doğrudan doğalgaz ve elektrikle üretilmektedir. Bu nedenle enerji maliyetlerindeki en küçük artış dahi üretim zincirinin tamamını doğrudan etkilemektedir.
Bu belirsizlik ortamı nedeniyle üretici firmaların önemli bir kısmı, 27 Mart itibarıyla sipariş alımlarını durdurmuş, sevkiyatlarını askıya almıştır. “Sistem kapalı” gerekçesiyle piyasaya mal verilmemesi, zaten durgun seyreden inşaat sektöründe hareketliliği neredeyse tamamen durma noktasına getirmiştir. Alt bayiler ve toptancılar ise önlerini göremedikleri için stok yapmaktan kaçınmakta, bu da piyasadaki daralmayı daha da derinleştirmektedir” dedi.

ÜÇLÜ DENGE ŞART

Üretim çarklarının yeniden tam kapasite dönebilmesi için bir dizi politika üretilmesine ihtiyaç olduğunu belirten Başkan Taşdelen, “Son dönemde uygulanan ekonomi politikalarındaki dengesizlikler, inşaat malzemesi üretiminde ciddi kırılmalara yol açmıştır. Özellikle enflasyon, döviz kuru ve faiz oranları arasındaki uyumsuzluk, sektörün sürdürülebilirliğini zora sokmaktadır. Bu üç temel göstergenin birbiriyle dengeli bir şekilde ilerlemesi gerekirken, mevcut tabloda bu denge tamamen bozulmuş durumdadır. Eğer geçmiş süreçte bu üçlü yapı sağlıklı bir zemine oturtulmuş olsaydı, bugün sektör olarak çok daha güçlü bir noktada olabilirdik. Bu nedenle acilen enflasyon, döviz ve faiz dengesinin yeniden kurulması gerekmektedir. Öte yandan sektörümüz ciddi bir finansal sıkışmışlık içindedir. Üretici firmalar doğalgaz, elektrik, işçilik, sigorta ve vergi gibi tüm girdilerini peşin ödemek zorunda kalırken, ürettikleri malı vadeli olarak piyasaya sunmaktadır. Bu dengesiz yapı, firmaların nakit akışını bozmakta ve üretim çarklarını giderek yavaşlatmaktadır. Enerji maliyetlerine yönelik yeni zam beklentisi ise bu kırılgan yapıyı daha da ağırlaştırmıştır. Birçok üretici firma, artan girdi maliyetleri karşısında üretimlerini azaltma, geçici olarak durdurma ya da tamamen askıya alma hazırlığı içerisindedir. Hatta bazı firmalar, olası daralmaya karşı hangi personelle yollarını ayıracaklarına dair ön çalışmalarını dahi tamamlamış durumdadır. Unutulmamalıdır ki inşaat malzemesi sektörü yalnızca kendi içinde bir üretim alanı değildir. Bu sektörde yaşanacak her daralma; ustasından mühendisine, nakliyecisinden dekorasyoncusuna kadar geniş bir ekosistemi doğrudan etkilemektedir. Sektörde işten çıkarılan her bir çalışan, domino etkisiyle bağlantılı alt sektörlerde onlarca kişinin daha işsiz kalması anlamına gelmektedir. Gelinen noktada hem üretici hem satıcı hem de sahada çalışan tüm kesimler büyük bir belirsizlik ve tedirginlik içerisindedir. Piyasalardaki durgunluk, yatırım iştahının azalması ve finansmana erişimde yaşanan zorluklar, sektörün önünü tıkamaktadır. Sektörün yeniden ayağa kalkabilmesi için öngörülebilir, dengeli ve üretimi destekleyen ekonomik adımların ivedilikle hayata geçirilmesi şarttır. Aksi halde inşaat malzemesi sektöründe yaşanacak daralma, sadece bu alanla sınırlı kalmayacak, ülke ekonomisinin geneline yayılan daha büyük bir istihdam ve üretim krizine dönüşecektir” şeklinde konuştu.

‘KATLANILAMAZ SEVİYELER’

Yeni yapılardan ziyade üyelerinin tadilat işleriyle uğraşır hale geldiğine dikkati çeken İzmir İnşaat Sanatkârları Esnaf Odası Bayraktar Erdem, “İzmir inşaat sektöründe özellikle Karadenizli hemşerilerimizin müteahhitlik alanında yıllardır önemli bir ağırlığı ve emeği bulunmaktadır. Ancak bugün geldiğimiz noktada, bu alanda faaliyet gösteren birçok müteahhidimizin yeni yapı üretiminden çekilmek zorunda kaldığını üzülerek ifade etmek isterim. Son 8 yılda inşaat maliyetlerinde yaşanan olağanüstü artış, sektörümüzü sürdürülebilir olmaktan uzaklaştırmıştır. Arsa teminindeki zorluklar başlı başına bir sorun haline gelmiş; plan, proje süreçlerinden başlayarak beton, tuğla ve diğer tüm yapı malzemelerinde yaşanan fiyat artışları maliyetleri katlanılamaz seviyelere çıkarmıştır. Oysa inşaat sektörü yalnızca bir sektör değildir. İnşaat yapılması demek; onlarca alt sektörün aynı anda harekete geçmesi, istihdamın artması ve ekonominin canlanması demektir. Bugün inşaatın durması, bu geniş ekosistemin de yavaşlaması anlamına gelmektedir” dedi.

‘SANATKÂRLAR ZORDA’

Böyle giderse inşaatlarda çalışacak usta bulunamaz hale gelineceği uyarısında bulunan Başkan Erdem, “ Ne yazık ki odamıza kayıtlı üyelerimizin büyük bir bölümü yeni inşaat projelerinde yer bulamamakta, iş üretmekte zorlanmaktadır. Bu durum, sektörde çalışan işçilerimizi ve ustalarımızı da doğrudan etkilemektedir. Sahadaki güncel tabloya baktığımızda; vasıfsız bir işçinin yani bizim tabirimizle amelenin günlük yevmiyesi yaklaşık 3 bin TL’dir. Duvar ustasının günlük ücreti 5 bin TL’den aşağı değil. Fayans ustalarının günlük kazancı ise 3 bin TL ile 5 bin TL arasında değişmektedir. Bu maliyetlerle günlük işçi çalıştırarak yeni bir inşaatı sürdürebilmek müteahhitler açısından neredeyse imkânsız hale gelmiştir. Sürekliliği olan işlerde maliyetler nispeten dengelenebilse de, yeni projeye başlamak ciddi bir risk olarak görülmektedir. Diğer taraftan iş bulmakta zorlanan ustalarımız da artık gündelik ve düzensiz işlerden uzaklaşarak, daha düşük ücretli de olsa devamlılığı olan işlere yönelmek zorunda kalmaktadır. Tüm bu şartlar altında üyelerimizin önemli bir kısmı faaliyet alanını değiştirmiştir. Bugün yeni inşaatlardan ziyade tamir ve tadilat işleri ön plana çıkmış durumdadır. Çünkü hayat devam ediyor, ancak ne yazık ki inşaatlar aynı hızla devam etmiyor. Üyelerimiz ayakta kalabilmek, ailelerinin geçimini sağlayabilmek için tadilat ve onarım işlerine yönelmek zorunda kalmaktadır. Bizler İzmir İnşaat Sanatkârları Esnaf Odası olarak, sektörümüzün yeniden canlanabilmesi için gerekli adımların atılmasını bekliyoruz. Maliyetlerin dengelenmesi, arsa üretiminin artırılması ve inşaat sektörünü destekleyecek politikaların hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır. Aksi takdirde yalnızca müteahhitlerimiz değil, bu sektörden geçimini sağlayan binlerce insanımız ve bağlı sektörler de olumsuz etkilenmeye devam edecektir” diye konuştu.