MEMDUH GÜNEY – EGE TELGRAF - İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden İZDOĞA ve İZULAŞ A.Ş.’de çalışan ve Belediye – İş Sendikasında örgütlü işçiler 2026 -2028 dönemi toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin tıkanması sonrası bugün eylem gerçekleştirdi. Sendikanın Basmane’de bulunan il binasından Kültürpark İzmir Büyükşehir Belediyesi hollerine yürüyen işçiler İzmir Büyükşehir Belediyesi yönetimine seslendi.
“TÜM GAYRETİ GÖSTERDİK”
Belediye – İş Sendikası 2 No’lu Şube Başkanı Savaş Atalay yaptığı basın açıklamasında “İzmir Büyükşehir Belediyesi bürokratları ile Mart ayından bu yana sürdürdüğümüz, 2026-2028 dönemini kapsayan Toplu İş Sözleşmesi görüşmeleri ne yazık ki uyuşmazlıkla sonuçlanmıştır. Bu sözleşmeler; İZDOĞA A.Ş., İZSU Genel Müdürlüğü, İZULAŞ A.Ş. ve İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesinde çalışan toplam 4 bin üyemizi doğrudan ilgilendirmektedir. Sendikamız, bu sözleşmelerin masada sonuçlanması için elinden gelen tüm gayreti göstermiştir. Ancak Büyükşehir bürokratlarının uzlaşmaz tutumu, süreci tıkamış ve sonuçsuz bırakmıştır. Bugün alanlarda olmamız bizim tercihimiz değildir. Bu tablo; toplu sözleşme masasında diyalog yerine dayatmayı tercih eden anlayışın bir sonucudur” dedi.
“BU SÖZLEŞMELER NASIL SONUÇLANACAK”
Atalay, Yaklaşık 2,5 aydır devam eden bu süreçte sendikamız her aşamada yapıcı bir tutum sergilemiş, sözleşmenin masada bitmesi için yoğun çaba harcamıştır. Ancak saatler süren görüşmeler sonucunda sözlü mutabakata varılan maddeler, imza aşamasına gelindiğinde Büyükşehir yönetimi tarafından geri çekilmektedir. Şunu İzmir Büyükşehir yönetimi dahil tüm kamuoyu bilsin. Belediye-İş Sendikası toplu sözleşmenin üyelerimizin menfaatlerini de gözeterek masada bitmesi için elinden geleni yapıyor. Değerli arkadaşlar toplu sözleşme süreçleri ancak karşılıklı uzlaşma, masada sözlü mutabakata varılan maddelerin tutanak altına alınmasıyla yürür. Toplu sözleşme masasında tartışıp, uzlaşıp sözlü olarak anlaşılan bir maddenin imza aşamasında Büyükşehir yönetimi imzadan kaçarsa bu sözleşmeler nasıl sonuçlanacaktır” ifadelerini kullandı.
“PAZAR TATİLİMİZİ ELİMİZDEN ALMAK İSTEYEN BU ANLAYIŞ…”
Sözlerine devam eden Atalay, “Bu toplu sözleşme sürecinde, Büyükşehir yönetimi bugüne kadar hiç tartışılmamış, tartışmaya bile açılamayacak konuları masaya getirmiştir. Bütün çağdaş ülkelerde temel bir hak olarak kabul edilen hafta tatilinin pazar günü olması uygulaması, İzmir Büyükşehir Belediye yönetimi tarafından kaldırılmak istenmektedir. Hafta tatilinin pazar günü olmaktan çıkarılması girişimi, işçinin dinlenme hakkını, aile yaşamını ve sosyal hayatını doğrudan etkileyen bir girişimdir. Belediye-İş olarak hafta tatilinin pazar günü olması hakkından vazgeçmeyeceğiz. Çünkü, hafta tatilinin keyfi biçimde değiştirilmesi; yalnızca çalışma düzenini değil, emekçinin sağlığını, yaşam dengesini ve toplumsal ilişkilerini de olumsuz etkileyen çağdışı bir girişimdir. İzmir Büyükşehir Belediyesi Sosyal demokrat bir belediyedir. İzmir’imiz ülkemizin çağdaş yüzüdür. Belediye-İş olarak, İzmir’imizi çağdaş çalışma hayatının gerisine düşürmek isteyen bu uygulamaya izin veremeyiz. Bizler, emeğin onurunu ve yılların mücadelesiyle kazanılmış haklarımızı korumakta kararlıyız. Vardiya usulü çalışan arkadaşlarımız zaten işin gereği olarak çalışıyor. Bu toplu sözleşmede de yer alıyor. Biz vardiya sistemi dışında tüm çalışanları, “ben istediğim gün çalıştırır, istediğim günü de tatil günü yaparım” anlayışına karşıyız. Çağdışı dayatmalara asla boyun eğmeyecek, haklarımızı sonuna kadar savunacağız. Pazar tatilimizi elimizden almak isteyen bu anlayış, aynı zamanda toplu iş sözleşmeleriyle elde ettiğimiz sosyal haklardan da vazgeçmemizi istemektedir. Yılların emeği ve mücadelesiyle kazanılmış bu hakları terk etmeyeceğiz” dedi.
“İMZADAN KAÇMAKTAN VAZGEÇİN”
“Bizler toplu sözleşmenin masada bitmesi için sadece elimizi değil, gövdemizi taşın altına koymaya hazırız” diyen Atalay, “İzmir Büyükşehir Belediyesi yönetimine açık çağrımızdır; Masada sözlü olarak uzlaşılan maddelerde imzadan kaçmaktan vazgeçin. Pazar gününü hafta tatili olmaktan çıkarma dayatmasından vazgeçin. İşçinin emeğinden, sosyal hayatından tasarruf etmek anlamına gelecek olan, toplu iş sözleşmeleriyle kazanılmış sosyal haklarımızı gasp etme girişimlerinden vazgeçin” ifadeleriyle açıklamasını tamamladı.