Memurun toplu sözleşme tiyatrosunda 8. perde

Abone Ol

Memur ve emeklilerinin maaş artışlarının belirlendiği ve her iki yılda bir ağustos ayı içerisinde yapılan toplu sözleşmelerin bu yıl 8.si yapılıyor. Hükümet ve yetkili sendikalar arasında yapılan toplu sözleşmelerin ilk toplantısı 28 Temmuz’da başladı ve 16 gün geride kaldı.

Görüşmeler, her ne kadar mevcut hükümet ve siyasetin kontrolündeki sarı sendikalar arasında oynanan bir tiyatrodan ibaret olsa da memur ve emeklilerimiz için hayati öneme sahiptir.

Dolayısıyla, yetkili sendikalar başta olmak üzere toplu sözleşme toplantılarına katılan, yani masada bulunan sendikaların ve tüm sendikaların gündem oluşturması, kırmızı çizgilerini ilan etmeleri ve memurların, emeklilerin ve tüm kamu oyunun desteğini de alması için çabalamaları şarttır. Ancak 7 dönemdir yapılan toplu sözleşmelerden hiç bir şey çıkmaması, alınan zamların enflasyonun altında kalmasıyla enflasyon oranında verilen zamların içinde kalarak bir manasının olmaması, toplu sözleşmelerden beklentiyi de ortadan kaldırmıştır.

Toplu sözleşmeler bilmem, görmem, duymam diyerek üç maymunu oynayanlarla, ekmek yiyorsa karnı toktur diyenler arasında geçmektedir. Her toplu sözleşme döneminin başında sert çıkışlarla talepte bulunanların, sözleşme sonunda geldikleri nokta, 0.5 puanlık artışlara imza atmalarıyla sonuçlanmaktadır. 14 yıldan bu yana yapılan toplu sözleşmelerde, enflasyon farkı zam değildir, enflasyon artı yüzde 3-5 zam istiyoruz bile diyemeyenler halen tiyatro oynamaya devam etmektedirler.

Öngörülen enflasyona göre zam pazarlığı yapmak nedir?

Ülkemizde bu güne dek, hangi ekonomik veriler tutmuştur ki, 2026 yılında öngörülen yüzde 12; 2027 yılında öngörülen yüzde 8’lik enflasyon oranları tutsun.
Reel verilerden uzak TÜİK’in enflasyon hesaplamalarıyla memurlar son 15 yılda yaklaşık yüzde 50 fakirleşmiştir. Yani memurun alım gücü yaklaşık yüzde 50 düşmüştür.

Emekliler ise yaklaşık 15 bin TL’lik maaşlarıyla perişandırlar. Pek çok emeklinin aldığı emekli maaşı kiralarını bile ödeyememektedir.
Toplu sözleşmelere taleplerini klasör klasör götürenler, toplu sözleşme sonunda, ne ek zam, ne refah payı, ne bayram ikramiyesi, ne de defaten söz verilen 3600 ek gösterge problemi gibi hiçbir talep gerçekleşmeden arkalarına bile bakmadan geri dönmektedirler.

Peki neden her dönem böyle olmaktadır? Eğer bir sendikanın varlık sebebi bir siyasi partiyse, o siyasi parti de iktidardaysa, siz hak arayamazsınız. Alanlara inemezsiniz. Sesinizi yükseltemezsiniz. Biz şunu istedik, bunu dile getirdik, onu yazdık, bunu çizdik demek sendikacılık değildir. Sendikacılık otelcilik değildir. Sendikacılık kreşçilik değildir. Sendikacılık taksicilik hiç değildir. Sendikacılık alanda olmaktır. Eylem yapmaktır. Sendikacılık istemek, dile getirmek değil, söke söke almaktır. Masada olan yetkili sendikalara soruyoruz? Bu ölüm sessizliğiniz niyedir? Bir yerlerden talimat mı aldınız? Tehdit mi edildiniz? Yoksa diplomalarınız mı sahte?  İçinde bulunduğumuz süreçte, 19 Ağustos’ta, ya uzlaşma sağlanacak ya da uzlaşmazlık zaptı imzalanacaktır. Yani, kalan süre 5 gündür. Yetkili sendikalardan ses var mı yok, eylem var mı yok. Gündem oluşturma diye bir gayret, çaba var mı? O da yok. Maalesef yetkili sendikalar, yaklaşık 3,5 milyon memur 2,5 milyon memur emeklisi ve aileleri ile birlikte yaklaşık 25 milyon kişinin temsilini ve sorumluluğunu taşıyamamaktadırlar. Memurlarımız ve emeklilerimiz bilsinler istedik.