Merak: Beynin en güzel ilacı

Abone Ol

Gökyüzünde bulutların arasında garip bir şekil var. Balon mu, kuş mu, başka bir şey mi? Bir an durup bakıyorsunuz? Önce hayret ediyorsunuz: “Vay be" diyorsunuz. Sonra zihniniz hemen soruyor: "Bu ne?"

Ama herkes bu sorunun peşinden gitmez. Neden kimileri şaşırmaktan, merak etmekten vazgeçer de kimileri hala çocuklar gibi heyecanlanır, art ardına sorular sorar. Asıl soru yaş aldıkça merak azalır mı, yoksa derinleşir mi?

Columbia Üniversitesi'nden Prof. Jacqueline Gottlieb'in araştırmalarına göre beyin aslında bir tahmin makinesi gibi çalışır. Sürekli " Ne olacak?" diye sorar. Belirsizlik bu tahmini bozduğunda beyin buna tahammül edemez. Hemen harekete geçer: Öğren, anla, tamamla.

İşte merak tam da bu noktada doğar. İnsan tamamen bilmediği şeyi değil, biraz gördüğü şeyi merak eder. Küçük bir ipucu, aralanmış bir kapı, yarım kalmış bir şekil… Tıpkı o bulut gibi. Eğer gökyüzü tamamen karanlık olsaydı,belki de merak hiç uyanmayacaktı.

Hayret ile merak birbirinin kardeşidir ama aynı değildir. Hayret bizi durdurur, büyüler, zamanı yavaşlatır; “vay be” dedirtir. Merak ise harekete geçirir, soru sordurur; “Nasıl, neden, ne zaman?” dedirtir. Biri kapıyı aralar, diğeri içeri girer.

Beyinde böyle çalışır. Hayret anında beyin kendine odaklanan düşünce ağını devre dışı bırakır: Yapılacaklar listesi, geçmiş pişmanlıklar, gelecek kaygılarını bir an için susturulur. O sessizlikte merak devreye girer.

UC Berkeley'den psikolog Dacher Keltner ve UCSF'den Virginia Sturm’un ortak çalışmasında 52 yetişkin, sekiz hafta boyunca haftada bir kez 15 dakikalık "hayranlık yürüyüşü" yaptı. Telefonsuz, programsız...Sadece çevrelerine hayretle bakarak. Sonuç: çok daha fazla olumlu duygu, çok daha az sıkıntı.

MERAKIN SIRRI

UCLA'dan psikolog Alan Castel'ın çalışmasıyla yaş alındıkça genel merakın azaldığı ama kişinin kendi ilgi alanlarına yönelik özel merakının arttığı ortaya çıktı.

Bunun nedeni basit: Orta yaşa kadar her şeyi öğrenmek zorundayız. İş, aile, sorumluluklar. Zihnimiz her şeye yetişmeye çalışır. Ama zamanla yükümlülükler azalır. Ve beynimiz ilk kez farklı bir soru sorar: "Hangi belirsizlikler benim için gerçekten anlamlı?" Buna bilim "seçicilik" diyor. Belki en doğru kelime olgunluktur.

Tel Aviv Üniversitesi'nden araştırmacı Menucha Birenbaum'un bir çalışmasında, merakın yaşam kalitesinin en güçlü belirleyicilerinden biri olduğunu gösterdi. Bir konuya ilgi duymak, öğrenmek istemek, bir hobiye ya da ilgi alanına tutunmak yaşamı daha anlamlı kılıyor.

George Mason Üniversitesi'nden psikolog Todd Kashdan'a göre ise merak bir kişilik özelliği değil, bir beceridir. Körelebilir ama yeniden canlandırılabilir de. Meraklı olanlar daha iyi dinler, daha derin sorular sorar ve yaşamlarını daha dolu hisseder. Merak yaşın bir ayrıcalığıdır, engeli değildir.

Haftada bir kez, sadece 15 dakika, farklı bir gözle çıkın dışarı. Telefonsuz, programsız. Sadece bakın. Gökyüzüne, bir yaprağa, tanımadığınız bir yüze. "Vay be" deyin. Sonra "bu nasıl?" diye sorun.