Meslek Fabrikası’na el uzatmak bu kente meydan okumaktır

Abone Ol

Artık kelimeleri yumuşatmanın, cümleleri yuvarlamanın bir anlamı yok. Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından Meslek Fabrikası binasına yönelik başlatılan el koyma girişimi, açık ve net biçimde bu kentin emeğine, bu halkın alın terine yapılmış bir müdahaledir. Bu, sıradan bir işlem değil; doğrudan bir irade gaspıdır.
Evet, gasp.
Çünkü Meslek Fabrikası dediğiniz yer, bir tabeladan ibaret değildir. O bina işsizliğe karşı verilen mücadelenin adresidir. O kapıdan giren gençlerin umudu, o atölyelerde üreten kadınların özgürlüğü, o sınıflarda alın teri döken emekçilerin geleceğidir. Siz şimdi kalkıp bu yapıya “el koyacağım” diyorsunuz. Peki kimin adına?
Hangi hakla?
Hangi vicdanla?
Bu soruların hiçbirine tatmin edici bir cevap yok. Çünkü bu girişimin arkasında kamu yararı değil, kamuya rağmen alınmış bir karar vardır. Ve herkes şunu çok iyi biliyor: Kamu yararına hizmet eden bir yere el konulmaz, destek verilir. Büyütülür. Yaygınlaştırılır. Ama burada yapılan tam tersidir.
Bu bir yönetim anlayışının ifşasıdır.
Yerel yönetimlerin halktan aldığı yetkiyi hiçe sayan, “Ben yaptım oldu” diyen, halkın kullanımındaki alanları masa başı kararlarla elinden almaya çalışan bir anlayışla karşı karşıyayız. Bu anlayış, ne demokratiktir ne meşrudur ne de kabul edilebilir.
Açık konuşalım: Bu bir güç gösterisidir.
Ama yanlış bir güç gösterisi…
Çünkü bu kentte yaşayan insanlar, Meslek Fabrikası’nın ne olduğunu biliyor. Oranın bir bina değil, bir fırsat kapısı olduğunu biliyor. Ve o kapıyı kapatmaya çalışanlara karşı sessiz kalmayacağını da çok iyi biliyor.
Şunu da hatırlatmak gerekir: Kamu kurumları halka rağmen hareket edemez. Eğer ediyorsa, orada kamu kalmamış, yalnızca bürokratik bir tahakküm kalmıştır. Meslek Fabrikası meselesi tam da budur. Bir yanda halkın doğrudan faydalandığı bir proje, diğer yanda onu ortadan kaldırmaya çalışan bir irade.
Bu tablo kabul edilemez.
Bugün gençler iş bulamazken, kadınlar ekonomik bağımsızlık için mücadele ederken, emekçiler hayatını sürdürmek için her gün daha fazla zorlanırken; böyle bir merkeze dokunmak, sadece yanlış değil, aynı zamanda büyük bir sorumsuzluktur. Bu karar, masa başında alınmış olabilir ama etkisi doğrudan hayatın içindedir.
Ve o hayat, bu kararı reddediyor.
Kimse kusura bakmasın, bu halk kendi emeğine sahip çıkar. Kendi geleceğine sahip çıkar. Bugüne kadar sayısız zorlukla kurulan, büyütülen, binlerce insanın hayatına dokunan bir yapıyı kimsenin keyfi tasarruflarına teslim etmez.
Buradan çok açık bir uyarı yapmak gerekiyor:
Bu yanlıştan dönün.
Çünkü bu mesele büyür. Bu mesele yalnızca bir kurumlar arası tartışma olarak kalmaz. Bu mesele, halkın doğrudan taraf olduğu bir mücadeleye dönüşür. Ve o noktadan sonra hiçbir masa başı karar, o iradeyi bastıramaz.
Meslek Fabrikası’na uzanan el, bu kente uzanmıştır.
Bu halkın emeğine uzanmıştır.
Ve bilinmelidir ki; o el orada kalmaz.