Medicana Zincirlikuyu Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Gizem Gürsoy, migrenin dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen nörolojik bir hastalık olduğunu belirtti. Migrenin yalnızca baş ağrısı olarak değerlendirilmesinin yanlış olduğunu ifade eden Gürsoy, hastalığın iş ve sosyal yaşam üzerinde ciddi kayıplara yol açabildiğini söyledi.
KADINLARDA DAHA SIK GÖRÜLÜYOR
Gürsoy, migrenin kadınlarda erkeklere göre yaklaşık üç kat daha fazla görüldüğünü kaydetti. Hastalığın genç ve orta yaş grubunda yaygın olduğunu, çocukluk döneminde de ortaya çıkabileceğini ifade etti. Çocuklarda görülen migrenin erişkinlerden farklı belirtiler gösterebildiğini belirten Gürsoy, ağrının çoğu zaman iki taraflı olabildiğini ve daha kısa sürebildiğini, bu nedenle tanının gecikebileceğini aktardı.
MİGRENİN BELİRTİLERİ GENİŞ BİR YELPAZEYE YAYILIYOR
Migrenin sadece ağrıdan ibaret olmadığını ifade eden Gürsoy, bulantı, kusma, ışık ve sese hassasiyet, koku duyarlılığında artış, baş dönmesi ve dikkat güçlüğü gibi belirtilerin de görülebileceğini belirtti. Bazı hastalarda ağrı öncesinde "aura" adı verilen görsel veya duyusal belirtilerin ortaya çıkabildiğini de aktardı.
TETİKLEYİCİ FAKTÖRLER TEK TEK DEĞİŞEBİLİYOR
Migren ataklarını tetikleyen birçok faktör bulunduğunu ifade eden Gürsoy, hastaların kendi tetikleyicilerini tanımasının tedavinin önemli bir parçası olduğunu vurguladı. Gürsoy, "Uyku düzensizlikleri, öğün atlamak, susuz kalmak, yoğun stres, hormonal değişiklikler, aşırı kafein tüketimi veya kafeinin ani kesilmesi, migren ataklarını tetikleyebiliyor. Bunun yanında bazı peynir çeşitleri, işlenmiş et ürünleri, mayalı gıdalar ve katkı maddesi içeren paketli ürünler de bazı kişilerde ataklara yol açabiliyor. Ancak her hastanın tetikleyicisi farklı. Bu nedenle kişiye özel değerlendirme büyük önem taşıyor." ifadelerini kullandı.
TEDAVİDE GECİKME KRONİK MİGREN RİSKİNİ ARTIRIYOR
Doç. Dr. Gürsoy, migren hastalarının önemli bir kısmının tanı almadığını veya uygun tedaviye ulaşamadığını belirtti. Bu durumun hastalığın kronikleşmesine yol açabileceğini ifade etti. Kronik migreni, ayda en az 15 gün baş ağrısı ve bu günlerin en az 8’inde migren özelliklerinin görülmesi olarak tanımlayan Gürsoy, tedavide gecikmenin yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürdüğünü söyledi.
MİGRENİN TOPLUMSAL ETKİLERİ DİKKAT ÇEKİYOR
Migrenin sadece bireysel değil, toplumsal bir sağlık sorunu olduğunu belirten Gürsoy, iş gücü kaybı ve sağlık hizmeti kullanımındaki artışın önemli ekonomik etkiler oluşturduğunu ifade etti. Gürsoy, “İşe veya okula devamsızlık, iş performansında düşüş, sağlık hizmeti kullanımında artış ve bakım ihtiyacı, hem bireyler hem de toplum açısından önemli maliyetler doğuruyor. Dünya genelinde migren, engellilikle geçirilen yaşam yıllarının en önemli nedenlerinden biri olarak kabul ediliyor. Bu nedenle migren yalnızca bireysel bir sağlık sorunu değil, aynı zamanda önemli bir halk sağlığı problemi. Migrenli bireylerin çalışma hayatında da zorluklar yaşıyor. 'Migren Dostu İş Yeri' eğitimleriyle işverenler ve çalışanların bilinçlendirilmesine katkı sağlanmalı. Çalışanların yaşadığı zorlukların anlaşılması, uygun çalışma koşullarının oluşturulması ve destekleyici uygulamaların yaygınlaştırılması, hem çalışan sağlığı hem de kurumların verimliliği açısından büyük önem taşıyor. Migren dostu iş yerleri, sağlıklı ve sürdürülebilir çalışma ortamlarının oluşturulmasına katkı sağlayan önemli bir yaklaşım” dedi.
HAZİRAN MİGREN FARKINDALIK AYI
Haziran ayının migren farkındalık ayı olduğunu hatırlatan Gürsoy, erken tanı ve doğru tedavi ile migren hastalarının yaşam kalitesinin artırılabileceğini belirtti. Gürsoy, “Baş ağrısı, yaşamın kaçınılmaz bir parçası değil. Günümüzde migren tedavisinde oldukça etkili seçenekler bulunuyor. Migren görünmeyen bir hastalık olabilir, ancak etkileri son derece gerçek. Farkındalık, doğru tanı ve uygun tedavi sayesinde migrenli bireylerin yaşam kalitesini artırmak mümkün” ifadelerini kullandı.