Modern çağın görünmez tehlikesi

Abone Ol

İnsanlık tarih boyunca doğanın önemli bir parçası olarak dünya üzerinde bulundu. Yeri geldi avlandı yeri geldi tarlada çalıştı uzak mesafeleri yürüyerek katetti. İnsanın vücudunun bedeni binlerce yıl boyunca hareket üzerine programlayarak çalıştı. Ama modern çağın başlamasıyla birlikte bu kadim düzen baştan sona değişti. Bugün insanlar sabahları uyanır uyanmaz otobüse ya da arabaya binip işe gitmeye başladı. Masa başında oturuyoruz bilgisayar başında saatlerimizi tüketiyoruz. Eve döndüğümüzde ise koltukta televizyon kumandası ve telefon elimizde saatlerce ekrana bakıyoruz. İşte bu döngüde farkına varmadan bedenimizi hızla yaşlandırıyoruz.

Son yıllarda uzman örgütlerden tarafından sıkça gelen raporlarda önemli bir ifade yer alıyor. Bu ifadede fiziksel inaktivite küresel bir sağlık sorunudur. Kısacası hareketsizlik artık bir kişisel tercih olarak değil çağın hastalığı olarak hayatımızda. Verilere göre dünya genelinde her dört kişiden biri sağlıklı kabul edilen minimum hareket düzeyinden çok uzakta. Ülkemizde ise bu durum çokta farklı değil. Masa başı çalışmanın artış göstermesi, ekran bağımlılığın gün geçtikçe ilerlemesi, insanları genç yaşlarından itibaren hareketsizlik kapanına itiyor.

Ne yazık ki bu sorunun sonuçları da hemen ortaya çıkmıyor. Hareketsizlik hayatımızdaki sinsi bir düşman. Aynı sigaranın yıllar içinde yavaş yavaş vücudu ele geçirmesi gibi hareketsizlik de fark edilmeden kalp damalarını, kaslarımızı hatta beynimizi ele geçiriyor. İşin en kötü yanı ise bu süreç sonunda vücudumuz erken yaşlardan itibaren yaşlanmaya başlıyor.

Yaşlanma aslında hücre seviyesinde başlayan bir süreçtir. Hücrelerimiz enerji üretirken “serbest radikaller” denilen moleküller açığa çıkar. Normalde vücudumuz bunlarla başa çıkar, ancak hareketsizlik bu dengeyi bozar. Yeterince hareket etmeyen bir beden, antioksidan kapasitesini zayıflatır; yani hücreler daha hızlı yıpranmaya başlar. İşte bu oksidatif stres, ciltte kırışıklıklardan iç organlarda fonksiyon kaybına kadar birçok yaşlanma belirtisini tetikler.

Düzenli hareket eden insanların hayatındaki en önemli şeylerden biri de psikolojik olarak genç kalmaları. Spor esnasında salgılanan endorfin ve serotonin hormonları ruh sağlığını korurken stresi de büyük oranda azaltır. Hareketsiz bir bedenin ortaya çıkardığı isteksizlik ve yorgunlukta insanı erken yaşta yaşlanmış gibi hissettiren en önemli sebeplerden biri.

Hiç kimse dünyaya tembel olarak yaşamak için gelmedi. Bedenimiz koşmaya, yürümeye ve yük taşımaya programlı. Ancak teknoloji bize o kadar çok kolaylık sundu ki hiçbirimizin hareket etmesine gerek kalmadı. Merdivenden çıkmaya gerek kalmadı çünkü asansörler üretildi. İnternetten sipariş vermek varken neden markete yürüyelim ki? Konforun bedeli de işte burada gizli. Kolaylık artış gösterdikçe bedenimiz de işlevsizleşiyor. Bir zamanlar sağlığı için savaş veren insan bugün sağlığını bizzat kendi yaşam tarzıyla kaybedebiliyor.

Hareketsizlik sonucunda sadece fiziksel yaşam hızlanmaz ruhsal yaşlanmada büyük ölçüde etkilenir. Uzun süreler boyunca yorgun, isteksiz ve bitkin hissetmek insanın yaşam enerjisini yerle bir edebilir. Basit bir yürüyüş esnasında vücuda giren temiz hava bile ruhsal bir yenilenmenin kaynağı olabilir.