Devlet hastanelerine gidiyor musunuz yoksa “verelim parası neyse özelde işimizi halledip çıkalım”cı mısınız? Çünkü hastaneler öyle kalabalık ki girildi mi çıkılması zor. Sıra çok, doktorların polikliniğe kaçta başladığı belirsiz.
Elbette acil bir vaka olabilir, toplantı olabilir ya da bir başka sorun. Ancak aynı bölümdeki bir kısım doktorun tıkır tıkır hasta kabulüne başladığın dakikalarda diğerlerinde bir hareketlenme olmayabiliyor.
Çoğu zaman başa baş giden randevu saati ve gerçek saat bu gibi durumlarda epey farklı oluyor. Randevu saati geçmesine rağmen sıra hala kendisine gelmemiş çok hasta ile karşılaşırsınız ve sorun maalesef her zaman hastaların uzun ve detaylı muayenesinden kaynaklanmıyor. Hatta bu ihtimal biraz zor gibi.
Zaten kalabalık olan hastane, geç başlama durumunda daha fazla hasta yığılmasına neden oluyor. Hastalar arasında da “Muayene kaçta başlıyor, sizin doktor çağırmadı daha, bizim doktor yok mu acaba” gibi kıyas ve endişelere neden oluyor.
Doktorların yoğun ve yorucu temposunun farkındayız ancak hastalar için de durum pek kolay değil. Çoğu zaman hastane içinde muayene ve tetkik için oradan oraya koşturmak ortalama yarım gün demek, bir de tahlil, tetkik sonuçları çıktığında gidip gösterme aşaması var, ki yapılacak işleme göre tetkik de sonucun çıkması da aylar sonrasına da sarkabiliyor… İşiydi, okuluydu, izniydi çoğu zaman detaylı bir organizasyon gerektiriyor yani.
Hastaların randevuya gelmesi içinse tekrar tekrar hatırlatma yapılması, randevuya gidilmemesi durumunda 15 gün aynı bölümden randevu alınamaması işlerliği korumak açısından doğru.
Hem hasta hem hekim hem de hastane düzeni için alınacak tedbirlerle işlerlik korunmalı, yığılmaların önüne geçilmeli. Zamanlama da önemli bir kriter, buna da dikkat edilmeli.