Mükemmel ilişki yanılgısı

Abone Ol

İlişkiler söz konusu olduğunda, danışanlarımdan ve okurlarımdan en sık duyduğum cümlelerden biri şudur: Doğru insanla olsaydım bu kadar zorlanmazdım. Bu cümle, ilk bakışta umut dolu gibi görünse de altında oldukça yorucu ve gerçekçi olmayan bir beklenti barındırır. Çünkü bu düşünce, bizi ilişkilerin doğasına aykırı bir noktaya götürür: Sorunsuz, zahmetsiz ve kusursuz bir birliktelik arayışı. Oysa insan ilişkileri, özellikle de yakın ilişkiler, doğası gereği karmaşıktır. İki farklı geçmişten, iki farklı bağlanma deneyiminden, iki farklı duygu düzenleme biçiminden gelen insanın bir arada olması, zaman zaman zorlanmaları da beraberinde getirir. Bu zorlanmalar, ilişkinin yanlış olduğunun değil; insan olmanın bir göstergesidir. Toplumda sıkça romantize edilen “doğru kişi” miti, ilişkilerde yaşanan her problemi yanlış eş seçimine bağlamamıza neden olur. Halbuki terapide sıkça gördüğümüz tablo şudur: Çoğu çift aynı sorunları, farklı kişilerle de yaşayabilirdi. Çünkü mesele çoğu zaman “kimle” olduğumuzdan çok, “nasıl ilişki kurduğumuzdur”.

DUYGUSAL EMEK

Sağlıklı bir ilişki; çatışmasız, problemsiz ya da sürekli uyum içinde olan bir ilişki değildir. Sağlıklı ilişki, çatışma yaşandığında ne yapıldığını gösterir. Taraflar konuşabiliyor mu? Duygular ifade edilebiliyor mu? Suçlamak yerine anlamaya alan açılabiliyor mu? Birlikte kalmayı seçmek, romantik filmlerde gösterildiği kadar kolay değildir. Bu seçim; sabır, sorumluluk ve duygusal emek gerektirir. İlişkide kalmak bazen “haklı olmaktan” vazgeçmeyi, bazen savunmayı bırakıp dinlemeyi, bazen de kendi payımıza düşeni fark etmeyi gerektirir. Elbette uyum önemlidir. Ortak değerler, hayata bakış, ilişki beklentileri kıymetlidir. Ancak tüm bunlar, ilişkiyi otomatik olarak sorunsuz hale getirmez. Asıl farkı yaratan; çiftlerin sorunlarla karşılaştığında nasıl bir tutum sergilediğidir.

DUYGU DEĞİL BECERİ

Terapide sıkça şunu vurgularız: İlişki bir duygu değil, bir beceridir. Bu beceri; iletişim kurmayı, sınır çizmeyi, duyguları düzenlemeyi ve ihtiyaçları ifade edebilmeyi içerir. Ve her beceri gibi, öğrenilebilir ve geliştirilebilir. Yakın ilişkilerde yaşanan krizler, çoğu zaman bir son değil; bir davettir. Daha derin bir bağ kurmaya, kendimizi ve partnerimizi daha yakından tanımaya davet eder. Bu daveti reddetmek de mümkündür, kabul etmek de. Ancak kabul edildiğinde, ilişki sadece sürmez; olgunlaşır.Belki de sormamız gereken soru şudur: “Mükemmel bir ilişki mi arıyorum, yoksa zorlandığımda da kalmayı ve konuşmayı seçebileceğim bir ilişki mi?” Cevap, ilişkilerdeki yönümüzü sandığımızdan çok daha fazla belirler.