Seyahat

Ne Çeşme ne Foça! İzmir'de hala böyle yerler var: Tek bir tesisin olmadığı koy berrak deniziyle büyülüyor

WC'den duşa, restorandan büfeye kadar hiçbir tesisin bulunmadığı Olcabük Koyu'nda ziyaretçileri tamamen doğal bir kıyı deneyimi bekliyor. Hazırlığını yapıp gelenler için berrak Ege suları ve sessizlik ödüle dönüşürken, koy özellikle macera ve doğa tutkunlarının rotasına girebilecek Karaburun duraklarından biri olarak öne çıkıyor.

Abone Ol

AHMET BUĞRA TOKMAKOĞLU - EGE TELGRAF/ Karaburun Yarımadası'nın kıvrımlı yolları boyunca ilerledikçe kalabalıklar geride kalıyor, yerini Ege'nin daha sert ama bir o kadar büyüleyici doğasına bırakıyor. Mordoğan ile Karaburun arasında kalan Olcabük Koyu da bu yolculuğun en sakin duraklarından biri olarak ziyaretçilerini karşılıyor. Burada büyük tesisler, yüksek sesli müzikler ya da sıra sıra dizilmiş şezlonglar yok. Kıyıya ulaşanları taşların arasına vuran dalgaların sesi, yarımadanın rüzgarı ve göz alabildiğine uzanan Ege karşılıyor. Tam da bu nedenle Olcabük, klasik bir tatil plajından çok doğayla baş başa geçirilen uzun bir yaz molasını andırıyor.

BERRAK DENİZ TAŞLARIN ARASINDA PARLIYOR

Olcabük Koyu'nun en dikkat çeken taraflarından biri berrak denizi. Hava koşullarının uygun olduğu günlerde suyun altındaki taşları ve doğal deniz tabanını görmek mümkün oluyor. Kıyı ise incecik kum bekleyenlere göre değil. Sahil ve deniz tabanı iri taşlar, çakıllar ve doğal kayalarla kaplı. Bu sert yapı koya bakir görünümünü kazandırırken denize girerken daha dikkatli hareket etmeyi gerektiriyor. Deniz ayakkabısı kullanmak taşlı zeminde büyük rahatlık sağlayabilir. Özellikle denizin dalgalandığı günlerde kıyıya hareket eden taşlar ayağa çarpabileceği için suya giriş ve çıkış noktalarının dikkatle seçilmesi gerekiyor.

BURADA LÜKSÜN ADI SADECE SESSİZLİK

Olcabük Koyu'nun belki de en büyük ayrıcalığı, bazı ziyaretçiler için dezavantaj olarak görülebilecek özelliğinde saklı. Koyda hiçbir tesis bulunmuyor. Restoran yok, kafe yok, duş yok, WC yok. Gün boyunca çalacak yüksek bir müzik ya da kalabalığın sesini taşıyacak büyük bir işletme de yok. Olcabük'te ziyaretçilerin karşısına yalnızca Karaburun'un doğal kıyısı çıkıyor. Şehrin temposundan uzaklaşıp birkaç saat boyunca yalnızca denizin sesini dinlemek isteyenler için bu sadelik, koyun en büyük zenginliğine dönüşüyor.

HAZIRLAMADAN YOLA ÇIKMAMAK GEREKİYOR

Bakir bir koy deneyiminin karşılığında Olcabük'e biraz hazırlıklı gelmek gerekiyor. Bölgede yiyecek ve içecek satın alınabilecek bir işletme bulunmadığı için özellikle içme suyunun önceden temin edilmesi önem taşıyor. Atıştırmalıklar, güneş kremi, deniz ayakkabısı ve güneşten korunmak için şemsiye ya da uygun bir gölgelik de plaj çantasına eklenebilecek ihtiyaçlar arasında bulunuyor. Özellikle yazın en sıcak saatlerinde doğal gölge imkanlarının sınırlı olabileceği düşünülerek günü sabah erken saatlerde planlamak daha konforlu bir deneyim sağlayabilir.

KALABALIK GERİDE KALINCA MANZARA BAŞLIYOR

Olcabük'e gelenlerin aradığı şey çoğu zaman lüks bir plaj deneyimi değil. Burayı özel kılan, birkaç saatliğine bile olsa Ege kıyılarının eski sessizliğine dönebilmek. Kıyıya oturup ufku izlemek, berrak suda yüzmek ve telefon ekranından uzaklaşıp dalgaların sesine kulak vermek burada günün en büyük keyfine dönüşüyor. Akşamüstüne doğru güneş yumuşadığında ise kayalık sahil ve deniz bambaşka tonlara bürünüyor. Karaburun'un sert kıyı dokusu, günün son ışıklarıyla birlikte kartpostallık bir Ege manzarasına dönüşüyor.

ULAŞIMI DA SANILDIĞI KADAR ZOR DEĞİL

Olcabük Koyu, Mordoğan ile Karaburun arasında yer alıyor. Karaburun merkezden kara yoluyla bölgeye ulaşmak mümkün olurken uygun güzergahlarda yürüyüş yaparak koya erişilebilecek noktalar da bulunuyor. Özellikle yürüyerek ulaşmayı planlayanların yaz sıcaklarını hesaba katması gerekiyor. Sabah erken saatlerde yapılacak yolculuk hem sıcağın etkisini azaltıyor hem de koyun en sakin saatlerini yakalama fırsatı veriyor.

KARABURUN LEZZETLERİ DAMAK ÇATLATIYOR

Olcabük'te herhangi bir yeme-içme işletmesi bulunmadığı için lezzet molası dönüş yoluna kalıyor. Ancak Karaburun merkezine ulaşıldığında Ege'nin en sevilen tatlarıyla karşılaşmak mümkün. Taze balıklar, kalamar ve farklı deniz ürünleri sofraların başrolünü üstlenirken zeytinyağlı mezeler, deniz börülcesi ve mevsimlik Ege otları masayı tamamlıyor. Gün boyunca bakir bir koyda geçirilen saatlerin ardından deniz manzarasına karşı kurulan uzun bir Karaburun sofrası, günü çok daha özel bir finale taşıyor.