Ne olacak bu çocukların hali

İçim acıyor, çok üzülüyorum. Çocuklarımızdan, evlatlarımızdan, gençlerimizden bahsediyorum. Kolay değil, çok zor. 1,5 yıldır evdeler. Hapis gibi. Koşmayı da yürümeyi de unuttular. Dikkatinizi çek...

Abone Ol
İçim acıyor, çok üzülüyorum. Çocuklarımızdan, evlatlarımızdan, gençlerimizden bahsediyorum. Kolay değil, çok zor. 1,5 yıldır evdeler. Hapis gibi. Koşmayı da yürümeyi de unuttular. Dikkatinizi çekti mi, fark ettiniz mi ? Sokakta, şöyle bir bakın. Penguen gibi, yalpalayarak koşuyorlar. 5 metre gidince, nefes nefese kalıyorlar. Bir de obez oldu, çok yiyor, bütün gün bilgisayara bakıyor, bağırıyorlar diye kızıyoruz ya. Çok haksızlık ediyoruz. Hem fiziksel hem de psikolojik olarak her şeyi değiştirdi, korona.  Geçmedi geçmeyecek, bitmedi bitmeyecek bu illet. Ne yapacaklar ya, genç onlar. Enerjilerini harcamaları gerek. Aman ha kötü yola gitmesinler, spora çekmek gerek. Yediklerini bile eritemiyorlar. Depoluyorlar habire. Kan dolaşımı iyi değil, nabız hiç yükselmiyor, terleme, ter atma yok. Nasıl olacak bu iş ? Bu kötü gidişe dur demeli, bi'şey yapmalı. Binalardan, araçlardan, kaldırımlardan spor yapacak yer bulamadıkları gibi, sahada, salonda, havuzda, kulvarda yer almak isteyenlere de engel oluyoruz. Olmaz böyle şey. Niye, korona var ya. İşimize nasıl gelirse.
SAĞLIK İÇİN SPOR DA...
Bir takım, ekip düşünün. Antrenmanda, maça gelirken, mahallede yan yana, dip dibe, burun buruna. Sahaya geliyorlar topluca fotoğraf çektirmek yasak. Aşı şart, PCR de. Sahadaki sağlık görevlisine ibraz edemeyenler, evrakla ispat ve ibraz edemeyenler, oynayamıyor. Garibim amatör takımım, mahalle takımı. Her hafta, her maç için testleri nasıl yaptırsın ? Herkes cebinden de veremez. Bir hal çaresi söyleyin Allah aşkına. Sağlık için aşı, PCR isteniyor. Yoksa, eksikse, evine git deniyor. Spor yapma diyorlar resmen. Spor sağlık değil mi, sağlık spor için değil mi ?
6'SI ÇEKİLDİ, 17'SİNE İZİN YOK
Tablo hiç de iyi değil. İzmir Bülent Meralbaysal U18 Ligi daha yeni başladı. 16 yaşından beri evden çıkamayan gençler, 18'ine geldiler. İlk hafta maçları, daha bismillah, dakika bir gol bir.  Kılları dönse yaygara kopartan takımlardan değiller ya onlar. Sesleri çıkmıyor, duyan da duymak isteyen de yok. Ses çıksa da şak diye ceza. Sıkı durun. U-18'deki ilk hafta, bunun sonrası da var. 17 takım sahaya çıkamadı, evet evet yazıyla, on yedi. İlk haftayı boş geçirdi. 6 takım da ligden çekildi. Eve döndüler, bu yıl hiç oynayamayacaklar. Daha bu belli olan sayı. 17 artı 6 eşittir 23. 30 ile 23'ü çarpın, çıkan sayı sadece İzmir'deki küçük çaptaki, dikkat çekmeyen bir ligin, gençleri. Ya diğer ligler, diğer spor branşları ? Ülke genelini de hesaplayın. Rakam çok büyük değil mi ? Daha da artacak, kartopu gibi büyüyor. Yazık değil mi bu gençlere, günah değil mi, ayıp değil mi ? Gençlerin spor yapması,  anayasal hakkı. Ellerinden alamazsınız.
HÜKMEN YENİK SAYMAYIN, HAK VERİN
Futbol müsabaka yönetmeliğine göre, yeterli, en az sayıdaki oyuncularını, lisanslarıyla, maça çıkma koşullarını ibraz edemeyen takımlar sahaya çıkamaz.  Korona yüzünden aşı ve PCR zorunluluğu getirildi. Bu şartları yerine getiremeyenler sahaya, maça çıkamaz. Maç oynanmaz, Rakip de evine gönderilir. Sonra da masa başındakiler çayını, kahvesini yudumlayıp, çikolatasını, kekini yerken karar verir, şak diye. '3-0 hükmen yeniksiniz' bu kadar basit yani. Ey sporu yönetenler, biraz insaf, biraz vicdan, biraz hoşgörü. Normal değil ki bu, yaşadıklarımız. Spor bu, miras davası, kavgası değil. Sizin çocuğunuz, evladınız yok mu ? Korona sizin oralarda yok mu ? Üç kez sahaya çıkmayanı da şutlarsınız. Aslında takımlar hiç olmasa ne de güzel, idarecilik yaparsınız. Savaşta düşmana yapılmaz bu. Tamam taahhüt verdiler ama öyle böyle değil, hepimiz çok zor günler yaşıyoruz. 3-0 filan yapmayın, başka tarihe erteleyin. Yemişim şampiyonluğu, kupayı filan. Çocuklar spor yapsın spor. Engel olmayın, gölge etmeyin çekilin, kenara göremedikleri güneşi görsünler.
FORMA AŞKINIZ OKEY DE
Neredeyse 40 yıldır işim, gücüm gençler, çocuklar. Bunları yazmazlar, gözü yükseklerde olanlar, yazamaz. İşlerine gelmez. Ön plana çıkamazlar, sükse yapamazlar, başka türlü. Tek dertleri bu, altlardakilere neler oluyor, umurlarında olmaz. İstanbul takımlarının maçlarını, Süper Ligi yazmayanları amiyane tabirle dövüyorlar, küçük görüyorlar. Ben de iki satır kelam edeyim. Ayıp olmasın. Tamam VAR bir rezalet, hakemler hatalı, kararsız, haksız, formsuz. O da tamam da. Siz çok mu harikasınız. Herkes giymiş formasını, yorum yapıyor, yazıyor, konuşuyor. Yanlış olduğunu, bilseler bile. İlla takımlarını korur gibi görünmeye çalışacaklar. Sürü psikolojisi. Renk sevdası, forma aşkı, imiş. Onu da anlarım da. Bari yenildiğiniz de bahane uydurmayın. Adaleti düşünün.
KARPUZ İLE KAVUN MİSALİ
Neymiş Galatasaray'ın attığı gol niye ofsayt değilmiş, Beşiktaş'ın ofsayt nedeniyle sayılmayan golü de asla ofsayt değilmiş. Falan filan. İki pozisyonda tıpa tıp aynıymış. Büyük yalan, hem de iftira. Karpuz ile kavun gibi fark var. Forma, renk filan adamı böyle yapıyor. GS'nin kazandığı gol, ofsayt değil, olamaz. İki pozisyonun birbiriyle alakası yok. Forma aşkı, renk sevdası mantığın, doğrunun önüne geçmemeli, önce adalet. Kaleye şut. Avantaj sağlayan yok, kaleciyi tedirgin eden yok, bildiğiniz sert şut, doğrudan kaleye. BJK maçındaki de şöyle. Oyuncu, ofsayt konumunda. Ayağını kaldırıyor, top altından geçiyor. Ayağını kaldırmasa top, ona değecek yine ofsayt. Kalecinin de önünü kapıyor, avantaj sağlıyor. Var mı sorusu olan ? Önce adalet, hep bana hep bana olmaaaz. Dağın zirvesine bakmayın, eteklerini de görün.
MASKEYİ TAK, MAÇA TORUNA
İkisi de aynı yaşta, 85'i devirdiler. 65 yıllık evli, Hediye Çapar - İbrahim Çapar çifti. Evlatlar, torunlar. Onlar da korona mahsurlusu, 1,5 yıldır evden çıkamadılar. Tribünler onlara da açılınca. Aşılarını yaptırdılar, maskelerini taktılar. Torunları Mert Çapar'ı izlemeye gittiler. Mert, Nazilli Belediyespor'un alt yapısında başladı, 5 yıldır profesyonel olarak forma giyiyor. Babaanne ile büyükbaba Nazilli'deki maçlara stada 25 kilometre uzaklıktaki Işıklar Mahallesi'nden dolmuşla geliyor. Torunlarına destek olurken huzur buluyorlar. Mert de onlar için iki kat fazla oynuyor. Seviniyorum değerli büyüklerimin ayaklarına sağlık, en güzel nokta da. Böyle güler yüzlü insanlarımız tribüne gelirse, küfür de çok azalır, hatta biter diye düşünüyorum. Teşekkürler muhteşem üçlü, sevgi ve saygılarımla.
ZÜLFİKAR'IN ŞAİR KIZI ELİSA BATIN
Zülfikar Karaca, yılların emektar futbolcusu. Kemik gibi sağlamdır, canla başla oynar. Masterler, veteranlar liginde oynuyor. Sadece top olsun hayatında iki ay da süre verin 2.Lİg'de iyi bir takımda banko oynar. Yıldız - Zülfikar Karaca çiftinin üç evladı var. Biri de yolda, 3,5 ay sonra kısmetse geliyor dünyamıza. İki kız, iki oğlana bağladı. Skorda beraberlik var. Tümay Karaca, Ömer Tugay Karaca, Elisa Batın Karaca ve yeni konuğumuz, adını sormadım. Doğsun hele, hayırlısıyla. Takım kadrosu gibi. Kız, erkek, kız, erkek, sıralama böyle. Ee ne de olsa sporcu. İzmir Ahmet Ragıp Üzümcü İlkokulu 3-M Sınıfı'nda öğrenimine devam eden, üçüncü evlatları Elisa Batın Cumhuriyet Bayramı başlıklı şiiriyle 1.oldu, madalya aldı. Vatansever anne babanın vatansever evlatları böyle olur. Tebrikler Karaca ailesi, kalemine yüreğine sağlık Elisa Batın. Büyük adamsın Zülfo.