Seyahat

Ne Şirince ne Birgi! 700 yıllık zaman yolculuğu köyü: Renkli evleri ve mis gibi havasıyla İzmir’e birkaç saat uzaklıkta

Cumalıkızık, 700 yılı aşan tarihiyle Osmanlı’nın ilk yerleşim izlerini bugüne taşıyan, dar taş sokaklarında geçmişin hala yaşadığı eşsiz bir köy. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan bu köy, tarihi evleri, kültürel mirası ve geleneklerini koruyan yaşam tarzıyla ziyaretçilerine adeta zamanın durduğu bir Osmanlı atmosferi sunmakta

Abone Ol

Ahmet Buğra TOKMAKOĞLU - EGE TELGRAF/ Bursa şehir merkezine yaklaşık 11 kilometre uzaklıkta, Uludağ’ın kuzey eteklerinde kurulu Cumalıkızık, Türkiye’de Osmanlı’nın erken dönem kırsal yaşamını en iyi koruyan yerleşimlerden biri olarak dikkat çekiyor. Yıldırım ilçesine bağlı mahalle statüsündeki köye şehir merkezinden yaklaşık 20 dakika içinde ulaşılabiliyor. Ancak Cumalıkızık’a adım atan ziyaretçiler için bu yolculuk sadece kilometrelerle ölçülmüyor; aynı zamanda yaklaşık yedi yüzyıllık bir tarihe yapılan bir zaman yolculuğuna dönüşüyor. Kuruluşu 1300’lü yıllara dayanan Cumalıkızık, Osmanlı Devleti’nin Bursa ve çevresinde yerleşmeye başladığı ilk dönemlere tanıklık eden bir köy olarak biliniyor. Bir vakıf köyü olarak kurulan yerleşimde tarihi doku büyük ölçüde korunmuş durumda. Bu özelliği sayesinde Osmanlı’nın erken dönem sivil mimarisinin kırsal örnekleri günümüze kadar ulaşmayı başarmış ve köy, tarih meraklıları ile ziyaretçilerin ilgi odağı haline gelmiş durumda.

AYAKTA KALAN TARİH

Cumalıkızık, Uludağ eteklerinde kurulan ve “Kızık köyleri” olarak bilinen yerleşimlerin günümüze ulaşan beş örneğinden biri. Değirmenlikızık, Fidyekızık, Hamanlıkızık ve Derekızık ile birlikte yaşayan bu tarihi köy, geçmişte bölgede bulunan diğer Kızık köylerinden farklı olarak zamanın ve değişimin etkisine rağmen varlığını sürdürebildi. Bayındırkızık, Dallıkızık, Bodurkızık, Ortakızık, Camilikızık, Kiremitçikızık, Kızıkşıhlar ve Kızıkçeşme gibi birçok yerleşim ise günümüze ulaşamadı. Bu nedenle Cumalıkızık yalnızca bir köy değil; aynı zamanda kaybolan bir kültürün yaşayan temsilcisi olarak görülüyor. “Kızık” adının ise Uludağ’ın dik etekleri ile vadiler arasında sıkışmış bu yerleşimlerden geldiği ifade ediliyor. Cumalıkızık ismiyle ilgili iki farklı anlatı bulunuyor. Bunlardan ilki, çevredeki köylerden insanların cuma namazı için bu köyde toplanmasından dolayı köyün bu isimle anılması. Diğer bir söylence ise Osman Bey’in köyün kurulduğu günün cuma günü olmasından dolayı buraya “Cumalıkızık” adını verdiği yönünde.

DAR SOKAKLAR VE RENKLİ EVLER

Cumalıkızık’ın en dikkat çekici özelliklerinden biri, köyün mimari dokusunu oluşturan tarihi evler. Köyde Osmanlı döneminden kalma toplam 270 ev bulunuyor ve bunların yaklaşık 180’i hala kullanılmaya devam ediyor. Ahşap, kerpiç ve moloz taş kullanılarak yapılan bu evler genellikle üç katlı olarak inşa edilmiş. Evlerin üst katlarında cumbalı veya kafesli pencereler bulunurken giriş kapılarındaki tokmaklar ve kulplar dövme demirden yapılmış. Sarı, beyaz, mavi ve mor renklerle boyanan evler köye masalsı bir görüntü kazandırıyor. Evlerin arasındaki kaldırımsız, taş döşeli ve oldukça dar sokaklar ise ziyaretçilerin geçmişle en güçlü bağı kurduğu yerlerden biri oluyor. Köyde dolaşırken sokakların ortasından akan küçük su yolları ve taşların arasında yankılanan adımlar, ziyaretçilere adeta yüzyıllar öncesinin günlük yaşamını hissettiriyor.

TARİHİN ORTASINDA YAŞAYAN KÜLTÜR

Cumalıkızık yalnızca mimarisiyle değil, yaşattığı kültürel değerlerle de öne çıkıyor. Köy meydanında yer alan Cumalıkızık Etnografya Müzesi, bölgenin geçmiş yaşamını anlatan eşyaları ve kültürel unsurları ziyaretçilerle buluşturuyor. Büyükşehir Belediyesi ve köy halkının katkılarıyla oluşturulan müzede, yaklaşık 700 yıl öncesine uzanan yaşam biçimini, gelenekleri ve gündelik hayatın izlerini görmek mümkün. Köyde Osmanlı döneminden kalma cami, caminin yanında bulunan Zekiye Hatun Çeşmesi ve tek kubbeli hamam da tarihi yapılar arasında yer alıyor. Ayrıca köyün yakınlarında Bizans dönemine ait bir kilise kalıntısı bulunması, bölgenin tarihinin Osmanlı’dan çok daha eskiye dayandığını gösteriyor. Bölgede narenciye, ceviz ve kestane yetiştiriliyor. Uludağ’ın eteklerinde yer alan doğal çevre ise köyün tarihî dokusunu tamamlayan önemli unsurlardan biri.

SAVAŞLAR, ZAMAN VE DEĞİŞİM ARASINDA

Cumalıkızık’ın bugüne kadar korunarak ulaşmasında tarihin önemli dönemeçleri de rol oynadı. 1920 - 1922 yılları arasında yaşanan Yunan işgali sırasında çevredeki birçok köy zarar görürken Cumalıkızık büyük ölçüde varlığını korumayı başardı. Bu sayede köy, Osmanlı’dan kalan mimari ve kültürel yapısını günümüze aktarabilen nadir yerleşimlerden biri haline geldi. Tarihi dokunun korunması için çeşitli çalışmalar da yürütüldü. Cumalıkızık Koruma Yaşatma Projesi bu girişimlerden biri olarak köyün doğal ve kültürel mirasının kaybolmaması amacıyla hayata geçirildi.

DİZİ VE FİLMLERİN DE GÖZDESİ

Cumalıkızık’ın tarihi atmosferi, sinema ve televizyon dünyasının da ilgisini çekiyor. Köy, birçok dönem dizisi ve filme ev sahipliği yaptı. Türk Kurtuluş Savaşı’nı anlatan “Kurtuluş”, Osmanlı’nın kuruluş dönemini anlatan “Kuruluş” dizisi ve “Kınalı Kar” gibi yapımların bazı sahneleri bu köyde çekildi. Dar sokakları, taş duvarlı evleri ve geçmişi hatırlatan atmosferi sayesinde Cumalıkızık, ekranlarda sık sık tarihî bir sahne olarak karşımıza çıkıyor.

AHUDUDU FESTİVALİYLE YAŞAYAN GELENEK

Cumalıkızık’ta kültürel hayat yalnızca tarih anlatılarıyla sınırlı değil. Köyde 2015 yılından itibaren Uluslararası Ahududu Festivali düzenleniyor. Haziran ayında yapılan festival, hem köy halkını hem de ziyaretçileri bir araya getirerek bölgenin geleneksel üretim kültürünü yaşatıyor. Festival boyunca köyün sokakları renkli görüntülere sahne olurken, ziyaretçiler hem yerel ürünleri tatma hem de tarihi atmosferi daha yakından deneyimleme fırsatı buluyor.

ZAMANIN DURDUĞU SOKAKLAR

Cumalıkızık’a gelen ziyaretçiler için bu köy yalnızca bir turistik gezi noktası değil. Dar sokaklarında yürürken taş duvarların, renkli evlerin ve eski çeşmelerin arasında insan kendini geçmişin içinde buluyor. Kapıları aralanmış eski evler, pencerelerden sarkan çiçekler ve köy meydanında yankılanan sohbetler, yüzyıllardır süren bir yaşamın izlerini taşıyor. Belki de Cumalıkızık’ı bu kadar özel yapan şey tam olarak bu. Burası tarihin yalnızca anlatılmadığı, hala yaşadığı bir yer.