O gören, bilendir...

Abone Ol

Alıcılarınızla oynamayınız, bu bir spor yazısıdır. Yaşamda ne varsa sporda o vardır, sporda ne varsa da yaşamda. İçim daralıyor, yüreğim sızlıyor. Yapacak bir şey yok, hayra alamet olsun. Es geçemem. Giderken de gönderirken de 'son' diye düşünmemek gerek. Her şey geride kalıyor. Veya çok daha ileride. Dört güzel insan, İzmirliler. Son hafta kaybettiklerimiz, Beşiktaşlı, İzmirsporlu, Fenerbahçeli, Galatasaraylı. ŞİNASİ YURTSEVER; Toprağı insanı bereketli Balçova'dan. İzmir Karataş Lisesi, 1990 mezunu. Yeni Asır'da birlikte çalıştığımız gazeteci kardeşim Bülent Gürlük'ün GSF'den sınıf arkadaşı. Güzel Sanatlar Fakültesi'nden çok erken kayıplar verdik. Temel Tekin, Evren Nazım ile Hülya İniş Koper'i toprağa vermenin hüznünü yaşadık. Bülent'ime sağlıklı ömür diliyorum, sanat dolu olsun. 83'lüyüm aramızda 7 koca yıl olsa da. İKL'den Meltem Okudurlar Erdoğan, Berna Tüz, Emre Aytekin, Altuğ Yamak, Hilmi Kaya,  Gamze Kuzey, Sevinç Antertepe Şahin, Özlem Saraç, Devin Özgün Çınar ile Berna Kocaoğlu okul ve sınıf arkadaşları, acımızı paylaştı. Sağ olsunlar. 1990 yılı ajandasında bile yazıyor, neşeli esprili. O zamandan belliymiş. Sonradan sanatçı olunmaz. Karataşlı olmak, zaten bir ayrıcalıktır. Kardeş Payı'ndaki Hilmi'yi de Şinasi kardeşimi de unutamam. ALİ PEDÜK; Kıymeti bilinmeyen, gerçek profesyonel futbolculardan Hakan Kanmetin'in çocukluk arkadaşı. Zafer İlkokulu'nun bahçesine top oynamaya giderlerdi. Hayal meyal hatırlıyorum, Eşrefpaşalıdır. Hakan kaptanım gibi aktif sporculuğu yoktu. Spor insanı, Yapıcıoğlu Gençlik'i ayağa kaldıran Mehmet Sait Başdaş başkanın, komşusu idi. Annesi Bloklar'da otururdu. Beyin kanaması geçirdi, sol tarafa felç indi. Taburcu oldu, on beş gün evinde kaldı kalp yetmezliğinden kaybettik. 

HER SABAH GÜNEŞ DOĞAR

TAYFUN URCAN; İzmirspor'da yöneticilik yaptı, başkanlığa adaylığını da koydu. Eşrefpaşa Giritliler Derneği üyesi. Sosyal bir insan evladıydı. Hayat bu, iki güzel Eşrefpaşalı, sıkı Galatasaraylı Ali Pedük ile beraber, aynı gün aynı vakit namazından Eşrefpaşa Camii'nden son yolculuğuna uğurladık. Saatçı-Totocu Hüseyin Özkoç abimin, büyüğü 1960'lı 70'li yılların yıldızı efsane İzmirsporlu futbolcu Erdoğan Özkoç kaptanımı da aynı musalla taşından uğurlamıştık. TANYELİ; Çekmediği çile, yaşamadığı acı kalmadı. O da İzmirli, İzmir doğumlu. Film gibi bir hayat yaşadı, denir ya. İşte tam ondan. Hatta daha fazlası. Bergen gibi filmi çekilmeli, belgesel bile olur yaşamı. Asıl adı Öznur Kral. Bir iki hafta önce instagramından da paylaşmıştı. 'Yaşa Fenerbahçe, beni çok mutlu ettiniz' dedi coşkuyla, meğer son günleri imiş. Futbolcuların imzası olan forma hediye edilmişti. Ali Koç ile Burak Kızılhan'a da teşekkür etmişti. 'Tek kurtarıcım ‘O’ olduğunu daha o zaman idrak etmişim. O günden bugüne değişmeyen bıdı bıdı bıdı hep konuşurum hep. Mucizeler kapısı açan Rabbime her nefesim dua da zikir de çok şükür. Ayçiçekleri papatyaları ve gelincikleri için teşekkür ediyordum hep. Güneşi, ay ve yemyeşil ağaçları ve çiçekleri görünce çok mutlu olurdum. Rüyamda ne hediyeler vardı, 'ak sakallı dede' sanırdım rüyamda benimle konuşanı' diye notunu düştü. Yaşarken de son yolculuk geldiğinde de tutulan, takımların ne kadar anlamsız olduğunu, kalp kırmanın gereksizliğini daha iyi anlıyor, insan. Mekanlarınız cennet olsun, ışıklar nurlar içinde kalın Allah rahmet eylesin. Bir gün yerde görüşmek ümidiyle. Benim dememle de olmuyor ama. Son sıra, ilk sıra. Her ikisi de erkendir, hem de çok erken. Geçinden versin Yüce Yaratan, o her şeyi gören ve bilendir...