Ofsayt

Abone Ol

Yaşam yolculuğunda insanların birbirlerinden hep bir adım önde olma arzusunu iyi kötü anlayabiliyorum ama birinin önünde yer almak için hile yapmak insanın boyunu kaç karış uzatır, bakın işte onu hiç bilemiyorum. Her durumda bu eylemin kişinin ruhsal yapısına çok önemli bir hizmette bulunduğu kesin. Başka türlü ne diye yaşansın bu itiş –kakış. Sıra beklenen yerde halk deyişiyle kaynak yapmayı, otobüse binme kargaşasında ön almaya çalışmayı, iş yerinde yükselme sürecine etki edecek etik dışı faaliyetlerde bulunmayı ve elbette menfaat dağının zirvesine giden yolda herkesi bir şekilde aşma gayretine eklemlenmiş usulsüz işler yapmanın her birini alt alta yazıp toplasanız, bunların yaşamda maddiyat anlamında kısa süreli sahte tatmin sağlasa dahi insana fazladan üç beş nefes kazandıracağına ihtimal vermem. Öne geçmenin sağlayacağı pek çok avantaj olsa bile sonuçta dönüp dolaşıp kuralın sunacağı sonuçlardan uzakta kalmak mümkün değil. Futbolun kurucu babaları olarak kabul edilen İngilizler bu tip mücadelelere bakış açılarını doğrudan yana olmak ve oyunun belli kurallara göre oynanması üzerinden geliştirmişler. Bu anlamda futbol kitabında ofsayt olarak adlandırılan muamma da özde futbolda bildiğimiz her türlü bedavacılığın düşmanı olarak olumlu bir kural. Böyle dedik ama oyun alanında ille de bir başkaldırı ve özgürlük talep ediliyorsa bunun adresi de yine 11. Kural olmalı çünkü sorun ofsaytın kalkıp kalkmaması değil, yaşadığımız günlerin gereklerine göre yeniden düzenlenmesi. Çağımız artık olumluyu düşünene prim tanıyan, hız ve estetik görsellik içeren mücadeleci bir dünyaya doğru hızla yol almakta. Öyleyse şimdi gelin isterseniz herkesin kendince mükemmelen bildiğine emin olduğu, fakat üzerinde hiç kimsenin anlaşamadığı, futbol oyun kuralları içinde en hassas ve oyun oynanırken olup olmadığı bin türlü tartışmaya konu kural olarak bilinen ofsayta göz atalım. Tanım mı? İşin kötüsü sözlükte bulabileceğiniz türden bir tanımı yok efendim. Onun yerine yeni kural kitabında dört koca sayfada anca açıklanmaya çalışılan“ ne ofsayttır ne değildir” gibi garip hikayeler dizisi var. Yine de peşinen söyleyeyim kale vuruşundan, taç atışından ve kornerden ofsayt olmaz. Biraz ilkel ve haddimiz olmayarak izahata gelirsek; Hücum eden takımınbir oyuncusu takım arkadaşı tarafından topla son kez oynandığıanda (temas diye anlayın ) rakip sahada bulunması ve yine rakip kaleyle arasında iki rakip oyuncu bulunmaması şartıyla, eğer toptan kaleye daha yakınsa ofsayt pozisyonundadır. Başka deyişle oyuncu kendi takım arkadaşınca topla son kez oynandığında kendi yarı alanında veya bu oyuncu rakibin sondan ikinci oyuncusu yahut rakibin son iki oyuncusu ile aynı hizada ise ofsayt falan değildir.

968 NUMARALI SİRKÜLER

FIFA Genel Sekreteri Urs Lins tarafından ülke federasyonlarına yeni gönderilen 968 numaralı sirkülerde ofsayt kavramı: “Ofsayt, kafanın, vücudun veya ayağın rakip kale çizgisine toptan ve sondan ikinci rakipten daha yakın olması durumunu ifade eder. Son adam terimi ise topun ayaktan çıktığı anda, topun kaleye sondan ikinci rakipten daha yakın olması durumunu belirtir” diye açıklanır. Hadi buyurunuz anlayanlar anlamayanlara anlatsın diyeceğim ama anlayanların bile kafalarını çorba edecek, onlarca olasılığa göre birbirinden farklı öyle değerlendirmeler var ki, tartışma başlayıp bir süre geçtikten sonra “Allahım, sen aklıma mukayyet ol “diye bağıracak hale gelirsiniz. Eh siz de lütfen anlayışla karşılayın ki garibim hakem o biriki saniyelik zaman diliminde ne yapsın. Hem az merak edip biraz okuma zahmetine katlanırsanız, iyi bildiğinizi sanıp bol keseden ahkam kestiğiniz diğerlerindeki gibi ofsaytı da doğru dürüst bilmediğinizi göreceksiniz. Eski versiyonlarında “hakemin kanaatine göre” bir oyuncu oyuna veya rakibe müdahale ediyor veya bulunduğu pozisyondan kendisine avantaj elde ederek aktif oyuna dahil oluyorsa ofsaytta olarak düşünülmekteydi. Bu düşünce varlığını sürdürmekle birlikte aradan geçti onlarca yıl veöyle mi böyle mi diye diye geldik bugünkü kural kitabında yer alan ve adama doktora tezi yazdırtacak derinlikteki dört sayfa izahata. Benim korktuğum, gün geçtikçe basite indirgeneceğine karmaşıklaştırılan kuraldan umulan fayda neydi onun unutulması yahut çaktırmadan güçlünün talebine göre biçimlendirilmesi. Sanırım bu noktadaki zaafı gören FİFA bu yılın International Board çalışma gruplarında ofsayt ile ilgili olarak ünlü futbol adamı Arsene Wenger’in “iki oyuncu arasına gün ışığı girsin” önerisini dikkate alarak önemli bir hamle yaptı. Buna göre topa vurulduğu anda, yok tırnağının ucu öndeydi, yok saçının kılı gerideydi, sol serçe parmağı önde ama topuğu arkada gibi saçma sapan, işine gelenin işine geldiği şekilde anladığı yaklaşımların önüne set çekilmesi düşünülüyor. Halen uluslar arası alt yaş grubu turnuvalarda denenen ve tutarsa ilk kez 2026 Dünya Kupası’na yetişecek olan bu uygulamayla gole ulaşmaya yönelik seyir zevki öncelenecek gibi. Öte yandan, savaş sanatına benzeyen taktik savaşında önemli yer tutan ofsayt taktiği de bundan nasibini alırsa, oyunun daha şık ve centilmence oynanması sağlanmış olacak. Zaten hedef kuralına göre oynanan futboldan bu oyunun her bileşeni tarafından keyif alınmasını sağlamak. Bu arada belirtmem gerek ki, toplumsal deşarj olarak değerlendirilen bir maçın ardından, maç boyu kısa süreliğine üzerine çıkılmış bulutların üzerinden ayrılıp gerçek hayata doğru yüründüğü sırada insanı sıkıntıdan arınmış temiz bir dimağa kavuşturmaya yarayacak her şey kabulümüz. Allahtan kurallar, kimilerinin onca kirli ruh ve umursamazlığına rağmen iyiye ulaşma çabasıyla her gün yeniden düzenleniyor. Yoksa korkarım, zekanın kıvrak halkalarını insanları boğmak için kullananların dünyasında, iyiliği ve güzelliği bulmak giderek daha da zorlaşacak.