Millî Eğitim Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen 2026 yılı yaz dönemi mazerete bağlı yer değiştirme sürecinin tamamlanmasının ardından, aile birliği nedeniyle yer değiştirme talebinde bulunan öğretmenlerin durumu gündeme geldi. Eğitim-İş İzmir 3 No’lu Şube Başkanı Barış Düdü yaptığı basın açıklamasında bazı öğretmenlerin yeterli kontenjan bulunmaması nedeniyle tercih yapamadığını, bazı öğretmenlerin ise ailelerinin bulunduğu illerden uzak eğitim kurumlarını tercih etmek durumunda kaldığını belirtti. Düdü, “İl emrini açın, öğretmenleri ailelerine kavuşturun” diyerek Bakanlığa çağrıda bulundu.
“HANGİ MAZERET ATAMASININ ÇÖZÜMÜDÜR?”
Düdü açıklamasında, “Millî Eğitim Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen 2026 yılı yaz dönemi mazerete bağlı yer değiştirme süreci tamamlanmış; ancak binlerce öğretmenin en insani, en temel taleplerinden biri olan aile bütünlüğü mazereti karşılık bulmamıştır. Eşinin ve çocuklarının bulunduğu ile atanmak isteyen çok sayıda öğretmen, yeterli kontenjan açılmaması nedeniyle tercih dahi yapamamış ya da aile birliğini fiilen sağlamayacak kadar uzak yerlerdeki eğitim kurumlarını tercih etmek zorunda bırakılmıştır. Buradan Millî Eğitim Bakanlığına soruyoruz:Bir öğretmenin eşinden, çocuğundan yüzlerce kilometre uzakta yaşamaya devam etmesi hangi mazeret atamasının çözümüdür?” dedi.
“ORTADA ÇÖZÜLMÜŞ BİR MAZERET YOKTUR”
“Aile birliği mazereti, öğretmene birkaç okul göstermek ve “tercihini yap” demek değildir” diyen Düdü, “Mazerete bağlı yer değiştirme işlemlerinin amacı yalnızca bir atama prosedürünü tamamlamak değil, mazereti ortadan kaldırmaktır. Öğretmenin mazereti ailesinden ayrı yaşamaksa, yapılan işlem sonucunda aile hâlâ ayrı kalıyorsa ortada çözülmüş bir mazeret yoktur. Dün yapılabilen bugün neden yapılmıyor? Geçmiş yıllarda benzer mağduriyetlerin çözümü için kullanılan il emri uygulaması, bugün de uygulanabilecek somut ve gerçekçi bir çözümdür. Öğretmenler ailelerinin bulunduğu illere il emrine atanabilir; ardından ihtiyaç bulunan eğitim kurumlarında görevlendirilerek hem eğitim hizmetinin devamlılığı hem de aile bütünlüğü sağlanabilir” ifadelerini kullandı.
“ÇÖZÜM VARDIR, YÖNTEM BELLİDİR”
Meselenin çözümsüz olmadığını söyleyen Düdü, “Çözüm vardır, yöntem bellidir, geçmişte uygulanmıştır. Eksik olan siyasi ve idari iradedir. Bugün öğretmenlerin sosyal medya üzerinden seslerini duyurmaya çalışması, ailelerine kavuşabilmek için kampanyalar düzenlemesi ve Millî Eğitim Bakanlığına çağrıda bulunması kabul edilebilir bir tablo değildir. Bir öğretmen eşine ve çocuğuna kavuşabilmek için sosyal medyada gündem olmak zorunda bırakılmamalıdır. “Aile” söylemiyle aileleri ayıran uygulama birbiriyle bağdaşmaz Üstelik yaşanan bu mağduriyetin zamanlaması ayrıca düşündürücüdür. 2025 yılı iktidar tarafından “Aile Yılı” ilan edilmiş, hemen ardından 2026–2035 dönemi “Aile ve Nüfus On Yılı” olarak açıklanmıştır. Ailenin korunması ve güçlendirilmesi devlet politikası olarak kamuoyuna sunulmaktadır. O halde soruyoruz: Ailesinden yüzlerce kilometre uzakta görev yapan öğretmenin ailesi bu politikanın neresindedir?” diye konuştu.
“ÖĞRETMENLER TORPİL İSTEMİYOR”
“Bir taraftan “aileyi güçlendireceğiz” deyip diğer taraftan kamu çalışanlarını eşlerinden ve çocuklarından ayrı yaşamaya mahkûm etmek açık bir çelişkidir” diyen Düdü, “Aileyi korumak yalnızca söylemle, kampanyalarla ya da ilan edilen yıllarla olmaz. Aileyi korumak, aileleri bir arada tutacak kamu politikalarını hayata geçirmekle olur. Öğretmenler ayrıcalık değil, aileleriyle yaşamak istiyor Burada talep edilen bir ayrıcalık değildir. Öğretmenler torpil istemiyor. Öğretmenler fazladan bir hak istemiyor. Öğretmenler yalnızca eşleriyle ve çocuklarıyla aynı şehirde yaşayabilmek istiyor. Bir çocuğun annesini ya da babasını haftalarca görememesini; eşlerin yüzlerce kilometrelik mesafeler arasında bir aile hayatı sürdürmeye çalışmasını normalleştiren hiçbir personel politikası savunulamaz” dedi.
“ÖĞRETMENİN HUZURU NİTELİĞE YANSIR”
Düdü, “Üstelik öğretmenin huzuru, çalışma koşulları ve aile yaşamı doğrudan verdiği eğitim hizmetinin niteliğine de yansımaktadır. Ailesinden ayrı bırakılmış, sürekli tayin bekleyen, ekonomik ve psikolojik yük altında yaşayan öğretmenden eğitim sisteminin bütün sorunlarını omuzlamasını beklemek hakkaniyetli değildir. Millî Eğitim Bakanlığını, ataması gerçekleşmeyen öğretmenlerin sesine kulak vermeye çağırıyoruz. Aile birliği başta olmak üzere mazerete bağlı yer değiştirme talebi karşılanmayan öğretmenler için il emri uygulaması derhal hayata geçirilmelidir. Öğretmenler ailelerinin bulunduğu illere atanmalı, ardından ihtiyaç bulunan eğitim kurumlarında görevlendirilerek kamu hizmetinin sürekliliği sağlanmalıdır. Yeni eğitim öğretim yılı başlamadan bu sorun çözülebilir ve çözülmelidir. Bakanlık, öğretmenleri sosyal medyada seslerini duyurmaya çalışan insanlar olarak değil, ailesiyle birlikte insanca yaşama hakkına sahip kamu emekçileri olarak görmelidir” ifadelerini kullandı.
“AİLEYİ KORUMANIN İLK ŞARTI”
Son olarak yapılması gerekenleri sıralayan Eğitim-İş İzmir 3 No’lu Şube Başkanı Barış Düdü, “İl emrini açın. Öğretmenleri ailelerine kavuşturun. Aile bütünlüğünü bir tercih değil, kamunun sorumluluğu olarak görün. Çünkü aileyi korumanın ilk şartı, aileyi ayırmamaktır” diyerek sözlerini tamamladı.