İşçinin ölümü geride kalanlar için yalnızca duygusal bir kayıp değil, aynı zamanda hukukî ve ekonomik sonuçlar doğuran bir olaydır. Hukukumuzda işçinin ölümü halinde vefat eden, 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında ise “Kıdem Tazminatı”; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu kapsamında ise “Ölüm Tazminatı” ödenmektedir.
Kıdem tazminatını düzenleyen ve halen yürürlükte olan 1475 sayılı Kanun’un 14’üncü maddesine göre; “İş sözleşmesinin işçinin ölümü sebebiyle son bulması hâllerinde, işçinin işe başladığı tarihten itibaren, hizmet akdinin devamı süresince her geçen tam yıl için, işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır. İşçinin ölümü hâlinde, yukarıdaki hükümlere göre doğan tazminat tutarı, kanuni mirasçılarına ödenir” düzenlemeleri yer almaktadır. Yasal düzenlemeden de anlaşılacağı üzere vefat eden işçinin kanuni mirasçılarına kıdem tazminatı ödenebilmesi için işyerinde en az 1 yıllık kıdeme sahip olması gerekmektedir. Burada önemli bir konuya da ayrıca değinmek gerekmektedir. İlgili kanun maddesinde “işçinin ölüm şeklinin işverenin haklı fesih hakkı kapsamında bir olay sonucu olup olmadığına ilişkin bir düzenlemeye yer vermeksizin” kıdem tazminatına hak kazanılacağını düzenlemiştir. Dolayısı ile işçinin ölümüne neden olan olayın işveren yönünden iş sözleşmesinin haklı nedenle feshine imkân sağlayabilecek nitelikte olup olmamasının kıdem tazminatına hak kazanılmasında bir önemi bulunmadığı görüşünün yerinde olduğudur.
Ölüm tazminatı 6098 sayılı Borçlar Kanunu 440’ıncı maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre; “Sözleşme, işçinin ölümüyle kendiliğinden sona erer. İşveren, işçinin sağ kalan eşine ve ergin olmayan çocuklarına, yoksa bakmakla yükümlü olduğu kişilere, ölüm gününden başlayarak bir aylık; hizmet ilişkisi beş yıldan uzun bir süre devam etmişse, iki aylık ücret tutarında bir ödeme yapmakla yükümlüdür.” düzenlemeleri yer almaktadır. Borçlar Kanunu’nda yer alan düzenlemenin en önemli noktasını Ölüm Tazminatına hak kazanmak için işyerinde tamamlanması gereken kıdem süresine yer vermemesidir. Yani çalışan 1 gün dahi kıdemi olsa ölüm tazminatını almaya hak kazanmaktadır. Kanun madde metninde ödenecek olan tazminatın tutarının “aylık ücret” olarak belirlendiği dikkate alındığında hesaplanacak ölüm tazminatının çalışanın son aylık ücreti üzerinden hesaplanması gerekmektedir.
5510 SAYILI KANUN
5510 Sayılı Kanun’un 80/b maddesine göre çalışanın ölümü halinde verilen ölüm yardımları prime esas kazancın hesabında dikkate alınmaz. Bu nedenle çalışanlara ölüm halinde yapılan yardımların miktarı ne olursa olsun SGK prime esas kazancının hesabında istisnadır. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 25’inci maddesinde de ölüm tazminatından gelir vergisi kesintisi yapılmayacağı düzenlenmiştir. İlgili düzenlemede de bir üst tavan belirlenmediğinden, ödenen ölüm tazminatının tamamı gelir vergisinden muaf olacaktır. Bununla birlikte Damga Vergisi Kanunu’nda böyle bir istisnaya yer verilmediğinden damga vergisi kesintisi yapılacaktır.