Ömer Eşki’nin serbestliği, adaletin direnen yüzü

Abone Ol

Önceki gün sabahın erken saatlerinde bir gözaltı haberi düştü memlekete. Adı tanıdık, duruşu bilindikti: Ömer Eşki. Kimi çevreler için sıradan bir “süreç”, kimileri içinse açık bir mesajdı bu. Ama bizler için mesele çok daha netti: Emek mücadelesinin içinden gelmiş, alnı açık, başı dik bir insanın yanında durma sorumluluğu.
Ve hiç vakit kaybetmeden yola çıktık.

Tüm Yerel-Sen Genel Merkez yöneticileri ve şube başkanlarımızla birlikte Ankara’dan İzmir’e… Sadece bir belediye başkanına destek olmak için değil; emeğe, onura ve hukuka sahip çıkmak için.

İzmir Adliyesi’nin önüne geldiğimizde gördüğümüz manzara şuydu: Bekleyiş vardı ama umutsuzluk yoktu. Gerginlik vardı ama teslimiyet asla. Çünkü biz, Ömer Eşki’yi tanıyoruz. Onun mücadelesinin nereden geldiğini, kimlerle omuz omuza yürüdüğünü biliyoruz. Bu yol, koltukla değil emekle yürünmüş bir yoldur.

Tüm Yerel-Sen’in şube başkanlığını yapmış, yıllarca kamu emekçilerinin sesi olmuş bir ismin bugün hedef haline getirilmesi tesadüf değildir. Bu, yalnızca bir kişiye değil, bir anlayışa yönelmiş bir hamledir. Ama unuttukları bir şey var: Bu anlayış korkmaz. Bu anlayış susmaz. Bu anlayış geri adım atmaz.

Ve o gün adliye koridorlarında bir şeye daha şahit oldum. Belki de bu sürecin en onurlu, en gurur verici anlarına… Cübbesinin hakkını veren, adaleti sadece bir kavram değil bir sorumluluk olarak taşıyan genç avukatların mücadelesine.

Tansel Ertürk…
Tayfun Öz…
Yağmur Yurdakul…
Ve ismini burada tek tek sayamadığımız nice hukuk neferi…
Onlar sadece bir dosyayı savunmadılar. Onlar, hukukun onurunu savundular. Her cümlelerinde, her itirazlarında, her duruşlarında şunu haykırdılar:
“Adalet, eğilip bükülecek bir şey değildir!”
Bugün bu ülkede en çok ihtiyaç duyduğumuz şey tam da budur. Eğilmeyen insanlar. Bükülmeyen iradeler. Ve korkmayan sesler…
Ömer Eşki’nin serbest bırakılması sadece bir karar değildir. Bu, aynı zamanda bir direnişin, bir inancın ve bir dayanışmanın sonucudur. Eğer bugün birileri hala “hak” diyebiliyorsa, “hukuk” diyebiliyorsa, bu; o adliye koridorlarında ter döken, sabahlayan, mücadeleden vazgeçmeyen insanların sayesindedir.

Şunu açıkça söylemek gerekir: Bu ülkede adalet bazen gecikir. Ama onu ayakta tutanlar olduğu sürece asla kaybolmaz.
Biz o gün sadece bir belediye başkanının serbest bırakılmasına tanıklık etmedik. Biz o gün, emeğin örgütlü gücünün ne demek olduğunu bir kez daha gördük. Biz o gün, genç hukukçuların nasıl bir kararlılıkla adaletin peşinden gittiğini gördük. Biz o gün, dayanışmanın en somut halini yaşadık.

Ve içimden şu cümle geçti:
Bu memlekette hala umut var.
Çünkü Ömer Eşki gibi insanlar var.
Çünkü hakkını savunan avukatlar var.
Çünkü susmayan, geri adım atmayan emekçiler var.

Herkes bilsin: Bu daha başlangıç. Emek kazanacak. Haklı olan kazanacak. Ve eninde sonunda, mutlaka adalet kazanacak.