Nihat AK/EGE TELGRAF- İzmir’de üniversite öğrencilerinin büyüyen barınma sorununu Ege Telgraf’a değerlendiren İzmir Otelciler Odası Başkanı İbrahim Veral ile İzmir Emlak Kulübü Derneği Başkanı Rıdvan Akgün, çarpıcı tabloyu ortaya koydu. Veral, barınamayan öğrencilere otellerin kapısını açabileceklerini söylerken; Akgün, kiralardaki sert yükselişe, tehlikeli barınma yöntemlerine dikkat çekerek kalıcı çözüm için kamunun hızla devreye girmesi gerektiğini vurguladı ve ortak çözüm çağrısı yaptı.

EKONOMİK SINAVA DÖNÜŞTÜ
Kentin gençlerin geleceğine dair umutlarını kurduğu çok önemli bir yaşam merkezi olduğunu belirten İzmir Otelciler Odası Başkanı İbrahim Veral, “Bugün üniversiteyi kazanıp İzmir’e gelmeye hazırlanan binlerce gencin ilk sorusu artık “Hangi bölümde okuyacağım?” değil, “Nerede kalacağım?” sorusudur. Barınma meselesi öğrencinin eğitim hayatının yan unsuru değil, doğrudan eğitim hakkının bir parçasıdır. Başını güvenli bir yastığa koyamayan bir öğrenciden dersine odaklanmasını, üretmesini ve başarılı olmasını bekleyemeyiz. İzmir’de yaklaşık 200 bin üniversite öğrencisi öğrenim görüyor. Bu rakam İzmir’in nasıl büyük bir üniversite kenti olduğunu gösterdiği kadar, barınma konusunda ne ölçüde güçlü bir altyapıya ihtiyaç duyduğunu da anlatıyor. Üstelik bu öğrencilerin önemli bir bölümü İzmir dışından geliyor ve kente ilk adımını attığı gün ailesinden bağımsız bir yaşam kurmak zorunda kalıyor. Öğrencinin karşısına daha kayıt işlemleri tamamlanmadan yurt, kiralık ev, depozito, emlak komisyonu, ulaşım ve beslenme maliyetleri çıkıyor. Bugün İzmir’de barınma arayışı, dar gelirli ve orta gelirli aileler açısından ciddi bir ekonomik sınava dönüşmüş durumda. Özellikle Bornova, Buca, Balçova, Karşıyaka ve kampüslere ulaşımı kolay ilçelerde öğrenci talebi kiralık konut piyasasını ayrıca hareketlendiriyor” dedi.

OTELCİDEN ÖĞRENCİYE DESTEK
Üniversiteye başlayacak barınma problemi yaşayan öğrencilere ve velilerine mutlu haber Başkan Veral’dan geldi. Veral şu değerlendirmede bulundu, “Biz İzmirli otelciler olarak şehit yakınları, gazilerimiz ve ihtiyaç sahibi vatandaşlarımız için bugüne kadar çeşitli kolaylıklar sağladık; kimsenin sokakta kalmaması için imkânlarımız ölçüsünde fedakârlık yaptık. Şimdi kentimize üniversite eğitimi için gelecek gençlerimize ve ailelerine sesleniyoruz. Türkiye’nin üçüncü büyük kentinde öğrenci barınma sorununu bir anda çözmek elbette mümkün değil. Özellikle üniversitelerin açıldığı ilk haftalar ve ilk aylarda barınma sıkıntısı yaşayan öğrencilerimize kapımızı açıyoruz. Kent dışından gelen, yurt veya ev sorununu henüz çözemeyen ihtiyaç sahibi öğrencilerimiz İzmir Otelciler Odası’na ulaşsın. Kendilerine üniversitelerine yakın ya da ulaşımı kolay bölgelerde, normal müşteri fiyatlarımızdan daha ekonomik koşullarda geçici barınma imkânı oluşturmak için üyelerimizle birlikte elimizden gelen desteği vereceğiz. Hiçbir öğrencimizin İzmir’de kendisini yalnız ve çaresiz hissetmesini istemiyoruz. Çünkü üniversite öğrencilerimiz misafirimiz değil; bu kentin, ülkemizin ve hepimizin geleceğidir.”
YARIYA YARIYA ARTIŞ
Üniversite tercih sonuçlarının netleşmesiyle öğrenci kira fiyatlarının da katlandığını belirten İzmir Emlak Kulübü Derneği Başkanı Rıdvan Akgün, “2026-2027 eğitim öğretim yılı öncesinde İzmir’de öğrencilerin karşısındaki en büyük sorun barınma. Yurt kapasitesi her üniversitenin öğrenci sayısını karşılamadığı için aileler alternatif çözümlere yöneliyor. Ekonomik imkânı olan veliler, özellikle kampüs çevrelerinde çocukları için daire satın alıyor. Katip Çelebi Üniversitesi’nin bulunduğu Balatçık gibi bölgelerde bu talebi sahada açık biçimde görüyoruz. Satın alma gücü olmayan ailelerin ilk tercihi ise kiralık konut oluyor. Ancak birkaç hafta önce 20-25 bin lira bandındaki kiraların 30-35 bin liraya çıkması ciddi baskı yaratıyor. Bu nedenle iki ya da üç öğrencinin aynı evi paylaşması giderek yaygınlaşıyor. Konut fiyatlarında da 3 milyon liradan başlayıp 5-7 milyon liraya uzanan rakamlarla karşılaşıyoruz. Piyasa tamamen öğrencinin ve ailesinin bütçesine göre şekilleniyor; barınma artık üniversite tercihinin bile önüne geçebilen temel bir ekonomik sorun haline gelmiş durumda. Bazı gençler yüksek maliyet nedeniyle eğitimden vazgeçerken, bazıları kira yükünü karşılamak için üniversite sırasında çalışmak zorunda kalıyor” diye konuştu.

TEHLİKELİ BARINMA FORMÜLLERİ
Barınma sorununun daha büyük tehlikelere adeta davetiye çıkardığını dile getiren Başkan Akgün, “Yurt, 1+1 daire ya da standart kiralık konut seçeneklerine ulaşamayan öğrenciler ne yazık ki daha riskli barınma formüllerine yöneliyor. Birkaç öğrencinin kontrolsüz biçimde aynı eve çıkması, tanımadıkları kişilerle oda paylaşması ya da yalnız yaşayan yaşlıların ve ailelerin yanında kalması bu seçeneklerin başında geliyor. Ekonomik baskı arttıkça öğrenciler güvenlik, mahremiyet ve yaşam koşulları konusunda daha fazla taviz vermek zorunda kalabiliyor. İyi niyetli ev sahipleri olduğu kadar kötü niyetli kişilere rastlama riski de var. Denetimsiz ortamlarda öğrencinin kimlerle yaşadığı, gece güvenliği, çalışma düzeni ve ders ortamı belirsizleşiyor. Buna beslenme ve geçim sorunu da ekleniyor. Bazı öğrenciler ise daha ucuz olduğu için üniversiteden uzakta, ulaşımı güç ve sağlıksız yapılara mecbur kalabiliyor. Kirasını çıkarabilmek için çalışan gençler eğitimine yeterince zaman ayıramıyor, dört yıllık okul beş-altı yıla uzayabiliyor. Barınma sorunu çözülmediğinde mesele yalnız konut değil; güvenlik, eğitim başarısı, psikolojik dayanıklılık ve gençlerin geleceği meselesine dönüşüyor” şeklinde konuştu.
KAMU DEVREYE GİRMELİ
İzmir’de üniversite öğrencilerinin barınma sorunu doğru bir planlamayla kısa sürede önemli ölçüde hafifletilebilmenin mümkün olduğunu savunan Başkan Akgün, “Bunun için öncelikle İzmir Valiliği koordinasyonunda üniversitelerin çevresindeki gerçek yatak ihtiyacı ilçe ilçe belirlenmelidir. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Hazine ve TOKİ devreye girerek kampüslere yakın kamu arazilerini öğrenci barınmasına tahsis etmelidir. Kalıcı yurt projeleri tamamlanıncaya kadar altyapısı hazırlanmış alanlarda güvenli, denetimli ve nitelikli prefabrik ya da modüler yaşam alanları birkaç ay içerisinde oluşturulabilir. Burada amaç sadece öğrenciye bir yatak vermek değil; güvenlik, hijyen, ulaşım, beslenme ve ders çalışma koşullarını birlikte sağlamaktır. Üniversiteler de kontenjanlarını artırırken barınma kapasitesini hesaba katmalıdır. Bu sorun tek tek ailelerin kiralık ev arayışıyla çözülemez. Kamu öncülüğünde üniversiteler, yerel yönetimler ve ilgili kurumlar aynı masada buluşursa İzmir’de öğrencilerin barınma problemi yönetilebilir. Yeter ki mesele eğitim politikasının ayrılmaz bir parçası kabul edilsin ve hızlı karar alınsın” dedi.




