İzmir’de siyasetin hali bir hayli karışık. “Mutlak butlan” kararı sonrası CHP resmen ikiye bölünmüş durumda. Şimdi Utku Gümrükçü’nün il başkanı olduğu CHP mi CHP, yoksa görevden alınan Çağatay Güç’ün temsil ettiği paralel CHP mi CHP. Baktığınızda çok istediği o koltuğa baskın yaparak da olsa oturan Utku Gümrükçü, resmiyet arz ederken, sahada kendisini destekleyen ne bil ilçe başkanı var ve de belediye başkanı.
Öte yandan, ilçe başkanları ve milletvekillerinin desteklediği Çağatay Güç, yıllar yıllar önce de CHP’nin karargahı olan Pasaport’taki binayı mesken tutarak partiyi Özgür Özel’in etrafında kenetlemeye çalışıyor. Çağatay Bey’in etrafında şimdilik ilçe başkanları ve belediye başkanları saf tutmuş vaziyetteler. Tabii ki yolsuzluk, rüşvet ve görevi kötüye kullanmaktan dolayı görevden alınanlar hariç.
Bir de, partisi CHP’den istifa ederek bu iki cepheden şimdilik kendini kurtaran İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay var ki, o da ayrı bir cephede varlığını sürdürmenin peşinde. Ama biraz işi zor görünüyor. Bağımsız belediye başkan olmak, sanki bir ortada kalmışlık yaratıyor ki, hakkınızda ne söylenirse söylensin cevabını vermek zorlaşıyor. Zira kimseyi kendinize inandıramıyorsunuz.
Cemil Başkan da bugünlerde öyle bir haleti ruhiye yaşıyor. CHP’den istifa etti diye kendisini AK Parti’ye yakıştıranların sayısı giderek artıyor. Bu konu o kadar çok dillendirilir oldu ki, neredeyse kendisi bile buna inanacak hale geldi. “Ne AKP’si kardeşim benim böyle bir niyetim yok!” dese de kimseyi inandıramıyor. Hani nasıl derler, “Bir şeyi kırk defa söylersen olurmuş” diye. Herhalde ister AK Partili isterse başkaları bunu ispata mı çalışıyor anlamıyorum.
Bu durum biraz da önceki yaşanmışlıklardan olacak ki, Cemil Tugay’a AK Parti Belediye başkanlığı yakıştırılıyor. Öyle değil miydi ki, kim derdi Aydın’ın “Topuklu Efe”si Özlem Çerçioğlu AK Partili olacak diye? Oldu bitti maşallah işte. Özlem Başkan, böylece hem Aydın’a daha fazla hizmet edebilmenin imkanlarını yakaladı, hem de şahsına atfedilen bazı sıkıntılardan iddia edildiği gibi kurtulmuş oldu. Bir örneği de Afyonkarahisar bunun.
Bu örnekler ve yaşanmışlıklar ortada ikin, tutsa AK Parti’ye geçse kim ne diyebilir ki Cemil Tugay’a. Partisi var mı yok, bir bağı kaldı mı hayır. Peki belediye başkanlığı makamı hizmet makamı mıdır? Evet. CHP’li kalarak hizmet edebiliyor muydu? İstediği kadar değil. Peki her defasında “Bize çok çalışmak yakışır?” diyen Cemil Başkan, iktidar partisine geçer de İzmir’in dağ-tepeyi aşan bin bir sorununu kalan 2,5 senede aşarsa ne olur? Bence “bir yol bulmaktan öte yolunu kendisi açmış” olur.
Ben her zaman söylüyorum: Menemen fragman, İzmir gerçek filmdir. AK Parti, Menemen’de “Tahir Şahin dükalığı”nı nasıl Serdar Aksoy’la yıkmış ve sonrasında, Aksoy’un hırsına yenik düşmesi ile kenti almışsa, belki o kadar acımasız olmasa da İzmir için de şansını deneyecektir. Zira Cemil Tugay’ın CHP’den “nabız yoklama” sonrası sürpriz istifasını bazı çevreler bu yolda bir merhale olduğu kuvvetle dillendiriliyor. Ne diyelim hayırlısı.
AK Parti cephesine gelince. İktidar partisinin İzmir kurmayları, “Biz başka bir partinin iç işlerine karışmayız” diyorlar ama, ben gelişmeler karşısında ellerini ovuşturduklarından eminim. Onlar CHP’nin çat diye ikiye bölünmesinden memnunlar diye düşünüyorum. Cemil Tugay’ın bağımsız kalması da onlar açısından önemli bir fırsat. Bu konuda esas adımları Ankara’nın attığı hatta Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın olurunun alındığı ileri sürülüyor. Eğer “Reis” bu işe okey verdiyse bu iş bitmiş demektir.
AK Parti için İzmir ne kadar önemli ise partinin kentteki gücü daha da önemli. Güç deyince teşkilatlar tabi. Birliktelik, uyum ve çalışma çok önemli. Ancak şu aşamada AK Parti’de bu üç özellik “tam uygulamada” değil. Kimi ilçe teşkilatı harika işler çıkartırken, bazıları ortalıkta görünmüyor. Bir de görevden alınma korkusu yaşayanlar var ki, panzehirleri çalışmak iken onlar “geliyor gelmekte olan”ı bekliyor. Ben bu konuda bir batında 370 üyeyi saflarına katan Konak ile sorun çözmede yarışa giren Tire başkanlarını kutluyorum.