<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Ege Telgraf</title>
    <link>https://www.egetelgraf.com</link>
    <description>İzmir haberler, izmir son dakika, ulusal, ekonomi, siyaset, magazin, ege, bölgesel, spor, turizm, etkinlik, tarih, bilim, teknoloji,balçova, bayraklı, Bornova, buca, çiğli, gaziemir, güzelbahçe, karabağlar, Karşıyaka, konak, Narlıdere,  aliağa, bayındır, bergama, beydağ, çeşme, dikili, foça, Karaburun, Kemalpaşa, kınık, ege, afyon, uşak, yenigün, yeni asır, ilkses, egede son söz, muğla, kuşadası, bodrum, izmir, adliye, otel, kiralık, mhp, akparti, akp, chp, hdp, denizli, balıkesir, belediye, izmir büyükşehir, iyi parti, yeni, gelişme, yerel yönetim, yerel politika, manisa, turgutlu, izmir haberleri,  son dakika haberler için Ege Telgraf</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.egetelgraf.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 18 Jul 2026 07:10:07 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.egetelgraf.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Elektronik sigara kullananlar dikkat! Uzmanlar uyardı: Ağız içinde sessizce büyüyor]]></title>
      <link>https://www.egetelgraf.com/elektronik-sigara-kullananlar-dikkat-uzmanlar-uyardi-agiz-icinde-sessizce-buyuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egetelgraf.com/elektronik-sigara-kullananlar-dikkat-uzmanlar-uyardi-agiz-icinde-sessizce-buyuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, elektronik sigaranın diş eti ve ağız sağlığını olumsuz etkileyebileceğini belirterek periodontal hastalık riskine karşı uyarıda bulundu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Biruni Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Periodontoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Burcu Karaduman, elektronik sigara kullanımının diş eti ve ağız sağlığı üzerindeki olası etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Karaduman, elektronik sigaranın periodontal hastalık riskini artırabileceğini belirterek kullanıcıların düzenli ağız ve diş kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini ifade etti.</p>

<h3><strong>"ZARARSIZ" OLDUĞU DÜŞÜNCESİNE DİKKAT ÇEKTİ</strong></h3>

<p>Üniversiteden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Burcu Karaduman, elektronik sigaranın "zararsız bir seçenek" olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, "Elektronik sigaralar özel sıvıların ısıtılmasıyla aerosol oluşturuyor ve bu aerosol nikotin başta olmak üzere ağız dokularını etkileyebilecek çeşitli kimyasal maddeler içerebiliyor. Duman çıkmaması, diş etinin zarar görmediği anlamına gelmez" dedi.</p>

<h3><strong>ARAŞTIRMALARIN ORTAYA KOYDU</strong></h3>

<p>Prof. Dr. Karaduman, yapılan araştırmalarda elektronik sigara kullanan kişilerde diş eti ceplerinin derinleşmesi, dişleri çevreleyen dokularda tutunma kaybı ve çene kemiğinde kayıp gibi periodontal göstergelerin olumsuz etkilenebildiğinin görüldüğünü belirtti. Uzun dönemli etkilerin ise ilerleyen süreçte daha net ortaya çıkabileceğini ifade eden Karaduman, elektronik sigaranın ağız dokuları üzerindeki etkilerine ilişkin bilimsel çalışmaların sürdüğünü kaydetti.</p>

<h3><strong>AĞIZDAKİ BAKTERİ DENGESİNİN DEĞİŞEBİLECEĞİNİ BELİRTTİ</strong></h3>

<p>Elektronik sigara kullanan birçok kişinin, ürünün yanma oluşturmaması nedeniyle ağız ve diş sağlığına zarar vermediğini düşündüğünü aktaran Karaduman, "Oluşan aerosol doğrudan ağız boşluğuyla temas ediyor. İçeriğindeki nikotin ve diğer kimyasal maddeler diş eti hücrelerini, ağız içindeki bakteri dengesini ve dokuların iyileşme kapasitesini olumsuz etkileyebilir. Elektronik sigara kullanıcılarının ağızlarındaki bakteri yapısını inceleyen araştırmalarda, diş eti hastalıklarıyla ilişkili bazı mikroorganizmaların artabildiği görüldü. Bu değişim, plak birikimi ve iltihabi süreçler açısından risk oluşturabiliyor" diye konuştu.</p>

<p><img alt="Elektronik Sigara Kullananlar Dikkat! Uzmanlar Uyardı Ağız Içinde Sessizce Büyüyor (1)" height="720" src="https://egetelgrafcom.teimg.com/egetelgraf-com/uploads/2026/07/elektronik-sigara-kullananlar-dikkat-uzmanlar-uyardi-agiz-icinde-sessizce-buyuyor-1.jpg" width="1280" /></p>

<h3><strong>AĞIZ KURULUĞU VE TAHRİŞ GÖRÜLEBİLECEĞİNİ SÖYLEDİ</strong></h3>

<p>Prof. Dr. Burcu Karaduman, elektronik sigara kullanımının ardından ağız kuruluğu, boğazda tahriş ve ağızda kötü tat gibi şikâyetlerin görülebileceğini belirtti. Tükürüğün ağız ve diş sağlığındaki koruyucu görevine dikkat çeken Karaduman, tükürüğün diş yüzeylerinin temizlenmesine, ağızdaki asitlerin dengelenmesine ve zararlı mikroorganizmaların çoğalmasının kontrol altında tutulmasına yardımcı olduğunu ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>HASTALIKLARIN BELİRTİLERİNİ SIRALADI</strong></h3>

<p>Elektronik sigara kullanan kişilerin diş etlerindeki değişimleri yakından takip etmesi gerektiğini vurgulayan Karaduman, diş eti hastalıklarının erken dönemde tedavi edilmemesi halinde dişleri çevreleyen kemiğe kadar ilerleyebileceğini belirtti. Prof. Dr. Burcu Karaduman, periodontal hastalık belirtilerini, "Diş eti kanaması, kızarıklık, şişlik, ağız kokusu, dişlerin daha uzun görünmesi, diş köklerinde hassasiyet, dişler arasında yeni boşlukların oluşması ve dişlerde sallanma periodontal hastalık belirtisi olabilir. Kanama görülmemesi de diş etlerinin tamamen sağlıklı olduğu anlamına gelmez. İleri aşamalarda dişlerde sallanma ve diş kayıpları görülebilir. En etkili korunma yöntemi elektronik sigara ve diğer tütün ürünlerinin kullanımını bırakmaktır. Dişler günde iki kez uygun teknikle fırçalanmalı, diş araları düzenli olarak temizlenmeli ve periodontal muayeneler aksatılmamalıdır." diye aktardı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.egetelgraf.com/elektronik-sigara-kullananlar-dikkat-uzmanlar-uyardi-agiz-icinde-sessizce-buyuyor</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 07:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egetelgrafcom.teimg.com/crop/1280x720/egetelgraf-com/uploads/2026/07/elektronik-sigara-kullananlar-dikkat-uzmanlar-uyardi-agiz-icinde-sessizce-buyuyor-2.jpg" type="image/jpeg" length="59706"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zayıflama iğneleriyle ilgili dikkat çeken araştırma! Kalp sağlığına etkisi açıklandı]]></title>
      <link>https://www.egetelgraf.com/zayiflama-igneleriyle-ilgili-dikkat-ceken-arastirma-kalp-sagligina-etkisi-aciklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egetelgraf.com/zayiflama-igneleriyle-ilgili-dikkat-ceken-arastirma-kalp-sagligina-etkisi-aciklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kamuoyunda "zayıflama iğneleri" olarak bilinen GLP-1 ve GLP-1/GIP agonisti ilaçlarla ilgili yeni bilimsel veriler dikkat çekiyor. Uzmanlara göre bu tedaviler, uygun hastalarda yalnızca kilo kaybı sağlamıyor; kalp krizi, inme ve kalp-damar hastalıklarına bağlı ölüm riskinin azaltılmasına da katkı sunabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda kamuoyunda "zayıflama iğneleri" olarak bilinen GLP-1 ve GLP-1/GIP agonisti ilaçlar, yalnızca kilo verme amacıyla değil, obezite tedavisinde sağladığı ek faydalarla da gündemde yer alıyor. İlk olarak kilo kaybını desteklemek ve kan şekeri kontrolünü sağlamak amacıyla geliştirilen bu ilaçların, bilimsel çalışmalar doğrultusunda kalp ve damar sağlığı üzerinde de olumlu etkiler gösterebildiği belirtiliyor.</p>

<p><img height="720" src="https://egetelgrafcom.teimg.com/egetelgraf-com/uploads/2026/07/a-w748602-01.jpg" width="1015" /></p>

<p>Liv Hospital Ulus İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Alihan Oral, elde edilen bilimsel verilerin uygun hastalarda bu ilaçların kalp krizi, inme ve kalp-damar hastalıklarına bağlı ölüm riskini azaltabildiğini ifade etti.</p>

<h3><strong>OBEZİTE TEDAVİSİNDE HEDEF SADECE KİLO VERMEK DEĞİL</strong></h3>

<p>Obezite tedavisinde yaklaşımın değiştiğini belirten Prof. Dr. Alihan Oral, günümüzde yalnızca kilo kaybının değil, hastaların yaşam süresinin uzatılması ve kalp-damar hastalıkları riskinin azaltılmasının da temel hedefler arasında yer aldığını söyledi.</p>

<p>Obezite tedavisinde hedeflerin değiştiğini belirten Prof. Dr. Alihan Oral, "Artık amaç yalnızca kilo vermek değil; hastaların yaşam süresini uzatmak ve kardiyovasküler risklerini azaltmaktır. Özellikle kalp-damar hastalığı açısından yüksek risk taşıyan obez bireylerde bu tedavilerin sağlayabileceği faydalar, tedavi yaklaşımını önemli ölçüde değiştirmiştir. Günümüzde obezitenin erken ve etkin tedavisinin, ileride gelişebilecek ciddi sağlık sorunlarını önlemede kritik rol oynadığı kabul edilmektedir" dedi.</p>

<h3><strong>OBEZİTE PEK ÇOK KRONİK HASTALIĞIN RİSK FAKTÖRÜ OLARAK GÖRÜLÜYOR</strong></h3>

<p>Obezitenin birçok kronik hastalığın gelişiminde önemli risk faktörlerinden biri olduğunu belirten Prof. Dr. Alihan Oral, GLP-1 ve GLP-1/GIP agonisti ilaçların yalnızca kilo kaybı sağlamadığını, metabolik sağlık üzerinde de olumlu etkiler oluşturduğunu ifade etti.</p>

<p>Obezitenin tek başına birçok kronik hastalık için önemli bir risk faktörü olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Alihan Oral, "Zayıflama iğneleri olarak bilinen GLP-1 ve GLP-1/GIP agonisti ilaçlar; sağladıkları etkili kilo kaybının yanı sıra kan şekeri, tansiyon, kan yağları ve damar sağlığı üzerinde oluşturdukları olumlu etkiler sayesinde bütüncül bir tedavi yaklaşımı sunmaktadır" ifadelerini kullandı.</p>

<h3><strong>TEDAVİ HER HASTA İÇİN UYGUN OLMAYABİLİR</strong></h3>

<p>Uzmanlar, söz konusu ilaçların herkes için uygun olmadığını ve tedavinin mutlaka ayrıntılı değerlendirme sonrasında hekim gözetiminde planlanması gerektiğini vurguluyor.</p>

<p>Söz konusu tedavilerin mutlaka hekim kontrolünde uygulanması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Alihan Oral, "Bu tedaviler herkes için uygun değildir. Doğru hasta seçimi, ayrıntılı tıbbi değerlendirme ve düzenli hekim takibi ile kullanıldığında en yüksek faydayı sağlar. Bununla birlikte bu ilaçlar sağlıklı yaşam alışkanlıklarının yerine geçen tedaviler değildir. Dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve yaşam tarzı değişiklikleriyle birlikte uygulandığında en başarılı sonuçlar elde edilmektedir" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>KALP-DAMAR HASTALIKLARININ ÖNLENMESİNDE DE ETKİLİ OLABİLİYOR</strong></h3>

<p>Bilimsel çalışmaların obezite tedavisinde yeni bir yaklaşımı ortaya koyduğunu belirten Prof. Dr. Alihan Oral, uygun hasta grubunda doğru tedavi ile yaşam tarzı değişikliklerinin birlikte uygulanmasının önemli kazanımlar sağlayabileceğini söyledi.</p>

<p>Bilimsel gelişmelerin obezite tedavisinde yeni bir dönemi işaret ettiğini vurgulayan Prof. Dr. Alihan Oral, "Günümüzde obezite tedavisi artık yalnızca kilo kontrolünü değil, aynı zamanda kalp-damar hastalıklarının önlenmesini de hedefleyen kapsamlı bir yaklaşım haline gelmiştir. Uygun hastalarda doğru tedavi ve yaşam tarzı değişiklikleriyle hem kilo kontrolü sağlanabilir hem de gelecekte gelişebilecek ciddi kardiyovasküler hastalıkların önüne geçilebilir" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.egetelgraf.com/zayiflama-igneleriyle-ilgili-dikkat-ceken-arastirma-kalp-sagligina-etkisi-aciklandi</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 06:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egetelgrafcom.teimg.com/crop/1280x720/egetelgraf-com/uploads/2026/07/zayiflama-igneleriyle-ilgili-dikkat-ceken-arastirma-kalp-sagligina-etkisi-aciklandi.webp" type="image/jpeg" length="28574"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bu belirtileri görmezden gelmeyin! Diyabetin habercisi olabilir]]></title>
      <link>https://www.egetelgraf.com/bu-belirtileri-gormezden-gelmeyin-diyabetin-habercisi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egetelgraf.com/bu-belirtileri-gormezden-gelmeyin-diyabetin-habercisi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Deniz Engin Gök, Türkiye’de erişkin nüfusta diyabet görülme sıklığının yüzde 16,6’ya ulaştığını belirterek, risk grubundaki kişilerin düzenli sağlık kontrolleriyle Tip 2 diyabet vakalarının büyük bölümünün önlenebileceğini söyledi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Deniz Engin Gök, diyabetin pankreasın yeterli insülin üretememesi veya üretilen insülinin etkili şekilde kullanılamaması sonucu ortaya çıkan kronik bir hastalık olduğunu söyledi. Türkiye’de Sağlık Bakanlığı ve Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre erişkin nüfusta diyabet görülme sıklığının yüzde 16,6’ya ulaştığını belirten Gök, özellikle Tip 2 diyabetin tüm vakaların yaklaşık yüzde 80’ini oluşturduğunu ifade etti.</p>

<h3><strong>BU FAKTÖRLER DİYABET RİSKİNİ ARTIRIYOR</strong></h3>

<p>Dr. Gök, hareketsiz yaşam tarzı, obezite, sağlıksız beslenme, ileri yaş, aile öyküsü, yüksek tansiyon ve kan yağlarının yüksek olmasının diyabet riskini artırdığını belirtti. Gebelik diyabeti öyküsü ve polikistik over sendromunun da Tip 2 diyabet açısından önemli risk faktörleri arasında yer aldığını aktaran Gök, Tip 1 diyabetin ise bağışıklık sisteminin pankreastaki insülin üreten hücrelere saldırması sonucu geliştiğini ve ömür boyu insülin tedavisi gerektirdiğini söyledi.</p>

<h3><strong>“BU BELİRTİLER DİYABETİN HABERCİSİ OLABİLİR”</strong></h3>

<p>Diyabetin bazı belirtilerle kendini gösterebildiğini ifade eden Dr. Deniz Engin Gök, şu bilgileri paylaştı: “Aşırı susama, ağız kuruluğu, sık idrara çıkma, özellikle gece idrara kalkma, halsizlik, çabuk yorulma, çok yemek yeme veya iştahsızlık, açıklanamayan kilo kaybı, bulanık görme, el ve ayaklarda uyuşma veya karıncalanma, yaraların geç iyileşmesi, tekrarlayan enfeksiyonlar, genital mantar enfeksiyonları. Diyabetin en sık görülen belirtileri arasında yer almaktadır.”</p>

<h3><strong>ERKEN TANI VE DÜZENLİ TAKİP ÖNEMLİ</strong></h3>

<p>Diyabet tanısının açlık ve tokluk kan şekeri ölçümleriyle, gerekli görülen durumlarda ise oral glukoz tolerans testiyle konulabildiğini belirten Gök, risk grubunda bulunan kişilerin düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini söyledi. Dr. Gök, diyabet tedavisinde kişiye özel beslenme planı, düzenli fiziksel aktivite, kilo kontrolü, kan şekeri takibi ve ilaç tedavisinin birlikte yürütüldüğünü ifade etti.</p>

<h2><strong>ORGAN HASARINA YOL AÇABİLİYOR</strong></h2>

<p>Uzun süre kontrol altında tutulmayan diyabetin kalp ve damar hastalıkları, inme, böbrek yetmezliği, görme kaybı, sinir hasarı ve diyabetik ayak yaraları gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceğini belirten Gök, düzenli hekim kontrolünün önemine dikkat çekti. “Kontrol edilmeyen diyabet ciddi organ hasarlarına yol açabiliyor” diyen Dr. Gök, düzenli kan şekeri takibinin olası komplikasyonların önlenmesinde kritik rol oynadığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>YAZ AYLARINDA DİKKAT</strong></h3>

<p>Yaz aylarında sıcaklık artışı ve terleme nedeniyle sıvı kaybının arttığını belirten Gök, diyabet hastalarının bu durumdan daha fazla etkilenebileceğini ifade etti. “Yeterli miktarda su tüketilmeli, güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde dışarı çıkılmamalı ve ağır fiziksel aktivitelerden kaçınılmalıdır” diyen Gök, yaz tatiliyle birlikte değişen beslenme düzeninin de kan şekeri kontrolünü olumsuz etkileyebileceğini vurguladı.</p>

<h3><strong>DONDURMA VE MEYVE TAMAMEN YASAK DEĞİL</strong></h3>

<p>Diyabetli bireylerin öğünlerini düzenli tüketmesi gerektiğini belirten Dr. Gök, kızartma ve yağlı yiyeceklerden uzak durulmasını, taze sebze ağırlıklı beslenilmesini önerdi. Yaz meyveleri ve dondurmanın tamamen yasak olmadığını belirten Gök, bu besinlerin porsiyon kontrolü sağlanarak tüketilebileceğini ifade etti.</p>

<h3><strong>“YÜZDE 80’İ ÖNLENEBİLİR”</strong></h3>

<p>Düzenli fiziksel aktivite, sağlıklı beslenme, ideal kilonun korunması, yeterli uyku ve stres yönetiminin diyabetten korunmanın temelini oluşturduğunu belirten Dr. Gök, erken tanının önemine dikkat çekti.Gök, “Erken belirtilerin fark edilmesi ve risk grubundaki kişilerin düzenli taramadan geçmesi ile Tip 2 diyabetin yaklaşık yüzde 80’i önlenebilmektedir” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.egetelgraf.com/bu-belirtileri-gormezden-gelmeyin-diyabetin-habercisi-olabilir</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 01:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egetelgrafcom.teimg.com/crop/1280x720/egetelgraf-com/uploads/2025/11/uzmandan-kritik-uyari-turkiyede-her-7-8-kisiden-biri-diyabetli.webp" type="image/jpeg" length="68476"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz tatilinde sünnet yaptıracak ailelere kritik uyarı! Uzman en önemli ayrıntıyı açıkladı]]></title>
      <link>https://www.egetelgraf.com/yaz-tatilinde-sunnet-yaptiracak-ailelere-kritik-uyari-uzman-en-onemli-ayrintiyi-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egetelgraf.com/yaz-tatilinde-sunnet-yaptiracak-ailelere-kritik-uyari-uzman-en-onemli-ayrintiyi-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz tatiliyle birlikte sünnet planları hız kazanırken, uzmanlar yalnızca mevsimin değil çocuğun sağlık durumunun ve işlemin yapılacağı koşulların da belirleyici olduğuna dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz tatilinin başlamasıyla birlikte birçok aile çocukları için sünnet işlemini bu dönemde yaptırmayı planlıyor. Uzmanlar ise sünnet zamanının yalnızca yaz aylarına göre belirlenmemesi gerektiğini, çocuğun yaşı, sağlık durumu ve işlemin uygun koşullarda gerçekleştirilmesinin öncelikli olduğunu vurguluyor.</p>

<p><img height="720" src="https://egetelgrafcom.teimg.com/egetelgraf-com/uploads/2026/07/a-w748656-01.jpg" width="1280" /></p>

<p>Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Ürolojisi Uzmanı Op. Dr. Akın Karagözoğlu, çocukluk döneminde en sık uygulanan cerrahi işlemler arasında yer alan sünnetle ilgili ailelerin dikkat etmesi gereken noktaları anlattı.</p>

<h3><strong>YAZ AYLARI NEDEN DAHA FAZLA TERCİH EDİLİYOR?</strong></h3>

<p>Sünnet işlemi için yaz döneminin aileler tarafından sık tercih edildiğini belirten Op. Dr. Akın Karagözoğlu, yaz tatilinin iyileşme sürecine bazı kolaylıklar sağlayabildiğini ifade etti.</p>

<p>Yaz tatilinin sünnet sonrası iyileşme süreci açısından bazı avantajlar sağlayabildiğini ifade eden Op. Dr. Akın Karagözoğlu: "Okulların kapalı olması, çocukların dinlenme sürecini daha rahat geçirmesi ve günlük aktivitelerin daha kolay planlanabilmesi nedeniyle yaz ayları aileler tarafından daha fazla tercih ediliyor. Ancak sünnet için belirleyici olan sadece mevsim değildir. Çocuğun genel sağlık durumu, yaşı ve işlemin uygun şartlarda yapılması büyük önem taşır" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>SÜNNETİN CERRAHİ BİR İŞLEM OLDUĞU UNUTULMAMALI</strong></h3>

<p>Sünnetin yaygın uygulanmasına rağmen cerrahi bir işlem olduğunun göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten uzmanlar, işlemin mutlaka uygun sağlık koşullarında yapılmasının önemine dikkat çekiyor.</p>

<p>Sünnetin her ne kadar sık uygulanan bir işlem olsa da cerrahi bir uygulama olduğuna dikkat çeken Op. Dr. Akın Karagözoğlu: "Sünnet mutlaka steril hastane ortamında, deneyimli hekimler tarafından yapılmalıdır. Uygun olmayan şartlarda yapılan işlemler kanama, enfeksiyon ve istenmeyen sonuçlara neden olabilir" şeklinde konuştu.</p>

<h3><strong>DENİZ VE HAVUZ İÇİN ACELE EDİLMEMELİ</strong></h3>

<p>Yaz aylarında ailelerin en çok yönelttiği sorular arasında sünnet sonrası deniz ve havuz kullanımının yer aldığını belirten Op. Dr. Karagözoğlu, iyileşme sürecinin tamamlanmasının beklenmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Yaz aylarında ailelerin en çok merak ettiği konulardan birinin sünnet sonrası deniz ve havuz kullanımı olduğunu belirten Op. Dr. Karagözoğlu: "Sünnet sonrası yara bölgesinin tamamen iyileşmesi beklenmelidir. İyileşme tamamlanmadan havuz ve denize girilmesi enfeksiyon riskini artırabilir. Bu nedenle ailelerin mutlaka hekim önerilerine uyması gerekir" ifadelerini kullandı.</p>

<h3><strong>BAZI ÇOCUKLARDA ÖNCEDEN UZMAN DEĞERLENDİRMESİ GEREKİYOR</strong></h3>

<p>Sünnet kararı verilmeden önce bazı doğumsal durumların mutlaka çocuk ürolojisi uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerektiğini belirten Op. Dr. Akın Karagözoğlu, bu durumlarda sünnet derisinin tedavi açısından önem taşıyabileceğini ifade etti.</p>

<p>Bazı çocuklarda sünnet öncesinde mutlaka uzman değerlendirmesi yapılması gerektiğini vurgulayan Op. Dr. Akın Karagözoğlu: "Hipospadias olarak bilinen peygamber sünneti, gömük penis veya bazı doğumsal farklılıklar bulunan çocuklarda sünnet kararı dikkatle verilmelidir. Bu gibi durumlarda sünnet derisi ileride yapılacak tedaviler için önem taşıyabilir" dedi.</p>

<h3><strong>UZMANDAN AİLELERE SÜNNET ÖNCESİ ÇAĞRI</strong></h3>

<p>Sünnet sürecinin doğru planlanmasının çocukların iyileşme sürecini olumlu etkileyebileceğini belirten Op. Dr. Akın Karagözoğlu, ailelerin işlem öncesinde çocuk ürolojisi uzmanına başvurmasının önemine işaret etti.</p>

<p>Ailelere sünnet öncesinde çocuk ürolojisi uzmanına başvurmaları çağrısında bulunan Op. Dr. Akın Karagözoğlu, "Doğru planlama, uygun cerrahi şartlar ve uzman yaklaşımı ile sünnet süreci çocuklar için daha sağlıklı ve konforlu şekilde tamamlanabilir" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.egetelgraf.com/yaz-tatilinde-sunnet-yaptiracak-ailelere-kritik-uyari-uzman-en-onemli-ayrintiyi-acikladi</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 00:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egetelgrafcom.teimg.com/crop/1280x720/egetelgraf-com/uploads/2026/07/yaz-tatilinde-sunnet-yaptiracak-ailelere-kritik-uyari-uzman-en-onemli-ayrintiyi-acikladi.jpg" type="image/jpeg" length="61420"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Her gün bir avuç yemenin vücuda etkileri şaşırtıyor! Kan şekerinden kolesterole kadar etkili]]></title>
      <link>https://www.egetelgraf.com/her-gun-bir-avuc-yemenin-vucuda-etkileri-sasirtiyor-kan-sekerinden-kolesterole-kadar-etkili</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egetelgraf.com/her-gun-bir-avuc-yemenin-vucuda-etkileri-sasirtiyor-kan-sekerinden-kolesterole-kadar-etkili" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[E vitamini, sağlıklı yağlar, protein ve lif bakımından zengin olan badem hakkında bunları biliyor muydunuz? İşte badem hakkında belki de daha önce bilmediğiniz o bilgiler]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>HATİCE KÖYLÜ-EGETELGRAF/ </strong>Günlük beslenmede sıkça tercih edilen badem, içerdiği E vitamini, magnezyum, kalsiyum, lif ve sağlıklı yağlarla öne çıkıyor. Düzenli ve ölçülü tüketildiğinde kalp sağlığından kemik gelişimine, cilt bakımından kilo kontrolüne kadar birçok alanda vücuda destek sağlayabiliyor. Bademin faydaları nelerdir? Badem çok yenirse ne olur? Badem şekeri dengeler mi? İşte badem hakkında bilinen tüm bilgiler.</p><h3><strong>KALP SAĞLIĞINA DESTEKÇİ</strong></h3><p>Badem, tekli doymamış yağ asitleri ve magnezyum bakımından zengin yapısıyla kalp ve damar sağlığının korunmasına katkıda bulunabiliyor. Düzenli tüketiminin kötü (LDL) kolesterol seviyelerinin düşürülmesine ve iyi (HDL) kolesterolün desteklenmesine yardımcı olabileceği belirtiliyor. Potasyum ve magnezyum içeriği ise kan basıncının dengelenmesine katkı sağlayabiliyor.</p><h3><strong>KAN ŞEKERİNE ETKİSİ</strong></h3><p>Karbonhidrat oranı düşük, lif ve protein oranı yüksek olan badem, kan şekerinin daha dengeli seyretmesine destek olabiliyor. Özellikle ara öğünlerde tüketildiğinde kan şekerindeki ani yükselme ve düşüşlerin önlenmesine yardımcı olabileceği ifade ediliyor.</p><h3><strong>UZUN SÜRE TOK TUTABİYOR</strong></h3><p>Bademin en önemli özelliklerinden biri yüksek lif ve protein içeriğidir. Bu besin öğeleri mide boşalma süresini yavaşlatarak daha uzun süre tokluk hissi oluşturabiliyor. Dengeli beslenme programı içerisinde tüketildiğinde günlük kalori alımının kontrol edilmesine katkı sağlayabiliyor.</p><h3><strong>CİLT VE SAÇA ETKİLERİ</strong></h3><p>Badem, güçlü bir E vitamini kaynağı olması sayesinde cilt hücrelerinin oksidatif strese karşı korunmasına yardımcı oluyor. Düzenli tüketimi, kolajen yapısının desteklenmesine katkı sağlayarak cildin daha canlı görünmesine yardımcı olabilir. Aynı zamanda saçların güçlenmesini destekleyen vitamin ve mineralleri de içeriyor.</p><p><img src="https://egetelgrafcom.teimg.com/egetelgraf-com/uploads/2026/07/her-gun-bir-avuc-yemenin-vucuda-etkileri-sasirtiyor-kan-sekerinden-kolesterole-kadar-etkili-2.jpg" alt="Her Gün Bir Avuç Yemenin Vücuda Etkileri Şaşırtıyor! Kan Şekerinden Kolesterole Kadar Etkili (2)" width="1280" height="720"></p><h3><strong>DİŞ SAĞLIĞINA DESTEKÇİ</strong></h3><p>Kalsiyum, magnezyum, fosfor ve manganez bakımından zengin olan badem, kemik ve dişlerin normal yapısının korunmasına destek olabiliyor. Özellikle süt ve süt ürünlerini sınırlı tüketen kişiler için önemli bitkisel mineral kaynaklarından biri olarak değerlendiriliyor.</p><h3><strong>HÜCRELERİ KORUYOR</strong></h3><p>İçeriğinde bulunan E vitamini ve flavonoidler sayesinde badem, güçlü antioksidan kaynakları arasında yer alıyor. Antioksidanlar, serbest radikallerin neden olduğu hücre hasarını azaltmaya yardımcı olarak yaşlanma belirtilerinin gecikmesine katkı sağlayabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><h3><strong>SİNDİRİM SİSTEMİNDE DESTEKÇİ</strong></h3><p>Lif bakımından zengin olan badem, bağırsak hareketlerinin düzenlenmesine yardımcı olabilir. Düzenli lif tüketimi sindirim sisteminin sağlıklı çalışmasına katkı sağlarken kabızlık riskinin azaltılmasına da destek verebilir.</p><h3><strong>GÜNLÜK NE KADAR TÜKETİLMELİ?</strong></h3><p>Uzmanlar, sağlıklı bireyler için günlük yaklaşık bir avuç, yani 25-30 gram veya ortalama 15-20 adet çiğ badem tüketiminin yeterli olabileceğini belirtiyor. Ancak badem yüksek kalori içerdiği için porsiyon kontrolüne dikkat edilmesi öneriliyor.</p><h3><strong>TÜKETİRKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER</strong></h3><p>Badem, bazı kişilerde alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Özellikle kuruyemiş alerjisi bulunan kişilerde kurdeşen, dudak ve boğazda şişlik ya da nefes darlığı gibi belirtiler görülebilir. Bu tür durumlarda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor. Ayrıca yüksek kalori içeriği nedeniyle aşırı tüketim kilo artışına neden olabileceğinden ölçülü tüketilmesi tavsiye ediliyor.</p><h3><strong>ÇİĞ BADEM Mİ KAVRULMUŞ BADEM Mİ?</strong></h3><p>Beslenme uzmanları, ilave tuz ve yağ içermemesi nedeniyle çiğ bademin daha sağlıklı bir seçenek olduğunu belirtiyor. Kavurma işlemi sırasında yüksek sıcaklık bazı vitamin ve antioksidan bileşenlerin azalmasına neden olabiliyor. Bu nedenle doğal ve tuzsuz çiğ badem tüketimi daha fazla öneriliyor. Bademin kalp sağlığı üzerindeki olumlu etkileri uzun yıllardır araştırılıyor. Peki her gün bir avuç badem tüketmek gerçekten kronik hastalık riskini azaltabilir mi? Uzmanlar bu konuda dengeli beslenmenin önemine dikkat çekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>HATİCE KÖYLÜ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.egetelgraf.com/her-gun-bir-avuc-yemenin-vucuda-etkileri-sasirtiyor-kan-sekerinden-kolesterole-kadar-etkili</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 17:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egetelgrafcom.teimg.com/crop/1280x720/egetelgraf-com/uploads/2026/07/her-gun-bir-avuc-yemenin-vucuda-etkileri-sasirtiyor-kan-sekerinden-kolesterole-kadar-etkili-1.jpg" type="image/jpeg" length="23010"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Her gün bir kase tüketen farkı hissediyor! Probiyotik yoğurdun bilinmeyen faydaları]]></title>
      <link>https://www.egetelgraf.com/her-gun-bir-kase-tuketen-farki-hissediyor-probiyotik-yogurdun-bilinmeyen-faydalari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egetelgraf.com/her-gun-bir-kase-tuketen-farki-hissediyor-probiyotik-yogurdun-bilinmeyen-faydalari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son yıllarda sağlıklı beslenme listelerinin vazgeçilmezleri arasına giren probiyotik yoğurt, yalnızca sindirim sistemine değil bağışıklıktan cilt sağlığına kadar birçok alanda vücuda destek oluyor. Uzmanlar, düzenli tüketimin önemine dikkat çekiyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<style><!--/* Font Definitions */ @font-face {font-family:&quot;Cambria Math&quot;; panose-1:2 4 5 3 5 4 6 3 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:roman; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:-536869121 1107305727 33554432 0 415 0;} @font-face {font-family:Calibri; panose-1:2 15 5 2 2 2 4 3 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:swiss; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:-469750017 -1073732485 9 0 511 0;} /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-unhide:no; mso-style-qformat:yes; mso-style-parent:&quot;&quot;; margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; margin-left:0cm; line-height:107%; mso-pagination:widow-orphan; font-size:11.0pt; font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:Calibri; mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi; mso-font-kerning:1.0pt; mso-ligatures:standardcontextual; mso-fareast-language:EN-US;} .MsoChpDefault {mso-style-type:export-only; mso-default-props:yes; font-size:11.0pt; mso-ansi-font-size:11.0pt; mso-bidi-font-size:11.0pt; font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:Calibri; mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi; mso-fareast-language:EN-US;} .MsoPapDefault {mso-style-type:export-only; margin-bottom:8.0pt; line-height:107%;} @page WordSection1 {size:595.3pt 841.9pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.WordSection1 {page:WordSection1;}--><!-- /* Font Definitions */ @font-face {font-family:"Cambria Math"; panose-1:2 4 5 3 5 4 6 3 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:roman; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:-536869121 1107305727 33554432 0 415 0;} @font-face {font-family:Calibri; panose-1:2 15 5 2 2 2 4 3 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:swiss; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:-469750017 -1073732485 9 0 511 0;} /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-unhide:no; mso-style-qformat:yes; mso-style-parent:""; margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; margin-left:0cm; line-height:107%; mso-pagination:widow-orphan; font-size:11.0pt; font-family:"Calibri",sans-serif; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:Calibri; mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:"Times New Roman"; mso-bidi-theme-font:minor-bidi; mso-font-kerning:1.0pt; mso-ligatures:standardcontextual; mso-fareast-language:EN-US;} .MsoChpDefault {mso-style-type:export-only; mso-default-props:yes; font-size:11.0pt; mso-ansi-font-size:11.0pt; mso-bidi-font-size:11.0pt; font-family:"Calibri",sans-serif; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:Calibri; mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:"Times New Roman"; mso-bidi-theme-font:minor-bidi; mso-fareast-language:EN-US;} .MsoPapDefault {mso-style-type:export-only; margin-bottom:8.0pt; line-height:107%;} @page WordSection1 {size:595.3pt 841.9pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.WordSection1 {page:WordSection1;} --></div></style><p><strong>BİRSU KOÇ-EGE TELGRAF/</strong>Yoğurt, yüzyıllardır sofraların vazgeçilmez besinlerinden biri olsa da probiyotik yoğurt son dönemde sağlık açısından sunduğu faydalarla daha fazla ilgi görüyor. İçeriğinde bulunan yararlı bakteriler sayesinde bağırsak florasını destekleyen bu besin, vücudun pek çok sistemine olumlu katkı sağlayabiliyor. Probiyotikler, bağırsaklarda doğal olarak bulunan faydalı mikroorganizmalar olarak biliniyor. Özellikle modern yaşamın getirdiği düzensiz beslenme, stres ve bazı ilaçlar, bağırsak florasının dengesini bozabiliyor. Probiyotik yoğurt ise bu dengenin korunmasına yardımcı oluyor.</p><p><img src="https://egetelgrafcom.teimg.com/egetelgraf-com/uploads/2026/07/yogurt-2-2.png"></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><h3><strong>SİNDİRİM SİSTEMİNİ DESTEKLİYOR</strong></h3><p>Probiyotik yoğurdun en bilinen faydalarının başında sindirim sistemine olan katkısı geliyor. Düzenli tüketildiğinde bağırsak hareketlerinin düzenlenmesine yardımcı olabiliyor. Kabızlık, şişkinlik ve hazımsızlık gibi günlük yaşamı olumsuz etkileyen sorunların hafifletilmesinde de destekleyici bir rol üstleniyor. Uzmanlar, özellikle lifli besinlerle birlikte tüketildiğinde etkisinin artabileceğini belirtiyor.</p><h3><strong>BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNE KATKI</strong></h3><p>Bağışıklık sisteminin önemli bir bölümünün bağırsaklarla bağlantılı olduğu biliniyor. Bu nedenle bağırsak florasının dengeli olması, vücudun hastalıklara karşı direncini de etkileyebiliyor. Probiyotik yoğurtta bulunan yararlı bakteriler, bağışıklık sisteminin normal işleyişini destekleyerek enfeksiyonlara karşı koruyucu etki sağlayabiliyor.</p><h3><strong>UZUN SÜRE TOKLUK HİSSİ VERİYOR</strong></h3><p>Protein bakımından zengin bir besin olan probiyotik yoğurt, uzun süre tokluk hissi sağlayabiliyor. Bu özelliği sayesinde kilo kontrolü sağlamaya çalışan kişiler tarafından sıkça tercih ediliyor. Ara öğünlerde meyve, yulaf veya kuruyemişlerle birlikte tüketildiğinde hem besleyici hem de doyurucu bir seçenek oluşturabiliyor. Probiyotik yoğurt, kalsiyum açısından zengin besinler arasında yer alıyor. Kalsiyum, kemik ve diş sağlığının korunmasında önemli rol oynuyor. Özellikle çocukluk, ergenlik ve ileri yaş dönemlerinde yeterli kalsiyum alımı büyük önem taşıyor.</p><h3><strong>CİLT SAĞLIĞINI DA ETKİLİYOR</strong></h3><p>Uzmanlar, bağırsak sağlığı ile cilt sağlığı arasında güçlü bir ilişki bulunduğunu ifade ediyor. Dengeli bir bağırsak florasının, cildin daha sağlıklı görünmesine katkı sağlayabileceği belirtiliyor. Probiyotik içeren besinlerin düzenli tüketiminin bazı kişilerde cilt problemlerinin azalmasına yardımcı olabileceği değerlendiriliyor. Uzmanlar, marketlerde satılan tüm yoğurtların aynı probiyotik içeriğe sahip olmadığını vurguluyor. Ürün satın alırken etiket bölümünde canlı ve aktif kültürler içerdiğine dair ifadelerin kontrol edilmesi öneriliyor. Ayrıca bazı aromalı ürünlerde yüksek miktarda şeker bulunabildiği için sade çeşitlerin tercih edilmesi tavsiye ediliyor.Her besinde olduğu gibi probiyotik yoğurtta da ölçülü tüketim önem taşıyor. Aşırı tüketim bazı kişilerde gaz, şişkinlik ve sindirim sistemi rahatsızlıklarına yol açabiliyor. Uzmanlar, dengeli beslenme düzeni içinde probiyotik yoğurda yer verilmesinin sağlık açısından daha faydalı olabileceğini belirtiyor.</p><p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Birsu KOÇ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Yaşam</category>
      <guid>https://www.egetelgraf.com/her-gun-bir-kase-tuketen-farki-hissediyor-probiyotik-yogurdun-bilinmeyen-faydalari</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 17:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egetelgrafcom.teimg.com/crop/1280x720/egetelgraf-com/uploads/2026/07/yogurt-1-3.png" type="image/jpeg" length="49471"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Her gün bir dilimi bile fark yaratıyor! Vücutta yarattığı değişim şaşırtıyor: Ananasın az bilinen faydaları]]></title>
      <link>https://www.egetelgraf.com/her-gun-bir-dilimi-bile-fark-yaratiyor-vucutta-yarattigi-degisim-sasirtiyor-ananasin-az-bilinen-faydalari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egetelgraf.com/her-gun-bir-dilimi-bile-fark-yaratiyor-vucutta-yarattigi-degisim-sasirtiyor-ananasin-az-bilinen-faydalari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tropikal meyveler arasında öne çıkan ananasın faydaları saymakla bitmiyor! Ananasın bu faydalarını hiç duymuş muydunuz? İşte ananasın belki de daha önce keşfetmediğiniz o faydaları]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>HATİCE KÖYLÜ-EGETELGRAF/</strong> Ananas, içerdiği vitaminler, mineraller ve bromelain enzimi sayesinde hem bağışıklık sistemini destekleyen hem de sindirim sağlığına katkı sağlayan besinler arasında yer alıyor. Düzenli ve dengeli tüketildiğinde kalp, kemik ve cilt sağlığından kilo kontrolüne kadar birçok alanda fayda sağlayabiliyor. Ananas nasıl yenir? Ananas nasıl saklanır? Ananasın faydaları nelerdir? İşte ananasın bilinmeyen faydaları.</p><h3><strong>BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNE DESTEKÇİ</strong></h3><p>Ananas, günlük C vitamini ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılayabilecek zengin bir içeriğe sahiptir. C vitamini, bağışıklık sisteminin normal işleyişini desteklerken aynı zamanda serbest radikallerin neden olduğu hücre hasarına karşı koruyucu etki gösteren güçlü antioksidanlar arasında bulunur. Bu özelliği sayesinde vücudun enfeksiyonlara karşı direncinin korunmasına katkı sağlayabilir.</p><h3><strong>ŞİŞKİNLİĞİ AZALTIYOR</strong></h3><p>Ananasın en dikkat çeken özelliklerinden biri, yalnızca bu meyvede doğal olarak bulunan bromelain adlı enzimdir. Bromelain, proteinlerin parçalanmasına yardımcı olarak sindirim sisteminin daha rahat çalışmasını destekleyebilir. Özellikle ağır öğünlerden sonra yaşanan hazımsızlık ve şişkinlik hissinin azalmasına katkı sağlayabileceği belirtilmektedir.</p><h3><strong>ÖDEMİN ATILMASINDA YARDIMCI</strong></h3><p>Bromelain enziminin iltihap karşıtı özellikleri sayesinde vücutta oluşan ödemin azaltılmasına destek olabileceği ifade edilmektedir. Aynı zamanda yoğun egzersiz sonrasında oluşan kas ağrılarının hafiflemesine katkı sağlayabileceğine yönelik çalışmalar da bulunmaktadır.</p><p><img src="https://egetelgrafcom.teimg.com/egetelgraf-com/uploads/2026/03/her-isirikta-saglik-kuru-ananasin-10-sasirtici-faydasi-11.jpg"></p><h3><strong>KALP SAĞLIĞINI DESTEKLİYOR</strong></h3><p>Ananas; potasyum, lif ve antioksidan bileşenleri sayesinde kalp ve damar sağlığının korunmasına katkıda bulunabilir. Potasyumun normal kan basıncının korunmasına yardımcı olduğu, lifli beslenmenin ise kalp-damar hastalıkları riskinin azaltılmasını desteklediği bilinmektedir.</p><h3><strong>KEMİL SAĞLIĞINI KORUYOR</strong></h3><p>Manganez bakımından oldukça zengin olan ananas, kemiklerin normal yapısının korunmasına katkıda bulunan mineraller arasında yer alır. Dengeli beslenme programı içerisinde tüketildiğinde kemik yoğunluğunun desteklenmesine yardımcı olabilir.</p><h3><strong>CİLDE FAYDALARI</strong></h3><p>Yüksek C vitamini içeriği sayesinde kolajen üretimine katkıda bulunan ananas, cildin daha canlı ve elastik görünmesine destek olabilir. Aynı zamanda içerdiği antioksidanlar, çevresel faktörlerin neden olduğu oksidatif stresin azaltılmasına yardımcı olabilir.</p><h3><strong>KİLO KONTROLÜNDEKİ ROLÜ</strong></h3><p>Düşük kalorili ve lif bakımından zengin bir meyve olan ananas, tokluk hissinin daha uzun süre korunmasına yardımcı olabilir. Bu nedenle dengeli beslenme programlarında ara öğün alternatifi olarak tercih edilebilir. Ancak tek başına kilo verdiren bir besin değildir.</p><h3><strong>ASTIM HASTALARINA ETKİLERİ</strong></h3><p>Ananasın içerdiği bromelain ve antioksidan bileşenlerin iltihaplanmanın azaltılmasına katkı sağlayabileceği belirtilmektedir. Ayrıca beta karoten içeren beslenme düzeninin solunum sağlığını destekleyebileceğine ilişkin araştırmalar bulunmaktadır. Ancak bu etkiler tedavi yerine geçmez.</p><h3><strong>BU YAN ETKİLERE DİKKAT</strong></h3><p>Her besinde olduğu gibi ananasın da aşırı tüketimi bazı kişilerde istenmeyen etkilere yol açabilir. Fazla miktarda tüketildiğinde ağız içinde tahriş, mide rahatsızlığı, ishal veya alerjik reaksiyonlar görülebilir. Özellikle ananas alerjisi bulunan kişilerin tüketmeden önce dikkatli olması önerilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><h3><strong>ANANAS NASIL TÜKETİLİR?</strong></h3><p>Ananas taze meyve olarak doğrudan tüketilebildiği gibi meyve salatalarında, yoğurtla birlikte, smoothie hazırlarken, tatlılarda veya reçel yapımında da kullanılabilir. Izgara etlerin yanında garnitür olarak tercih edilmesi de yaygın tüketim şekilleri arasında yer alır.</p><h3><strong>ANANAS NASIL MUHAFIZA EDİLİR?</strong></h3><p>Soyulmamış bütün ananas oda sıcaklığında yaklaşık beş gün saklanabilir. Soyulduktan sonra ise hava almayan bir saklama kabında buzdolabında muhafaza edilmesi ve dört gün içinde tüketilmesi önerilir. Ananasın içerdiği bromelain enzimi gerçekten ödem üzerinde ne kadar etkili? Bu tropikal meyvenin herkes tarafından güvenle tüketilip tüketilemeyeceği ise uzmanların üzerinde durduğu önemli konular arasında yer alıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>HATİCE KÖYLÜ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.egetelgraf.com/her-gun-bir-dilimi-bile-fark-yaratiyor-vucutta-yarattigi-degisim-sasirtiyor-ananasin-az-bilinen-faydalari</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 17:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egetelgrafcom.teimg.com/crop/1280x720/egetelgraf-com/uploads/2026/03/her-isirikta-saglik-kuru-ananasin-10-sasirtici-faydasi-9.jpg" type="image/jpeg" length="98839"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Evinizde fark etmeden soluyor olabilirsiniz! Uzmandan radon gazı uyarısı]]></title>
      <link>https://www.egetelgraf.com/evinizde-fark-etmeden-soluyor-olabilirsiniz-uzmandan-radon-gazi-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egetelgraf.com/evinizde-fark-etmeden-soluyor-olabilirsiniz-uzmandan-radon-gazi-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Renksiz, kokusuz ve tatsız olduğu için fark edilmesi mümkün olmayan radon gazı, özellikle zemin ve bodrum katlarda birikerek ciddi sağlık risklerine neden olabiliyor. Uzmanlara göre Dünya Sağlık Örgütü, radonu sigaradan sonra akciğer kanserine yol açan ikinci en önemli etken olarak gösteriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Doğal yollarla oluşan radyoaktif bir gaz olan radon, renksiz, kokusuz ve tatsız yapısı nedeniyle fark edilmeden uzun süre solunabiliyor. Uzmanlar, özellikle havalandırmanın yetersiz olduğu kapalı alanlarda biriken radon gazının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulunuyor.</p>

<p><img height="720" src="https://egetelgrafcom.teimg.com/egetelgraf-com/uploads/2026/07/a-w748544-01.jpg" width="1060" /></p>

<p>İstinye Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Nursel Dikmen, radon gazının özellikle zemin ve bodrum katlarda yoğunlaşabildiğini belirterek, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre sigaradan sonra akciğer kanserine neden olan en önemli ikinci etken olduğuna dikkat çekti.</p>

<h3><strong>RADON GAZI EVLERE NASIL SIZIYOR?</strong></h3>

<p>Radon gazının toprakta, kayalarda ve yer altı sularında bulunan uranyumun doğal olarak parçalanması sonucu oluştuğunu belirten Doç. Dr. Nursel Dikmen, açık havada genellikle risk oluşturmadığını ancak kapalı alanlarda birikmesinin sağlık açısından tehlike oluşturabileceğini söyledi.</p>

<p>Radon gazının toprakta, kayalarda ve yeraltı sularında doğal olarak bulunan uranyumun bozulması sonucu oluştuğunu söyleyen Doç. Dr. Dikmen, "Radon gazı, atmosferde düşük seviyelerde bulunduğu için genellikle risk oluşturmaz. Ancak kapalı ortamlarda birikmesi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Özellikle bina temellerindeki çatlaklar, tesisat geçiş noktaları ve havalandırma sistemleri aracılığıyla yaşam alanlarına sızabilir" diye konuştu.</p>

<h3><strong>ZEMİN VE BODRUM KATLARDA RİSK DAHA YÜKSEK</strong></h3>

<p>Topraktan yükselen radon gazının en çok zemin ve bodrum katlarda biriktiğini belirten Doç. Dr. Dikmen, yetersiz havalandırmanın riski daha da artırdığını ifade etti.</p>

<p>Özellikle yeterince havalandırılmayan alanlarda radon yoğunluğunun arttığını ifade eden Doç. Dr. Dikmen, "Radon gazı en çok zemin ve bodrum katlarda yoğunlaşır. Çünkü gaz doğrudan topraktan yükselerek bu alanlarda birikir. Havalandırmanın yetersiz olduğu kapalı alanlarda risk daha da artar" şeklinde konuştu.</p>

<h3><strong>DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ RADONU İKİNCİ EN ÖNEMLİ NEDEN OLARAK GÖSTERİYOR</strong></h3>

<p>Radon gazının en ciddi etkisinin akciğerler üzerinde görüldüğünü belirten Doç. Dr. Dikmen, uzun süreli maruziyetin akciğer kanseri riskini artırabileceğini söyledi.</p>

<p>Radon gazının sağlık üzerindeki en ciddi etkisinin solunum sistemi üzerinde görüldüğünü belirten Doç. Dr. Dikmen, "Dünya Sağlık Örgütü’ne göre radon, sigaradan sonra akciğer kanserine yol açan ikinci en önemli etkendir. Ortalama radon seviyelerine ve sigara kullanım oranlarına bağlı olarak tüm akciğer kanserlerinin yüzde 3 ila yüzde 14’ünden sorumludur. Özellikle sigara içenlerde bu risk çok daha yüksektir" ifadelerini kullandı.</p>

<h3><strong>RADON GAZI HÜCRE DNA'SINA ZARAR VEREBİLİYOR</strong></h3>

<p>Solunum yoluyla vücuda giren radon gazının parçalanarak radyoaktif maddeler oluşturduğunu belirten Doç. Dr. Dikmen, bu durumun hücrelerde hasara neden olabileceğini ifade etti.</p>

<p>Solunum yoluyla alınan radon gazının parçalanarak radyoaktif maddeler açığa çıkardığını vurgulayan Doç. Dr. Dikmen, "Bu maddeler hücre DNA’sına zarar vererek hücrelerin kontrolsüz çoğalmasına yol açabilir. Bu süreç zamanla akciğer kanseri gelişimine neden olabilir" dedi.</p>

<h3><strong>ASTIM HASTALARI, ÇOCUKLAR VE GEBELER DAHA FAZLA ETKİLENEBİLİR</strong></h3>

<p>Radon gazının yalnızca akciğer kanseriyle sınırlı kalmayıp farklı solunum sistemi hastalıklarına da neden olabileceğini belirten Doç. Dr. Dikmen, bazı grupların daha yüksek risk altında bulunduğunu söyledi.</p>

<p>Radon gazının yalnızca kansere değil başka solunum yolu hastalıklarına da yol açabileceğini söyleyen Dikmen, "Kronik bronşit, kronik öksürük gibi solunum sistemi rahatsızlıkları da görülebilir. Özellikle astım hastaları radondan daha fazla etkilenebilir. Çocuklar ve gebeler de risk grubundadır. Yüksek radon maruziyeti fetüs gelişimini olumsuz etkileyebilir. Çocukluk döneminde maruz kalınması ise ilerleyen yaşlarda kronik akciğer hastalıklarına zemin hazırlayabilir" diye konuştu.</p>

<h3><strong>YAPI MALZEMELERİ VE KUYU SULARI DA KAYNAK OLABİLİYOR</strong></h3>

<p>Radon gazının yalnızca topraktan değil bazı yapı malzemeleri ve su kaynaklarından da yaşam alanlarına ulaşabileceğini belirten Doç. Dr. Dikmen, granit, taş ve beton gibi malzemelerin yanı sıra kuyu sularının da risk oluşturabileceğini ifade etti.</p>

<p>Radonun yalnızca topraktan değil bazı yapı malzemeleri ve su kaynaklarından da gelebileceğini belirten Doç. Dr. Dikmen, "Granit, taş ve beton gibi doğal yapı malzemeleri yapılarında uranyum içerebilir. Ayrıca kuyu ve doğal kaynak sularında çözünmüş radon bulunabilir. Bu da ev içi maruziyeti artırabilir" dedi.</p>

<h3><strong>RADON GAZI GÖZLE VEYA KOKUYLA ANLAŞILAMIYOR</strong></h3>

<p>Radon gazının herhangi bir belirti vermediğini vurgulayan Doç. Dr. Dikmen, maruziyetin ancak özel ölçüm cihazlarıyla tespit edilebildiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Radon gazının duyu organlarıyla tespit edilemeyeceğine dikkat çeken Doç. Dr. Dikmen, "Bu gaz renksiz, kokusuz ve tatsız olduğu için fark edilmesi mümkün değildir. Maruziyeti anlamanın tek yolu özel radon ölçüm cihazları veya kitleri kullanmaktır. Özellikle bodrum ve zemin katlarda yaşayan kişilerin ölçüm yaptırması önemlidir" açıklamasında bulundu.</p>

<h3><strong>RADON GAZINDAN KORUNMAK İÇİN BU ÖNLEMLER ÖNERİLİYOR</strong></h3>

<p>Uzmanlar, düzenli havalandırma başta olmak üzere alınacak bazı basit önlemlerle radon gazına maruz kalma riskinin azaltılabileceğini belirtiyor.</p>

<p>Radon gazından korunmak için alınabilecek önlemleri sıralayan Doç. Dr. Dikmen, "Kapalı alanlar düzenli olarak havalandırılmalı, bina temelindeki çatlaklar onarılmalı ve özellikle kuyu suyu kullanılıyorsa uygun arıtma sistemleri tercih edilmelidir. Gerekli durumlarda profesyonel radon ölçümü yaptırılması ihmal edilmemelidir" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.egetelgraf.com/evinizde-fark-etmeden-soluyor-olabilirsiniz-uzmandan-radon-gazi-uyarisi</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 17:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egetelgrafcom.teimg.com/crop/1280x720/egetelgraf-com/uploads/2026/07/evinizde-fark-etmeden-soluyor-olabilirsiniz-uzmandan-radon-gazi-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="42810"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Son dönemlerin popüler içeceği yulaf sütü meğer sanıldığı kadar masum değilmiş!]]></title>
      <link>https://www.egetelgraf.com/son-donemlerin-populer-icecegi-yulaf-sutu-meger-sanildigi-kadar-masum-degilmis</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egetelgraf.com/son-donemlerin-populer-icecegi-yulaf-sutu-meger-sanildigi-kadar-masum-degilmis" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son yıllarda sağlıklı beslenmenin vazgeçilmezleri arasına giren yulaf sütüyle ilgili dikkat çeken bir ayrıntı ortaya çıktı. Uzmanlar, masum görünen ürünlerin içeriğinin markadan markaya değişebildiğini belirterek, özellikle besin etiketlerindeki şeker oranlarının mutlaka kontrol edilmesi gerektiğini vurguluyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<style><!--/* Font Definitions */ @font-face {font-family:&quot;Cambria Math&quot;; panose-1:2 4 5 3 5 4 6 3 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:roman; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:-536869121 1107305727 33554432 0 415 0;} @font-face {font-family:Calibri; panose-1:2 15 5 2 2 2 4 3 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:swiss; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:-469750017 -1073732485 9 0 511 0;} /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-unhide:no; mso-style-qformat:yes; mso-style-parent:&quot;&quot;; margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; margin-left:0cm; line-height:107%; mso-pagination:widow-orphan; font-size:11.0pt; font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:Calibri; mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi; mso-font-kerning:1.0pt; mso-ligatures:standardcontextual; mso-fareast-language:EN-US;} .MsoChpDefault {mso-style-type:export-only; mso-default-props:yes; font-size:11.0pt; mso-ansi-font-size:11.0pt; mso-bidi-font-size:11.0pt; font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:Calibri; mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi; mso-fareast-language:EN-US;} .MsoPapDefault {mso-style-type:export-only; margin-bottom:8.0pt; line-height:107%;} @page WordSection1 {size:612.0pt 792.0pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.WordSection1 {page:WordSection1;}--><!-- /* Font Definitions */ @font-face {font-family:"Cambria Math"; panose-1:2 4 5 3 5 4 6 3 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:roman; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:-536869121 1107305727 33554432 0 415 0;} @font-face {font-family:Calibri; panose-1:2 15 5 2 2 2 4 3 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:swiss; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:-469750017 -1073732485 9 0 511 0;} /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-unhide:no; mso-style-qformat:yes; mso-style-parent:""; margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; margin-left:0cm; line-height:107%; mso-pagination:widow-orphan; font-size:11.0pt; font-family:"Calibri",sans-serif; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:Calibri; mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:"Times New Roman"; mso-bidi-theme-font:minor-bidi; mso-font-kerning:1.0pt; mso-ligatures:standardcontextual; mso-fareast-language:EN-US;} .MsoChpDefault {mso-style-type:export-only; mso-default-props:yes; font-size:11.0pt; mso-ansi-font-size:11.0pt; mso-bidi-font-size:11.0pt; font-family:"Calibri",sans-serif; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:Calibri; mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:"Times New Roman"; mso-bidi-theme-font:minor-bidi; mso-fareast-language:EN-US;} .MsoPapDefault {mso-style-type:export-only; margin-bottom:8.0pt; line-height:107%;} @page WordSection1 {size:612.0pt 792.0pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.WordSection1 {page:WordSection1;} --></div></style><p><strong>BİRSU KOÇ-EGE TELGRAF/</strong>Kahveden kahvaltı sofralarına kadar pek çok kişinin sağlıklı bir alternatif olarak gördüğü yulaf sütü, son yıllarda popülerliğini artırdı. Kıvamı ve hafif tadıyla öne çıkan yulaf sütü, her ne kadar sağlıklı bir seçenek olarak görülse de tüm ürünler aynı özellikleri taşımıyor. Üretim süreci, kullanılan malzemeler ve tüketim miktarı, içeceğin vücut üzerindeki etkisini doğrudan değiştirebiliyor.</p><p><img src="https://egetelgrafcom.teimg.com/egetelgraf-com/uploads/2024/10/yulaf-sutu2.webp" style="width: 1280px !important; height: 720px !important;"></p><h3><strong>ETİKETTEKİ ŞEKERİN NEDENİ ORTAYA ÇIKTI</strong></h3><p>Yulaf sütü üretiminde yulaf ve su karıştırılarak parçalanıyor, ardından süzülüyor. Bu işlem sırasında yulaftaki nişasta daha küçük şeker moleküllerine ayrışabiliyor ve maltoz adı verilen doğal bir şeker ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle ürünlere sonradan şeker eklenmese bile besin değerleri tablosunda şeker miktarının yer alması mümkün olabiliyor. Uzmanlar, tüketicilerin yalnızca ambalaj üzerindeki “şekersiz” ibaresine güvenmemesi gerektiğini belirtiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><h3><strong>KAN ŞEKERİNİ HIZLI YÜKSELTEBİLİR</strong></h3><p>Yulaf sütüyle ilgili tartışmaların merkezinde ise maltozun yüksek glisemik indeksi bulunuyor. Uzmanlara göre bu durum, bazı yulaf sütlerinin kan şekerini hızlı yükseltebilmesine neden olabiliyor. Ancak uzmanlar, bir ürünün etkisini değerlendirirken yalnızca glisemik indekse odaklanmanın doğru olmadığını vurguluyor. Tüketilen miktar ve ürünün hangi besinlerle birlikte tüketildiği de büyük önem taşıyor.</p><h3><strong>KAHVEYLE BARDAK BARDAK İÇMEK AYNI DEĞİL</strong></h3><p>Kahveye eklenen az miktardaki yulaf sütü ile büyük bir bardak yulaf sütünü tek başına tüketmek aynı etkiyi yaratmayabiliyor. Protein, lif ve sağlıklı yağ içeren besinlerle birlikte tüketilen karbonhidratların daha yavaş sindirildiği belirtiliyor.Bu nedenle uzmanlar, yulaf sütlü kahvenin yanında yumurta, yoğurt, kuruyemiş veya tam tahıllı ürünler gibi protein ve lif açısından zengin besinlerin tercih edilmesini öneriyor.</p><h3><strong>ETİKETİ OKUMADAN SEPETE ATMAYIN</strong></h3><p>Uzmanlar, market raflarındaki yulaf sütlerinin içeriklerinin birbirinden oldukça farklı olabileceğine dikkat çekiyor. Bazı ürünlerde ilave şeker, bitkisel yağ ve çeşitli katkı maddeleri bulunurken, bazı markalar daha sade içeriklerle üretim yapabiliyor. Protein miktarının da inek sütüne ve bazı diğer bitkisel içeceklere göre daha düşük kalabildiği belirtiliyor. Bu nedenle tüketicilerin alışveriş sırasında besin değerleri tablosunu incelemesi tavsiye ediliyor. Uzmanlara göre yulaf sütünü ne tamamen zararlı ne de mucizevi bir ürün olarak değerlendirmek gerekiyor. İçeriğe, porsiyon miktarına ve gün içinde hangi besinlerle birlikte tüketildiğine dikkat edildiğinde daha bilinçli tercihler yapmak mümkün oluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Birsu KOÇ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Yaşam</category>
      <guid>https://www.egetelgraf.com/son-donemlerin-populer-icecegi-yulaf-sutu-meger-sanildigi-kadar-masum-degilmis</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 17:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egetelgrafcom.teimg.com/crop/1280x720/egetelgraf-com/uploads/2024/08/yulaf-sutu.jpg" type="image/jpeg" length="24014"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlıkta yapay zeka için dikkat çeken iş birliği! İki kurum güçlerini birleştirdi]]></title>
      <link>https://www.egetelgraf.com/saglikta-yapay-zeka-icin-dikkat-ceken-is-birligi-iki-kurum-guclerini-birlestirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egetelgraf.com/saglikta-yapay-zeka-icin-dikkat-ceken-is-birligi-iki-kurum-guclerini-birlestirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık bilimleri alanında dikkat çeken bir iş birliği hayata geçirildi. İEÜ Medical Point Hastanesi ile Sabancı Üniversitesi arasında imzalanan protokolle yapay zeka, biyoteknoloji, dijital sağlık ve klinik araştırmalar başta olmak üzere birçok alanda ortak projeler geliştirilecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İEÜ Medical Point Hastanesi ile Sabancı Üniversitesi, sağlık bilimleri ve sağlık teknolojileri alanında ortak çalışmalar yürütmek amacıyla kapsamlı bir iş birliği protokolüne imza attı. İki kurumun bilgi ve deneyimini bir araya getirecek protokol kapsamında biyoteknoloji, biyomedikal teknolojiler, yapay zeka, veri analitiği, dijital sağlık uygulamaları ve klinik araştırmalar başta olmak üzere birçok alanda ortak projelerin geliştirilmesi planlanıyor.</p>

<p>İmzalanan protokol ile bilimsel araştırmaların desteklenmesi, yenilikçi sağlık teknolojilerinin geliştirilmesi ve sağlık sektörüne nitelikli insan kaynağı kazandırılması hedefleniyor.</p>

<h3><strong>SAĞLIK TEKNOLOJİLERİNDE ORTAK PROJELER GELİŞTİRİLECEK</strong></h3>

<p>İş birliği kapsamında İEÜ Medical Point Hastanesi'nin klinik deneyimi ile Sabancı Üniversitesi'nin akademik ve teknolojik altyapısının bir araya getirilmesi amaçlanıyor. Taraflar, sağlık alanında yeni nesil teknolojilerin geliştirilmesine yönelik ortak araştırma ve geliştirme faaliyetleri yürütecek.</p>

<p>Protokol çerçevesinde özellikle biyoteknoloji, biyomedikal sistemler, yapay zekâ uygulamaları, veri analitiği, dijital sağlık çözümleri ve klinik araştırmalar öncelikli çalışma alanları arasında yer alacak.</p>

<h3><strong>TEDAVİ EDİCİ SAĞLIKTAN ÖNLEYİCİ SAĞLIĞA GEÇİŞ VURGUSU</strong></h3>

<p>İEÜ Medical Point Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Veysi Kubba, sağlık alanında teknolojinin öneminin giderek arttığını belirterek, gelecekte teknolojiyi etkin kullanan kurumların öne çıkacağını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dünyanın baş döndürücü bir değişim sürecinde olduğunu ve yapay zeka çağının başladığını vurgulayan İEÜ Medical Point Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Veysi Kubba, sağlık hizmetlerinde teknolojinin giderek daha belirleyici bir rol üstlendiğini ifade etti. Kubba; "Geleceğin dünyasında, teknolojiyi ve yapay zekâyı en verimli kullanan kurumlar ayakta kalacak. Biz de 30 yıllık tecrübemizle sektöre yön vermeye devam ediyoruz. Sabancı Üniversitesi ile attığımız bu imza, geleneksel tedavi edici sağlık anlayışının yerini, teknolojinin gücüyle önleyici sağlığa bırakacağı yeni bir dönemin habercisidir. Klinik deneyimimizin akademik güçle harmanlanması, tüm dünyaya ışık tutacak projelere kapı açacaktır" diye konuştu.</p>

<h3><strong>YAPAY ZEKA VE AKILLI SAĞLIK SİSTEMLERİ ÖN PLANDA OLACAK</strong></h3>

<p>Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici, sağlık teknolojilerinde disiplinler arası iş birliklerinin önemine dikkat çekerek üniversitenin araştırma altyapısına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Leblebici, medikal elektronik, fiziksel yapay zeka (Physical AI), tıbbi sensörler, akıllı sağlık sistemleri ve ileri mikroelektronik teknolojileri alanlarında güçlü bir araştırma ve geliştirme altyapısına sahip olduklarını belirtti.</p>

<p>Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici ise, sağlık teknolojilerinde disiplinler arası iş birliklerinin kritik önem taşıdığına dikkat çekerek, özellikle medikal elektronik, fiziksel yapay zekâ (Physical AI), tıbbi sensörler, akıllı sağlık sistemleri ve ileri mikroelektronik teknolojileri alanlarında güçlü bir araştırma ve geliştirme altyapısına sahip olduklarıno vurguladı. Leblebici, "Geleceğin sağlık çözümleri; elektronik, yapay zekâ, veri bilimi ve yaşam bilimlerinin bir araya gelmesiyle şekillenecek. Sabancı Üniversitesi olarak yarı iletken teknolojileri, biyomedikal sistemler, akıllı sensörler ve yapay zekâ destekli sağlık uygulamaları alanlarında geliştirdiğimiz yetkinlikleri, İEÜ Medical Point Hastanesi'nin güçlü klinik deneyimiyle bir araya getiriyoruz. Bu iş birliği sayesinde yalnızca yeni teknolojiler geliştirmeyi değil, aynı zamanda bu teknolojileri hastaların yaşam kalitesini artıracak somut çözümlere dönüştürmeyi hedefliyoruz. Türkiye'nin sağlık teknolojileri alanındaki rekabet gücünü artıracak, uluslararası ölçekte etki oluşturacak araştırma ve inovasyon projelerine birlikte imza atacağımıza inanıyorum" dedi.</p>

<h3><strong>BİLİMSEL ARAŞTIRMALAR VE NİTELİKLİ İNSAN KAYNAĞI DESTEKLENECEK</strong></h3>

<p>İş birliği protokolüyle birlikte bilimsel araştırmaların desteklenmesi, sağlık teknolojilerinde yenilikçi çözümlerin geliştirilmesi ve sağlık alanında uzman insan kaynağının yetiştirilmesine katkı sağlanması hedefleniyor.</p>

<p>Ortak çalışmaların, sağlık teknolojileri alanında hem akademik araştırmalara hem de klinik uygulamalara katkı sunması amaçlanırken, geliştirilecek projelerin ulusal ve uluslararası ölçekte etki oluşturması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.egetelgraf.com/saglikta-yapay-zeka-icin-dikkat-ceken-is-birligi-iki-kurum-guclerini-birlestirdi</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 16:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egetelgrafcom.teimg.com/crop/1280x720/egetelgraf-com/uploads/2026/07/saglikta-yapay-zeka-icin-dikkat-ceken-is-birligi-iki-kurum-guclerini-birlestirdi.jpg" type="image/jpeg" length="96893"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sürekli telefonunu kontrol edenler dikkat! Uzmandan dijital yorgunluk uyarısı]]></title>
      <link>https://www.egetelgraf.com/surekli-telefonunu-kontrol-edenler-dikkat-uzmandan-dijital-yorgunluk-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egetelgraf.com/surekli-telefonunu-kontrol-edenler-dikkat-uzmandan-dijital-yorgunluk-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Telefon bildirimlerini sürekli kontrol ediyor, mesajlara anında yanıt verme ihtiyacı hissediyor ya da sosyal medyadan uzak kalamıyorsanız uzmanlara göre bunun nedeni yalnızca alışkanlık olmayabilir. Dijital yorgunluğun ruh sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Telefon, bilgisayar ve sosyal medya kullanımının günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline gelmesiyle birlikte dijital yorgunluk da daha sık konuşulan sorunlardan biri oldu. Uzmanlar, sürekli ulaşılabilir olmanın ve bildirimleri anlık takip etme alışkanlığının zamanla zihinsel tükenmişliğe neden olabileceğini belirtiyor.</p>

<p><img class="" height="720" src="https://egetelgrafcom.teimg.com/egetelgraf-com/uploads/2026/07/a-w748577-01.jpg" width="552" /></p>

<p>Eskişehir Acıbadem Hastanesi Klinik Psikolog Merve Vural, dijital yorgunluğun yalnızca yetişkinleri değil çocuk ve ergenleri de etkileyebildiğini belirterek, ruh sağlığını korumak için gün içinde ekransız zamanlar oluşturulmasının önemine dikkat çekti.</p>

<h3><strong>SÜREKLİ ÇEVRİM İÇİ OLMAK ZİHNİ YORABİLİYOR</strong></h3>

<p>Sürekli telefon bildirimlerini kontrol etme, mesajlara anında yanıt verme ya da sosyal medyada yaşanan gelişmeleri kaçırmama isteğinin yalnızca bir alışkanlık olmadığını belirten Merve Vural, dijital çağın zihinsel yükü artırabildiğini ifade etti.</p>

<p>"Dijital çağ beraberinde sürekli çevrim içi olma halini getiriyor. Bu da zihnimizi fark etmeden yoruyor. Sürekli ulaşılabilir olmak, sinir sistemini devamlı uyarılmış halde tutabiliyor. Bu durum zamanla odaklanma güçlüğü, tahammülsüzlük, uyku sorunları ve duygusal tükenmişlik olarak karşımıza çıkabiliyor"</p>

<h3><strong>ZİHİN GÜN İÇİNDE YETERİNCE DİNLENEMİYOR</strong></h3>

<p>Fiziksel olarak yorulmamış olunsa bile zihinsel tükenmişlik hissinin oluşabileceğini belirten Merve Vural, dijital ortamda sürekli aktif olmanın bunun önemli nedenlerinden biri olduğunu söyledi.</p>

<p>Bazen fiziksel olarak hiçbir şey yapmamış olsak bile zihinsel olarak tükenmiş hissedebildiğimizin altını çizen Merve Vural: "Bunun önemli nedenlerinden biri dijital olarak sürekli ulaşılabilir olmamızdır. Telefon bildirimleri, iş mesajları, e-postalar ve sosyal medya, zihnimizin gün içinde gerçek anlamda mola vermesini zorlaştırabiliyor. Bir mesaj geldiğinde hemen cevap verme ihtiyacı, iş saatleri dışında da telefonu kontrol etme alışkanlığı, sosyal medyada olup biteni kaçırma korkusu ve gündemi sürekli takip etme hali sinir sistemini devamlı uyarılmış durumda tutabiliyor. Bu durum iş ve özel hayat arasında sınırların kaybolmasına sebep olduğu gibi, zamanla odaklanma güçlüğü, tahammülsüzlük, uyku sorunları, bedensel gerginlik ve duygusal yorgunluğu da beraberinde getirebiliyor" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>ÇOCUKLAR VE ERGENLERDE DE DİJİTAL YORGUNLUK ARTIYOR</strong></h3>

<p>Yaz aylarında ekran kullanımının artmasının çocuklar ve ergenler üzerinde de etkili olabileceğini belirten Merve Vural, yalnızca ekran başında geçirilen sürenin değil, ekranın nasıl kullanıldığının da değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Dijital yorgunluğun çocuk ve ergenlerde de giderek daha fazla görüldüğünü belirten Vural: "Yaz aylarında ekran süresi artabiliyor. Ancak yalnızca 'kaç saat ekran kullanıyor?' sorusuna odaklanmak yeterli değil. Çocuğun ekranda ne yaptığı, sonrasında nasıl hissettiği, uykusunun, arkadaş ilişkilerinin ve günlük yaşamının etkilenip etkilenmediği de değerlendirilmelidir." diye konuştu.</p>

<h3><strong>RUH SAĞLIĞI İÇİN DİJİTAL SINIRLAR OLUŞTURULMALI</strong></h3>

<p>Dijital yorgunluğun günlük yaşamda farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini söyleyen Merve Vural, dijital sınırlar oluşturmanın zihinsel yükü hafifletmeye yardımcı olabileceğini belirtti.</p>

<p>Dijital yorgunluğun karşımıza "hiçbir şeye yetişemiyorum", "odaklanamıyorum, organize edemiyorum", "sürekli gerginim, öfkeliyim", "dinlensem de dinlenmiş hissetmiyorum" gibi cümlelerle karşımıza çıkabildiğini belirten Merve Vural, "Ruh sağlığını korumanın önemli yollarından biri sınır koyabilmektir. Telefonu sessize almak, bildirimleri sınırlandırmak, iş saatleri dışında mesajlara cevap verme alışkanlığını gözden geçirmek ve gün içinde ekransız zamanlar oluşturmak zihinsel yükü azaltmaya yardımcı olabilir" dedi.</p>

<h3><strong>"BAZEN EN İYİ DİNLENME, ULAŞILABİLİR OLMAMAKTIR"</strong></h3>

<p>İnsan zihninin kesintisiz çalışmak üzere tasarlanmadığını vurgulayan Merve Vural, zaman zaman durmanın ve dinlenmenin psikolojik sağlık açısından önemli olduğunu ifade etti.</p>

<p>İnsan zihninin kesintisiz performans göstermek üzere tasarlanmadığını belirten Vural: "Dinlenme, boşluk, yavaşlama ve durgunluk da psikolojik sağlığın bir parçasıdır. Bazen verimliliği artıran şey daha fazla çalışmak değil, zihne durma fırsatı vermektir. Gün içinde kısa bir süre bile olsa kimseye cevap vermek zorunda olmadığımızı hissettiğimiz küçük molalar ruh sağlığımız açısından koruyucu olabilir" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.egetelgraf.com/surekli-telefonunu-kontrol-edenler-dikkat-uzmandan-dijital-yorgunluk-uyarisi</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 16:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egetelgrafcom.teimg.com/crop/1280x720/egetelgraf-com/uploads/2026/07/surekli-telefonunu-kontrol-edenler-dikkat-uzmandan-dijital-yorgunluk-uyarisi.webp" type="image/jpeg" length="70140"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doğum sonrası kilo vermek isteyen annelere kritik uyarı!]]></title>
      <link>https://www.egetelgraf.com/dogum-sonrasi-kilo-vermek-isteyen-annelere-kritik-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egetelgraf.com/dogum-sonrasi-kilo-vermek-isteyen-annelere-kritik-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doğumun ardından fazla kilolarından kurtulmak isteyen anneler için uzmanlardan önemli uyarılar geldi. Doğum sonrası diyete ne zaman başlanmalı, emzirme döneminde hızlı kilo vermek neden önerilmiyor? İşte sağlıklı kilo verme sürecine ilişkin dikkat edilmesi gerekenler...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Doğum sonrası dönem, birçok annenin fazla kilolarını verme isteğiyle birlikte yeni bir beslenme düzeni arayışına girdiği süreçlerden biri oluyor. Ancak uzmanlar, bu dönemde hızlı kilo vermeye odaklanmak yerine hem annenin iyileşmesini hem de bebeğin ihtiyaçlarını gözeten dengeli bir beslenme planının öncelikli olması gerektiğini vurguluyor.</p>

<p><img height="720" src="https://egetelgrafcom.teimg.com/egetelgraf-com/uploads/2026/07/a-w748581-01.jpg" width="1081" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Medicana International İzmir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Uzm. Diyetisyen Mısra Aydın, doğum sonrası dönemin hızlı zayıflama zamanı olmadığını belirterek, güvenli kilo kaybı için doğru zamanlama ve kişiye özel beslenme planının önemine dikkat çekti.</p>

<h3><strong>DOĞUM SONRASI İLK HAFTALARDA KİLO VERMEK İÇİN ACELE EDİLMEMELİ</strong></h3>

<p>Doğumun ardından vücudun doğal bir toparlanma sürecine girdiğini belirten Uzm. Diyetisyen Mısra Aydın, ilk haftalarda tartıdaki değişimlerin normal olduğunu ve bu sürecin aceleyle değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>"İlk haftalarda bebeğin, plasentanın ve gebelik boyunca vücutta artan sıvının kaybıyla birlikte doğal olarak birkaç kilogram zaten verilir. Bu nedenle tartıdaki değişimi aceleyle değerlendirmek yerine vücudun kendini yenilemesine ve toparlanmasına zaman tanımak gerekir" dedi.</p>

<h3><strong>NORMAL DOĞUM VE SEZARYEN SONRASI BESLENME FARKLILIK GÖSTERİYOR</strong></h3>

<p>Doğum şeklinin beslenme planını etkileyen önemli unsurlardan biri olduğunu ifade eden Uzm. Diyetisyen Mısra Aydın, normal doğum ve sezaryen sonrasında uygulanacak beslenme yaklaşımının farklılık gösterebildiğini belirtti.</p>

<p>Doğum şeklinin beslenme planlamasında belirleyici bir rol oynadığını söyleyen Uzm. Dyt. Mısra Aydın: "Normal doğumdan sonra, herhangi bir sağlık sorunu yoksa ve hekim aksini belirtmemişse dengeli beslenme planı doğumdan hemen sonra uygulanabilir. Ancak bu plan düşük kalorili bir zayıflama diyeti değil; annenin iyileşmesini destekleyen, süt üretimini koruyan bir düzen olmalıdır. Sezaryen doğumda ise cerrahi bir iyileşme süreci söz konusudur. Bu nedenle; yeterli protein, vitamin, mineral ve sıvı alımı yara iyileşmesini doğrudan destekleyebilir. Aşırı kalori kısıtlaması bu iyileşmeyi olumsuz etkileyebileceğinden ilk haftalarda kilo vermekten çok sağlıklı toparlanmaya odaklanılmalıdır" diye konuştu.</p>

<h3><strong>ŞOK DİYETLER ANNE SÜTÜNÜ VE SAĞLIĞI OLUMSUZ ETKİLEYEBİLİR</strong></h3>

<p>Emzirme döneminde annenin enerji ihtiyacının arttığını belirten Uzm. Diyetisyen Mısra Aydın, bilinçsiz uygulanan düşük kalorili diyetlerin hem annenin hem de bebeğin sağlığını olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.</p>

<p>Emzirme döneminde annelerin enerji ihtiyacının arttığını ve süt üretimi için günlük ortalama 400-500 kilo-kalori ek enerji harcandığını belirten Uzm. Dyt. Mısra Aydın, bilinçsiz yapılan şok diyetlerin oluşturabileceği sorunlara açıklık getirdi. Uzm. Dyt. Mısra Aydın, annelerin öğün atlamamasının, yeterli sıvı tüketmesinin ve her besin grubundan dengeli beslenmesinin hem kendi sağlıkları hem de bebeklerinin gelişimi için önemli olduğunu söyledi.</p>

<p>Uzm. Dyt. Mısra Aydın, "Annelerin hekim kontrolü sonrasında, genel sağlık durumları uygunsa ve özellikle emzirme düzeni oturduysa 3'üncü veya 4'üncü ayda bir diyetisyen eşliğinde kişiye özel beslenme programına başlayabilirler. Sağlıklı kilo kaybı haftada ortalama 500 gram ile 1 kilogram arasında olmalıdır. Daha hızlı kilo vermeye çalışmak kas kaybına, yorgunluğa, besin ögesi eksikliklerine ve en önemlisi süt miktarında azalmaya neden olabilir" diye konuştu.</p>

<h3><strong>DOĞUM SONRASI KENDİNİZİ BAŞKALARIYLA KIYASLAMAYIN</strong></h3>

<p>Sosyal medyada doğum sonrası kısa sürede eski formuna kavuşan annelerin paylaşımlarının yanıltıcı olabileceğini belirten Uzm. Diyetisyen Mısra Aydın, her annenin iyileşme sürecinin farklı olduğunu söyledi.</p>

<p>Sosyal medyada oluşturulan ‘doğum sonrası eski haline dönen anneler' illüzyonuna da dikkat çeken Uzm. Dyt. Mısra Aydın, anneleri bu illüzyona kapılmamaları için uyarak, sözlerini şöyle tamamladı: "Her gebelik ve doğum süreci eşsizdir. Bir annenin toparlanma hızı; gebelik öncesi kilosundan uyku düzenine, doğum şeklinden hormonal değişikliklere kadar onlarca faktörden etkilenir. Başkalarıyla kıyaslama yapmak yerine, hekim onayıyla hafif tempolu yürüyüşler ve pelvik taban egzersizlerine başlamak; kendi bedeninizin ihtiyaçlarına kulak vermek en doğru yaklaşımdır."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.egetelgraf.com/dogum-sonrasi-kilo-vermek-isteyen-annelere-kritik-uyari</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 16:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egetelgrafcom.teimg.com/crop/1280x720/egetelgraf-com/uploads/2026/07/dogum-sonrasi-kilo-vermek-isteyen-annelere-kritik-uyari.jpg" type="image/jpeg" length="42040"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ailesinde kalp hastalığı olanlar dikkat! Kalp hastalıklarında dikkat çeken tablo]]></title>
      <link>https://www.egetelgraf.com/ailesinde-kalp-hastaligi-olanlar-dikkat-kalp-hastaliklarinda-dikkat-ceken-tablo</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egetelgraf.com/ailesinde-kalp-hastaligi-olanlar-dikkat-kalp-hastaliklarinda-dikkat-ceken-tablo" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'de ölümlerin yaklaşık yüzde 40'ı kalp hastalıklarından kaynaklanıyor. Uzmanlara göre koroner kalp hastalığı erken tanı, düzenli kontroller ve yaşam tarzı değişiklikleriyle büyük ölçüde önlenebiliyor. Peki risk kimlerde daha yüksek, hangi belirtiler dikkate alınmalı?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kalp ve damar hastalıkları, Türkiye'de en önemli sağlık sorunları arasında yer almaya devam ediyor. Uzmanlar, koroner kalp hastalığının erken dönemde tespit edilmesi ve risk faktörlerinin kontrol altına alınmasının kalp krizi ile buna bağlı ölümlerin önlenmesinde önemli rol oynadığına dikkat çekiyor.</p>

<p><img height="720" src="https://egetelgrafcom.teimg.com/egetelgraf-com/uploads/2026/07/a-w748597-01.jpg" width="1280" /></p>

<p>Acıbadem Bayındır Söğütözü Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Ali Özatik, Türkiye'de tüm ölümlerin yaklaşık yüzde 40'ının kalp hastalıklarından kaynaklandığını belirterek, koroner kalp hastalığının erken tanı, düzenli kontroller ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla büyük ölçüde önlenebileceğini söyledi.</p>

<h3><strong>KALP SÜREKLİ ÇALIŞIYOR, KORONER DAMARLAR HAYATİ GÖREV ÜSTLENİYOR</strong></h3>

<p>Kalbin yaşam boyunca durmadan çalışan hayati bir organ olduğunu belirten Prof. Dr. Mehmet Ali Özatik, kalbin görevini sürdürebilmesi için koroner damarların sağlıklı olmasının büyük önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p>"Kalbimiz dakikada ortalama 75 kez kasılıp gevşiyor ve günde yaklaşık 100 bin kez çalışıyor. Bu yoğun çalışma temposunu sürdürebilmesi için koroner arter adı verilen damarlar aracılığıyla sürekli oksijen ve besin alması gerekiyor. Bu damarların daralması veya tıkanması ise koroner kalp hastalığını ortaya çıkarıyor" dedi.</p>

<h3><strong>ERKEKLERDE 45, KADINLARDA 55 YAŞTAN SONRA RİSK ARTIYOR</strong></h3>

<p>Koroner kalp hastalığında hem değiştirilemeyen hem de kontrol altına alınabilecek risk faktörlerinin bulunduğunu belirten Prof. Dr. Özatik, yaş, cinsiyet ve aile öyküsünün önemli etkenler arasında yer aldığını söyledi.</p>

<p>Erkeklerde 45, kadınlarda ise 55 yaş sonrasında riskin belirgin şekilde arttığını ifade eden Prof. Dr. Özatik, değiştirilemeyen risk faktörlerinin yanı sıra yaşam tarzına bağlı risklerin de büyük önem taşıdığına dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"İleri yaş, erkek cinsiyet ve ailede kalp hastalığı öyküsü gibi faktörleri değiştirmek mümkün değildir. Erkeklerde 45, kadınlarda ise 55 yaş sonrası risk belirgin şekilde artmaktadır. Buna rağmen sigara kullanımı, yüksek tansiyon, diyabet, kolesterol yüksekliği, obezite, hareketsiz yaşam, aşırı alkol tüketimi ve kronik stres gibi faktörler kontrol altına alınabilir. Özellikle sigara, damar yapısını bozarak koroner arter hastalığının gelişiminde en önemli risk etkenlerinden biridir."</p>

<h3><strong>GÖĞÜS AĞRISI EN ÖNEMLİ BELİRTİLERDEN BİRİ</strong></h3>

<p>Koroner kalp hastalığının en sık görülen belirtilerinden birinin göğüs ağrısı olduğunu belirten Prof. Dr. Özatik, özellikle efor sırasında ortaya çıkan şikayetlerin dikkate alınması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Koroner kalp hastalığının en önemli belirtisinin göğüs ağrısı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Özatik: "Göğüs ağrısı genellikle yürüyüş, merdiven çıkma, ağır yemek sonrası veya stres sırasında ortaya çıkar. Hastalar bunu göğüste baskı, sıkışma ya da ezilme hissi olarak tarif eder" diye konuştu.</p>

<p>Prof. Dr. Özatik, ağrının sol omuza, kola, çeneye veya mide bölgesine yayılabileceğini ve çoğu zaman birkaç dakika dinlenmeyle hafiflediğini belirtti. Ancak bazı kişilerde hiçbir belirti görülmeden de kalp krizi gelişebileceğini vurgulayarak, risk grubunda bulunan kişilerin düzenli kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini ifade etti.</p>

<h3><strong>AİLE ÖYKÜSÜ BULUNANLAR DÜZENLİ KARDİYOLOJİ KONTROLÜ YAPTIRMALI</strong></h3>

<p>Koroner kalp hastalığında erken teşhisin büyük önem taşıdığını belirten Prof. Dr. Özatik, özellikle ailesinde kalp hastalığı bulunan kişilerin herhangi bir belirti ortaya çıkmasını beklemeden kardiyolojik değerlendirmeden geçmeleri gerektiğini söyledi.</p>

<p>Özatik, erken teşhis ile risk faktörlerinin kontrol altına alınmasının kalp krizi ve buna bağlı ölümlerin azaltılmasında en etkili yöntemlerden biri olduğunu ifade etti.</p>

<h3><strong>KALP HASTALIKLARINDAN KORUNMAK İÇİN BU ÖNERİLERE DİKKAT</strong></h3>

<p>Koroner kalp hastalığının büyük ölçüde önlenebilir olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Özatik, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemine vurgu yaptı.</p>

<p>Koroner kalp hastalığından korunmanın mümkün olduğuna dikkat çeken Özatik: "Sigara kullanılmamalı, tansiyon, kolesterol ve kan şekeri düzenli takip edilmeli. Haftada en az 150 dakika düzenli fiziksel aktivite yapılmalı, sebze, meyve ve zeytinyağı ağırlıklı Akdeniz tipi beslenme tercih edilmeli. İdeal kilo korunmalı, stres yönetimine önem verilmeli ve düzenli sağlık kontrolleri aksatılmamalı."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.egetelgraf.com/ailesinde-kalp-hastaligi-olanlar-dikkat-kalp-hastaliklarinda-dikkat-ceken-tablo</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 16:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egetelgrafcom.teimg.com/crop/1280x720/egetelgraf-com/uploads/2026/07/ailesinde-kalp-hastaligi-olanlar-dikkat-kalp-hastaliklarinda-dikkat-ceken-tablo.jpg" type="image/jpeg" length="39933"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İzmir’de gerçekleştirilen kalp operasyonu dünyada üçüncü oldu]]></title>
      <link>https://www.egetelgraf.com/izmirde-gerceklestirilen-kalp-operasyonu-dunyada-ucuncu-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egetelgraf.com/izmirde-gerceklestirilen-kalp-operasyonu-dunyada-ucuncu-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde gerçekleştirilen operasyonla, hem mekanik mitral hem de mekanik triküspit kapak protezi bulunan 68 yaşındaki Raziye Çelik, Transkateter Aort Kapak İmplantasyonu (TAVI) yöntemiyle sağlığına kavuştu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<style><!--/* Font Definitions */ @font-face {font-family:&quot;Cambria Math&quot;; panose-1:2 4 5 3 5 4 6 3 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:roman; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:-536869121 1107305727 33554432 0 415 0;} @font-face {font-family:Calibri; panose-1:2 15 5 2 2 2 4 3 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:swiss; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:-469750017 -1073732485 9 0 511 0;} /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-unhide:no; mso-style-qformat:yes; mso-style-parent:&quot;&quot;; margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; margin-left:0cm; line-height:107%; mso-pagination:widow-orphan; font-size:11.0pt; font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:Calibri; mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi; mso-font-kerning:1.0pt; mso-ligatures:standardcontextual; mso-fareast-language:EN-US;} .MsoChpDefault {mso-style-type:export-only; mso-default-props:yes; font-size:11.0pt; mso-ansi-font-size:11.0pt; mso-bidi-font-size:11.0pt; font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:Calibri; mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi; mso-fareast-language:EN-US;} .MsoPapDefault {mso-style-type:export-only; margin-bottom:8.0pt; line-height:107%;} @page WordSection1 {size:595.3pt 841.9pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.WordSection1 {page:WordSection1;}--><!-- /* Font Definitions */ @font-face {font-family:"Cambria Math"; panose-1:2 4 5 3 5 4 6 3 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:roman; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:-536869121 1107305727 33554432 0 415 0;} @font-face {font-family:Calibri; panose-1:2 15 5 2 2 2 4 3 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:swiss; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:-469750017 -1073732485 9 0 511 0;} /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-unhide:no; mso-style-qformat:yes; mso-style-parent:""; margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; margin-left:0cm; line-height:107%; mso-pagination:widow-orphan; font-size:11.0pt; font-family:"Calibri",sans-serif; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:Calibri; mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:"Times New Roman"; mso-bidi-theme-font:minor-bidi; mso-font-kerning:1.0pt; mso-ligatures:standardcontextual; mso-fareast-language:EN-US;} .MsoChpDefault {mso-style-type:export-only; mso-default-props:yes; font-size:11.0pt; mso-ansi-font-size:11.0pt; mso-bidi-font-size:11.0pt; font-family:"Calibri",sans-serif; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:Calibri; mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:"Times New Roman"; mso-bidi-theme-font:minor-bidi; mso-fareast-language:EN-US;} .MsoPapDefault {mso-style-type:export-only; margin-bottom:8.0pt; line-height:107%;} @page WordSection1 {size:595.3pt 841.9pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.WordSection1 {page:WordSection1;} --></div></style><p>Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı’nda, hem mekanik mitral hem de mekanik triküspit kapak protezi bulunan ve ileri derecede aort kapak darlığı yaşayan 68 yaşındaki Raziye Çelik, Transkateter Aort Kapak İmplantasyonu (TAVI) yöntemiyle tedavi edildi. Mevcut tıbbi kayıtlara göre, hem mitral hem de triküspit pozisyonunda mekanik kapağı bulunan ve TAVI işlemi uygulanan yalnızca iki vaka bulunurken, Ege Üniversitesi’nde gerçekleştirilen operasyonun dünya genelindeki üçüncü başarılı uygulama olduğu bildirildi. Operasyon, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehdi Zoghi’nin yanı sıra, proktör olarak görev yapan Prof. Dr. Engin Bozkurt, Doç. Dr. Emre Demir, Doç. Dr. Bekir Serhat Yıldız ve Dr. Yaprak Tepeli’nin katılımıyla gerçekleştirildi. Anestezi ekibi, hemşireler, teknisyenler ve kateter laboratuvarı çalışanlarının da yer aldığı operasyonun koordineli bir çalışma sonucunda tamamlandığı belirtildi.</p><h3><strong>DÜNYADAKİ ÜÇÜNCÜ VAKA</strong></h3><p>Operasyonu gerçekleştiren hekimlerden Prof. Dr. Mehdi Zoghi, işlemin tıp literatüründe nadir görülen bir vaka olduğunu ifade ederek şunları söyledi: “Doç. Dr. Emre Demir ve Doç. Dr. Bekir Serhat Yıldız ile birlikte tıp literatüründe nadir görülen bir vakayı başarıyla sonuçlandırdık. Kliniğimizde kalp ameliyatları rutin olarak devam etse de aort kapak cerrahisi konusunda son yıllarda dünyada ve ülkemizde önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Bu son vakamızın oldukça özel bir durumu vardı. Türkiye için bir ilk olduğunu söyleyebiliriz. Literatürü incelediğimizde, daha önce üç kez kapak ameliyatı geçirmiş bir hastanın aort kapağındaki daralmaya girişimsel yöntemle tedavi edilmesi dünyada sadece iki kez kaydedilmişti. Biz, bu yöntemle tedavi edilen dünya genelindeki üçüncü vaka olduk. Bu açıdan operasyonumuz büyük önem taşıyor. Bu başarıyı tam bir ekip ruhuyla elde ettik. Ege Üniversitesi yönetiminin sağladığı destek ve meslektaşlarımın özverili katkılarıyla süreci sorunsuz tamamladık.”</p><h3><strong>“ZORLU BİR EKİP ÇALIŞMASININ ÜRÜNÜDÜR”</strong></h3><p>Doç. Dr. Emre Demir ise hastanın ayrıntılı bir değerlendirmeden geçirildiğini belirterek, müdahalenin titizlikle gerçekleştirildiğini ve elde edilen sonuçtan hem ekibin hem de hastanın memnun olduğunu ifade etti. Doç. Dr. Bekir Serhat Yıldız da operasyonun ekip çalışmasıyla başarıya ulaştığını vurgulayarak, “Bu süreçte Ankara'dan gelerek bizlere destek olan Prof. Dr. Engin Bozkurt hocamızın da büyük katkıları oldu. Bu bireysel bir başarı değil, zorlu bir ekip çalışmasının ürünüdür” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><h3><strong>“AMELİYAT OLMAM OLDUKÇA RİSKLİ GÖRÜLÜYORDU”</strong></h3><p>Başarılı operasyonun ardından sağlığına kavuşan Raziye Çelik, daha önce üç kez açık kalp ameliyatı geçirdiğini belirterek yaşadığı süreci şu sözlerle anlattı: “Daha önce üç kez açık kalp ameliyatı geçirmiştim. Bu dördüncü operasyonum oldu. Önceki ameliyatlarda iki farklı kapağa müdahale edildiği için yeniden ameliyat olmam oldukça riskli görülüyordu. Ancak Emre Hocamın değerlendirmeleri sonucunda aort kapağımdaki ciddi daralma tespit edildi. Tekrar açık ameliyata gerek kalmadan kasıktan girilerek yerleştirilen kapak sayesinde sorun giderildi. Şu an nefesim açıldı ve durumum çok iyi. Emre Hocam başta olmak üzere tüm doktorlarıma teşekkür ediyorum. Doktorlarımdan, hemşirelerimden ve hastaneden çok memnun kaldım.”</p><p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.egetelgraf.com/izmirde-gerceklestirilen-kalp-operasyonu-dunyada-ucuncu-oldu</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 14:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egetelgrafcom.teimg.com/crop/1280x720/egetelgraf-com/uploads/2026/07/ege-universitesi-ameliyat.png" type="image/jpeg" length="35188"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İzmir’de yaşayan Fatih Mehmet Kuran’ın yaşam mücadelesi]]></title>
      <link>https://www.egetelgraf.com/izmirde-yasayan-fatih-mehmet-kuranin-yasam-mucadelesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egetelgraf.com/izmirde-yasayan-fatih-mehmet-kuranin-yasam-mucadelesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’de yaşayan ve 8 yaşındayken distoni teşhisi konulan Fatih Mehmet Kuran, yıllardır süren tedavi sürecine rağmen çalışma hayatından kopmadı. Tek başına yaşamını sürdüren 30 yaşındaki Kuran, hastalara umut olmak için mücadele ediyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<style type="text/css"><!--/* Font Definitions */ @font-face {font-family:&quot;Cambria Math&quot;; panose-1:2 4 5 3 5 4 6 3 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:roman; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:-536869121 1107305727 33554432 0 415 0;} @font-face {font-family:Calibri; panose-1:2 15 5 2 2 2 4 3 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:swiss; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:-469750017 -1073732485 9 0 511 0;} /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-unhide:no; mso-style-qformat:yes; mso-style-parent:&quot;&quot;; margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; margin-left:0cm; line-height:107%; mso-pagination:widow-orphan; font-size:11.0pt; font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:Calibri; mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi; mso-font-kerning:1.0pt; mso-ligatures:standardcontextual; mso-fareast-language:EN-US;} .MsoChpDefault {mso-style-type:export-only; mso-default-props:yes; font-size:11.0pt; mso-ansi-font-size:11.0pt; mso-bidi-font-size:11.0pt; font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:Calibri; mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; mso-bidi-theme-font:minor-bidi; mso-fareast-language:EN-US;} .MsoPapDefault {mso-style-type:export-only; margin-bottom:8.0pt; line-height:107%;} @page WordSection1 {size:595.3pt 841.9pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.WordSection1 {page:WordSection1;}--><!-- /* Font Definitions */ @font-face {font-family:"Cambria Math"; panose-1:2 4 5 3 5 4 6 3 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:roman; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:-536869121 1107305727 33554432 0 415 0;} @font-face {font-family:Calibri; panose-1:2 15 5 2 2 2 4 3 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:swiss; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:-469750017 -1073732485 9 0 511 0;} /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-unhide:no; mso-style-qformat:yes; mso-style-parent:""; margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; margin-left:0cm; line-height:107%; mso-pagination:widow-orphan; font-size:11.0pt; font-family:"Calibri",sans-serif; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:Calibri; mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:"Times New Roman"; mso-bidi-theme-font:minor-bidi; mso-font-kerning:1.0pt; mso-ligatures:standardcontextual; mso-fareast-language:EN-US;} .MsoChpDefault {mso-style-type:export-only; mso-default-props:yes; font-size:11.0pt; mso-ansi-font-size:11.0pt; mso-bidi-font-size:11.0pt; font-family:"Calibri",sans-serif; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:Calibri; mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:"Times New Roman"; mso-bidi-theme-font:minor-bidi; mso-fareast-language:EN-US;} .MsoPapDefault {mso-style-type:export-only; margin-bottom:8.0pt; line-height:107%;} @page WordSection1 {size:595.3pt 841.9pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.WordSection1 {page:WordSection1;} --></div>
</style>
<p>İzmir’de yaşayan 30 yaşındaki Fatih Mehmet Kuran’a, 8 yaşındayken el titremesi ve konuşma güçlüğü şikayetleri nedeniyle Afyonkarahisar’da başvurduğu hastanede yapılan tetkiklerin ardından distoni teşhisi konuldu. Nörolojik bir hareket bozukluğu olan distoni nedeniyle uzun yıllar ilaç tedavisi gören Kuran, 2018 yılında Antalya’daki Akdeniz Üniversitesi’nde ameliyat olarak beyin pili taktırdı. Ancak uygulanan tedaviden beklenen sonuç alınamadı. Tedavi sürecini Ege Üniversitesi Hastanesi’nde sürdürebilmek için yaklaşık dört yıl önce İzmir’e taşınan Kuran, yaşam mücadelesine burada devam ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>“HASTALARA UMUT OLMAK İSTİYORUM”</strong></h3>

<p>Distoni hastalığının toplumda yeterince bilinmediğini belirten Fatih Mehmet Kuran, insanların hastalığı çoğu zaman Parkinson ile karıştırdığını söyledi. Kuran, “Distoni hastalığı yeterince bilinmiyor. Parkinson ile karıştırıyorlar. Amacım Distoni hastalığının, tanınmasını sağlamak. Hatta sanal medya hesabım var ve insanlara farkındalık kazandırabilmek için yaptıklarımı paylaşıyorum. Hem hastalığa dikkat çekmek hem de benim gibi mücadele eden hastalara umut olmak istiyorum. Ayrıca önüme gelen her fırsatı değerlendirmek kendime iyi gelen her şeyi yapmak istiyorum” ifadelerini kullandı.</p>

<h3><strong>“ÇALIŞMAK İSTİYORUM”</strong></h3>

<p>Her iki elinde titreme bulunduğunu ve bu nedenle günlük yaşamda bazı zorluklar yaşadığını anlatan Kuran, çayını bile pipetle içmek zorunda kaldığını belirtti. İnce motor hareketlerinde güçlük çektiğini söyleyen Kuran, günlük işlerini yapabildiğini ancak bazı konularda diğer insanlara göre daha fazla zaman harcadığını dile getirdi.</p>

<h3><strong>“İŞ BULMAKTA ZORLANIYORUM”</strong></h3>

<p>Uzun yıllardır hastalığıyla mücadele ettiğini vurgulayan Kuran, şu anda bir zincir markette kasiyer ve reyon görevlisi olarak çalıştığını söyledi. İş hayatında da çeşitli zorluklarla karşılaştığını ifade eden Kuran, “İnce motor hareketleri yaparken zorlanıyorum. Günlük işlerimi yapabiliyorum ama zorlandığım kısımlar da oluyor. Normal kişiler gibi hızlı ve vaktinde yapamıyorum. Bu hastalığı yenmek için uzun senelerdir tedavi görüyorum. Şu an kasiyer ve reyon görevlisi olarak bir zincir markette çalışıyorum. Ama ince motor hareketlerim zayıf olduğu için ellerde titreme var. Biraz güçlük çekiyorum. İşverenler bu hastalığı tam olarak bilmediği için iş bulmakta zorlanıyorum. Ancak yine de pes etmedim mücadele etmeye devam ediyorum, çalışmayı seviyorum. Kendi ayaklarımın üstünde durmak, kimseye muhtaç olmamak için çalışmak istiyorum” diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.egetelgraf.com/izmirde-yasayan-fatih-mehmet-kuranin-yasam-mucadelesi</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 14:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egetelgrafcom.teimg.com/crop/1280x720/egetelgraf-com/uploads/2026/07/fatih-kuran.png" type="image/jpeg" length="70339"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sıcakta bu gıdalar hastalık saçabilir: Yazın sebze ve meyve tüketirken bu hatayı yapmayın]]></title>
      <link>https://www.egetelgraf.com/sicakta-bu-gidalar-hastalik-sacabilir-yazin-sebze-ve-meyve-tuketirken-bu-hatayi-yapmayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egetelgraf.com/sicakta-bu-gidalar-hastalik-sacabilir-yazin-sebze-ve-meyve-tuketirken-bu-hatayi-yapmayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz sıcaklarıyla birlikte gıda kaynaklı enfeksiyon riski de artıyor. Uzmanlar, sebze ve meyvelerin doğru şekilde yıkanması, uygun koşullarda saklanması ve el hijyenine dikkat edilmesinin sağlık açısından büyük önem taşıdığını belirtiyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında artan sıcaklık ve nem, sebze ile meyvelerde zararlı mikroorganizmaların çoğalmasına zemin hazırlayabiliyor. Uzmanlar, yanlış yıkama ve saklama koşullarının gıda kaynaklı enfeksiyon riskini artırdığına dikkat çekerek, özellikle el hijyeninin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguluyor.</p>

<h3><strong>YANLIŞ SAKLAMA SALGINA YOL AÇABİLİR</strong></h3>

<p>Ankara Etlik Şehir Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Aslı Haykır Solay, sebze ve meyvelerin tarladan sofraya ulaşana kadar birçok aşamadan geçtiğini belirterek, uygun şekilde temizlenmeyen ürünlerde salmonella ve norovirüs gibi mikroorganizmaların çoğalabileceğini ifade etti.</p>

<p>Uzmanlar, gözle görülen kirlerin akan su altında temizlenmesini, ürünlerin iyice kurutulduktan sonra buzdolabında kapalı kaplarda muhafaza edilmesini öneriyor. Kavun ve karpuz gibi kabuğu soyulan meyvelerin de kesilmeden önce mutlaka yıkanması gerektiği belirtiliyor.</p>

<h3><strong>ÇAPRAZ BULAŞA DİKKAT</strong></h3>

<p>Çiğ et ve tavuk için kullanılan bıçak ile kesme tahtalarının sebze ve meyvelerde kullanılmaması gerektiğini hatırlatan Solay, dışarıda yemek yerken uzun süre açıkta bekleyen veya uygun şekilde soğutulmayan salatalardan kaçınılmasını tavsiye etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlara göre gıda kaynaklı enfeksiyonlardan korunmanın en etkili yollarından biri ise yemek hazırlamadan ve tüketmeden önce elleri en az 20 saniye boyunca su ve sabunla yıkamak. İshal, kusma ve aşırı sıvı kaybı gibi belirtilerin şiddetlenmesi halinde ise vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması öneriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.egetelgraf.com/sicakta-bu-gidalar-hastalik-sacabilir-yazin-sebze-ve-meyve-tuketirken-bu-hatayi-yapmayin</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 09:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egetelgrafcom.teimg.com/crop/1280x720/egetelgraf-com/uploads/2026/07/sebze-ve-meyve.jpg" type="image/jpeg" length="21478"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Otizm hakkında doğru bilinen yanlışlar! Bu belirtileri göz ardı etmeyin]]></title>
      <link>https://www.egetelgraf.com/otizm-hakkinda-dogru-bilinen-yanlislar-bu-belirtileri-goz-ardi-etmeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egetelgraf.com/otizm-hakkinda-dogru-bilinen-yanlislar-bu-belirtileri-goz-ardi-etmeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, otizmin en önemli nedeninin genetik yatkınlık olduğunu belirterek, aşıların ya da ebeveyn tutumlarının otizme neden olduğuna dair bilimsel kanıt bulunmadığını söyledi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, Otizm Spektrum Bozukluğu'nun nedenleri, erken belirtileri, tanı süreci ve tedavi yaklaşımına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Dr. Luş, otizmin en önemli nedeninin genetik yatkınlık olduğunu belirterek, aşılar veya ebeveyn tutumlarının otizme yol açtığına dair bilimsel kanıt bulunmadığını ifade etti.</p><h3><strong>OTİZMİN EN ÖNEMLİ NEDENİ</strong></h3><p>Otizm Spektrum Bozukluğu'nun sosyal etkileşim ve iletişim becerilerindeki farklılıklarla birlikte sınırlı ilgi alanları ve tekrarlayıcı davranışlarla karakterize edilen nörogelişimsel bir durum olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, belirtilerin ve etkilenme düzeyinin her bireyde farklı görülebildiği için "spektrum" olarak tanımlandığını söyledi. Dr. Luş, günümüzde yapılan bilimsel çalışmaların otizmin ortaya çıkmasında en önemli etkenin genetik yatkınlık olduğunu gösterdiğini ifade etti.</p><p><img src="https://egetelgrafcom.teimg.com/egetelgraf-com/uploads/2026/07/otizm-hakkinda-dogru-bilinen-yanlislar-bu-belirtileri-goz-ardi-etmeyin-3.jpg" alt="Otizm Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar! Bu Belirtileri Göz Ardı Etmeyin (3)" width="1280" height="720"></p><h3><strong>AŞILAR OTİZME NEDEN OLUR MU?</strong></h3><p>Genetik faktörlerin yanı sıra bazı çevresel etkenlerin riski artırabileceğine dikkat çeken Dr. Luş, özellikle ileri baba yaşı ve buna bağlı olarak ileri anne yaşının öne çıkan risk faktörleri arasında yer aldığını belirtti. Geçmişte öne sürülen "buzdolabı anne" olarak bilinen ebeveyn ilgisizliğinin otizme neden olduğu görüşünün bilimsel geçerliliğini yitirdiğini aktaran Dr. Luş, aşıların ya da ilaçların otizme neden olduğuna ilişkin iddiaları destekleyen güvenilir bilimsel kanıt bulunmadığını söyledi.</p><h3><strong>İLK BELİRTİLER NE ZAMAN ÇIKAR?</strong></h3><p>Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, otizmin ilk belirtilerinin çoğunlukla yaşamın ilk yıllarında sosyal etkileşim alanında görüldüğünü belirtti. Yaklaşık 1-1,5 yaş döneminde çocuğun bakım veren kişiyle beklenen düzeyde iletişim kurmayabileceğini ifade eden Luş, ismi söylendiğinde dönüp bakmama, göz teması kurmama, gülümsemeye karşılık vermeme, bakım veren kişiyle etkileşim kurmakta isteksiz olma ve 8-10 aylık dönemde beklenen "ce-ee" gibi karşılıklı oyunlara ilgi göstermemenin dikkat edilmesi gereken belirtiler arasında bulunduğunu söyledi.</p><h3><strong>DİL GELİŞİMİNDEKİ GECİKMELERE DİKKAT ÇEKTİ</strong></h3><p>Dil gelişimindeki gecikmelerin de önemli uyarı işaretlerinden biri olduğunu belirten Dr. Luş, bir yaş civarında anlamlı sözcüklerin başlamaması, iki yaşına gelindiğinde ise iki kelimelik anlamlı cümlelerin kurulamamasının uzman değerlendirmesi gerektiren gelişimsel belirtiler arasında yer aldığını ifade etti. Konuşmanın geç başlamasının süreci zorlaştırabileceğini ancak uygun eğitim programları ve dil-konuşma terapisi sayesinde önemli gelişmeler sağlanabileceğini dile getirdi.</p><h3><strong>OTİZM ZİHİNSEL YETERSİZLİK DEĞİLDİR</strong></h3><p>Otizm ile zekâ arasında doğrudan bir ilişki bulunmadığını belirten Dr. Luş, otizmin tek başına zihinsel yetersizlik anlamına gelmediğini söyledi. Otizmli bireylerin zekâ düzeylerinin birbirinden farklı olabileceğini belirten Luş, bazı bireylerin üstün bilişsel becerilere sahip olduğunu, bazılarında ise zihinsel gelişim geriliğinin tabloya eşlik edebildiğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p><img src="https://egetelgrafcom.teimg.com/egetelgraf-com/uploads/2026/07/otizm-hakkinda-dogru-bilinen-yanlislar-bu-belirtileri-goz-ardi-etmeyin-1.jpg" alt="Otizm Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar! Bu Belirtileri Göz Ardı Etmeyin (1)" width="1280" height="720"></p><h3><strong>TANI NASIL KONULUYOR</strong></h3><p>Otizmin genetik temelinin güçlü olduğunu belirten Dr. Luş, ikiz çalışmaları ile aynı ailede birden fazla otizmli bireyin görülebilmesinin bu ilişkiyi desteklediğini söyledi. Bazı genetik tarama testlerinin uygulanabildiğini ancak bu testlerin tek başına otizm tanısı koydurmadığını vurgulayan Luş, otizm tanısının çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanlarının yaptığı ayrıntılı klinik değerlendirme sonucunda konulduğunu ifade etti.</p><h3><strong>ERKEN TANI VE NİTELİKLİ EĞİTİMİN ÖNEMİ</strong></h3><p>Otizmli bireylerin bağımsız yaşam becerilerinin; otizmin şiddeti, bilişsel özellikleri ve aldıkları eğitimin niteliğine göre değiştiğini belirten Dr. Luş, erken tanı alan ve bilimsel temelli, düzenli eğitim gören bireylerin eğitim hayatına devam edebileceğini, çalışma yaşamına katılabileceğini ve bağımsız yaşam becerileri kazanabileceğini söyledi. Otizm için bilimsel etkinliği kanıtlanmış temel yaklaşımın eğitim olduğunu ifade eden Luş, çocuğun bireysel ihtiyaçlarına uygun planlanan eğitim programlarının sosyal iletişim becerileri ve yaşam kalitesine önemli katkı sağladığını kaydetti.</p><h3><strong>AİLELERE UZMANA BAŞVURMA ÇAĞRISI YAPTI</strong></h3><p>Otizm şüphesi oluştuğunda ailelerin ilk olarak alanında deneyimli bir uzmandan doğru değerlendirme ve tanı alması gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, doğru bilgiye ulaşılmasının ailelerin yaşadığı belirsizlik ve kaygıyı azaltacağını ifade etti. Dr. Luş, tanının ardından çocuğun ihtiyaçlarına uygun eğitim planının oluşturulması, gerekli terapilerin başlatılması ve aileye rehberlik edilmesinin sürecin en önemli basamakları arasında yer aldığını söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>BÜLTEN</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.egetelgraf.com/otizm-hakkinda-dogru-bilinen-yanlislar-bu-belirtileri-goz-ardi-etmeyin</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 07:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egetelgrafcom.teimg.com/crop/1280x720/egetelgraf-com/uploads/2026/07/otizm-hakkinda-dogru-bilinen-yanlislar-bu-belirtileri-goz-ardi-etmeyin-2.jpg" type="image/jpeg" length="85657"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kas yapmak isterken hayatınızı riske atıyor olabilirsiniz! Uzmandan steroid uyarısı]]></title>
      <link>https://www.egetelgraf.com/kas-yapmak-isterken-hayatinizi-riske-atiyor-olabilirsiniz-uzmandan-steroid-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egetelgraf.com/kas-yapmak-isterken-hayatinizi-riske-atiyor-olabilirsiniz-uzmandan-steroid-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kısa sürede kas yapmak için kullanılan steroidler hangi tehlikelere yol açıyor? Kuvvet ve kondisyon antrenörü Yusuf Cebeci, bilinçsiz steroid kullanımının tendon yırtılmalarından kalp krizine kadar uzanan ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Vücut geliştirme sporunda kısa sürede kas kütlesini artırmak amacıyla bilinçsizce kullanılan anabolik-androjenik steroidlere yönelik uyarılar gelmeye devam ediyor. Bolu'da kuvvet ve kondisyon antrenörü Yusuf Cebeci, uzman kontrolü dışında kullanılan steroidlerin tendon yırtılmaları, hormonal bozukluklar, kalp rahatsızlıkları ve ölüme kadar varabilen ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti.</p>

<p><img height="720" src="https://egetelgrafcom.teimg.com/egetelgraf-com/uploads/2026/07/aaaaa-54.jpg" width="1280" /></p>

<p>Steroid kullanımının mutlaka uzman hekim kontrolünde değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Yusuf Cebeci, spor salonlarında bazı kişilerin uzmanlık olmadan steroid önerdiğini söyledi.</p>

<p>Cebeci: "Uzman bir doktor, basit bir hastalık için bile ilaç yazarken kişiyi tanıyor ve gerekli tetkiklerin sonuçlarına göre hareket ediyor. Ancak spor salonlarında bazı bilinçsiz antrenörler, insanları kısa sürede geliştirerek hızlı bir kuvvet adaptasyonuyla iyi bir fiziğe ulaştırmayı amaçlıyor. Burada herhangi bir uzmanlık söz konusu olmadığı için ciddi sağlık sorunları ortaya çıkabiliyor. İnsan vücudundaki kasları bir Ferrari olarak düşünürsek steroid de bu aracın yakıtı gibi oluyor. Araç çok hızlı gidiyor ancak tendonlar aynı gelişimi gösteremediği için bisiklet freni gibi yetersiz kalıyor. Dışarıdan bakıldığında kaslı, hacimli ve çok güçlü görünen kişilerde tendon yapısının zayıf kalması nedeniyle ani sakatlıklar meydana gelebiliyor. Özellikle biseps yırtılmalarını çok sık görebiliyoruz" dedi.</p>

<h3><strong>"BİLİNÇSİZ DOZ KULLANIMI KALP KRİZİNE NEDEN OLABİLİR"</strong></h3>

<p>Steroidlerin bazı hastalıkların tedavisinde doktor kontrolünde kullanılabildiğini ancak sağlıklı bireylerde kontrolsüz kullanımın ciddi risk oluşturduğunu belirten Cebeci, dozajın hayati önem taşıdığına dikkat çekti.</p>

<p>Cebeci: "Baş ağrısı için kullanılan bir ağrı kesicinin bile miligramı önemliyken bazı antrenörler, kişiyi kısa sürede çok kaslı hâle getirmek amacıyla steroid dozlarını bilinçsizce belirliyor. Steroidler, normal şartlarda bazı hastalıkların tedavisinde kullanılabiliyor. Ancak sağlıklı bir bireye steroid verildiğinde ve dozaj doğru şekilde ayarlanmadığında bu kullanım ölümle sonuçlanabiliyor. İlk belirtiler arasında kalp çarpıntısı yer alıyor. Son dönemlerde spor salonlarında insanların bir anda yere yığıldığını ve ardından kalp krizi geçirdiğinin öğrenildiğini görüyoruz. Steroid maddeleri kalp kasını çok fazla yoruyor, kalpte tahribata neden oluyor ve ölüm riskini artırıyor. Vücuda gereğinden fazla alınan her maddenin dozu ölümcül sonuçlara yol açabilir" diye konuştu.</p>

<h3><strong>SOSYAL MEDYA GENÇLERİ STEROİD KULLANIMINA YÖNLENDİREBİLİYOR</strong></h3>

<p>Kaslı vücut görüntülerinin özellikle gençler üzerinde etkili olabildiğini belirten Yusuf Cebeci, sosyal medya paylaşımlarının kontrolsüz steroid kullanımını artırabildiğini ifade etti.</p>

<p>Cebeci: "Spor salonlarının soyunma odalarında bilinçsiz steroid kullanımıyla karşılaşılabiliyor. Özellikle gençler, sosyal medya platformlarında beğendikleri fiziklere sahip kişilere bunu nasıl başardıklarını soruyor. Bazı kişiler de kullandıkları steroid maddelerini söylüyor. Bunun ardından yasaklı maddelerin el altından temin edilmesi ve kontrolsüz şekilde kullanılması ölümle sonuçlanabiliyor. İnsanların gittikleri spor salonundaki antrenörün yalnızca kollarına veya vücuduna bakmaması gerekiyor. Antrenörün hangi eğitimleri aldığı ve mesleki yeterliliğinin bulunup bulunmadığı araştırılmalı. Bir sonuç ne kadar hızlı ve kolay elde ediliyorsa bunun sağlık üzerindeki olumsuz etkileri de o kadar fazla olabilir" ifadelerini kullandı.</p>

<h3><strong>"STEROİDLER HORMON DENGESİNİ BOZUYOR"</strong></h3>

<p>Steroid kullanımının kadın ve erkeklerde hormonal değişimlere neden olabileceğini dile getiren Cebeci, bu maddelerin kısa sürede fiziksel değişim sağlasa da uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi.</p>

<p>Cebeci: "Steroidler hormonal dengeyi bozuyor. Erkeklerde östrojen hormonunun artmasına bağlı olarak kadınsal özellikler, kadınlarda ise testosteron etkisiyle erkeksel özellikler ortaya çıkabiliyor. Burada östrojen ve testosteron hormonları arasındaki dengesizlikten söz edebiliriz. Steroid maddeleri, vücuttaki hormon dengesini bozarak kısa sürede önemli bir fiziksel gelişim sağlıyor. Ancak bu gelişimin fizyolojik etkilerine bakıldığında vücudun çok kısa zamanda tahribata uğradığı görülüyor. Bilinçsiz doz kullanımı nedeniyle vücut daha erken yaşta yoruluyor, daha hızlı yaşlanıyor ve özellikle kalp ciddi şekilde etkileniyor. Steroidlerin bilinçsiz kullanımına bağlı ölümlerde en sık karşılaşılan nedenlerden biri kalp krizidir" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>UZMANLAR KONTROLSÜZ KULLANIMA KARŞI UYARIYOR</strong></h3>

<p>Uzmanlar, steroidlerin yalnızca tıbbi gereklilik halinde ve hekim kontrolünde kullanılabileceğine dikkat çekerken, kısa sürede kas yapmak amacıyla bilinçsiz kullanılan bu maddelerin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.egetelgraf.com/kas-yapmak-isterken-hayatinizi-riske-atiyor-olabilirsiniz-uzmandan-steroid-uyarisi</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 06:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egetelgrafcom.teimg.com/crop/1280x720/egetelgraf-com/uploads/2026/07/kas-yapmak-isterken-hayatinizi-riske-atiyor-olabilirsiniz-uzmandan-steroid-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="90777"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İlk ve ikinci gebelik arasındaki fark ortaya çıktı: İkinci çocuk anne beynini bakın nasıl değiştiriyor?]]></title>
      <link>https://www.egetelgraf.com/ilk-ve-ikinci-gebelik-arasindaki-fark-ortaya-cikti-ikinci-cocuk-anne-beynini-bakin-nasil-degistiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egetelgraf.com/ilk-ve-ikinci-gebelik-arasindaki-fark-ortaya-cikti-ikinci-cocuk-anne-beynini-bakin-nasil-degistiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İkinci kez anne olacak kadınların beyinlerinde ilk gebeliğe göre farklı değişimler yaşandığı ortaya çıktı. Bilim insanları, ikinci hamilelikte beynin anneliğe yeniden adapte olmak yerine mevcut sistemi güçlendirdiğini belirledi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hamileliğin kadın vücudunda oluşturduğu değişimlere ilişkin araştırmalara bir yenisi daha eklendi. Amsterdam Üniversitesi Tıp Merkezi'nin yürüttüğü yeni çalışma, ikinci gebeliğin anne beyninde ilk hamilelikten farklı değişimlere yol açtığını ortaya koydu.</p>

<h3><strong>İLK GEBELİKTE DAHA BÜYÜK DÖNÜŞÜM YAŞANIYOR</strong></h3>

<p>BeMother Projesi kapsamında yüzlerce kadının beyni, hamilelik öncesi, gebelik süreci ve doğumdan sonraki dönemde MRI yöntemiyle incelendi. Araştırmada, ilk hamilelikte beynin gri madde hacminde yaklaşık yüzde 5'lik azalma görüldüğü, bunun ise beyin hasarı değil, sinir bağlantılarının daha verimli hale gelmesini sağlayan doğal bir süreç olduğu belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>İKİNCİ GEBELİKTE BEYİN İNCE AYAR YAPIYOR</strong></h3>

<p>Araştırmacılar, ikinci hamilelikte beynin ilk gebelikteki büyük dönüşümü tekrarlamadığını, bunun yerine dikkat ve odaklanma gibi alanlarda daha sınırlı değişimler yaşandığını belirledi. Uzmanlara göre bu durum, beynin ilk annelik deneyimiyle gerekli uyumu sağladığını gösteriyor.</p>

<p>Bilim insanları, elde edilen bulguların doğum sonrası depresyon gibi ruh sağlığı sorunlarının daha iyi anlaşılmasına da katkı sağlayabileceğini ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.egetelgraf.com/ilk-ve-ikinci-gebelik-arasindaki-fark-ortaya-cikti-ikinci-cocuk-anne-beynini-bakin-nasil-degistiriyor</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 03:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egetelgrafcom.teimg.com/crop/1280x720/egetelgraf-com/uploads/2025/04/gebelikte-hipertansiyon-anne-ve-bebek-icin-hayati-tehlike.webp" type="image/jpeg" length="73785"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Meyve ve sebzelerden bulaşıyor! Sağlık yetkilileri alarma geçti: Vaka sayısı 7 bini geçti]]></title>
      <link>https://www.egetelgraf.com/meyve-ve-sebzelerden-bulasiyor-saglik-yetkilileri-alarma-gecti-vaka-sayisi-7-bini-gecti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egetelgraf.com/meyve-ve-sebzelerden-bulasiyor-saglik-yetkilileri-alarma-gecti-vaka-sayisi-7-bini-gecti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kontamine gıdalardan bulaştığı değerlendirilen siklosporiyazis vakalarındaki artış sağlık yetkililerini harekete geçirdi. CDC, en az 34 eyalette yaklaşık 7 bin kişinin enfekte olmuş olabileceğini açıkladı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD’de kontamine gıdalarla bağlantılı olduğu değerlendirilen siklosporiyazis salgını büyümeye devam ediyor. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC), en az 34 eyalette yaklaşık 7 bin kişinin enfekte olmuş olabileceğini duyurdu. CDC tarafından yayımlanan uyarıya göre ülke genelinde 1645 vaka doğrulandı. Yaklaşık 5100 şüpheli vaka için ise incelemeler sürüyor. Sağlık yetkilileri, salgının kaynağını tespit etmek amacıyla araştırmalarını devam ettirirken, şu ana kadar belirli bir gıda ürünü, restoran, market veya dağıtıcıyla doğrudan bağlantı kurulamadı.</p>

<h3><strong>141 KİŞİ HASTANEYE KALDIRILDI</strong></h3>

<p>Salgın nedeniyle mayıs ayından bu yana 141 kişinin hastaneye kaldırıldığı bildirildi. Şu ana kadar hastalık nedeniyle herhangi bir ölüm vakası açıklanmadı. Yetkililer, klinik olarak siklosporiyazis şüphesi bulunan hastalarda özellikle Cyclospora testinin yapılması gerektiğini belirtti. ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) ise salgının kaynağını belirlemek amacıyla resmi soruşturma başlattığını açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>MEYVE VE SEBZELERDEN BULAŞABİLİYOR</strong></h3>

<p>Siklosporiyazis, Cyclospora isimli mikroskobik parazitin neden olduğu bağırsak enfeksiyonu olarak biliniyor. Hastalık, insan dışkısıyla kirlenmiş su veya uygun olmayan gıda işleme koşulları nedeniyle özellikle çiğ tüketilen meyve ve sebzeler yoluyla bulaşabiliyor. Uzmanlar, enfeksiyonun belirtileri arasında uzun süren ve şiddetli ishal, karın ağrısı, mide bulantısı, iştahsızlık, kilo kaybı ve halsizliğin bulunduğunu belirtiyor. Belirtilerin görülmesi halinde sağlık kuruluşlarına başvurulması gerektiği konusunda uyarılar yapılıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya, Sağlık</category>
      <guid>https://www.egetelgraf.com/meyve-ve-sebzelerden-bulasiyor-saglik-yetkilileri-alarma-gecti-vaka-sayisi-7-bini-gecti</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 02:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egetelgrafcom.teimg.com/crop/1280x720/egetelgraf-com/uploads/2025/04/meyve-sebze-yikama-7.jpg" type="image/jpeg" length="44566"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
