Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, 2025 yılında gerçekleşen ölümlerin yüzde 34,7'si dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklandı.
Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Remzi Sarıkaya, özellikle hipertansiyona bağlı kalp krizi, diyabet ve diğer kardiyovasküler hastalıkların bölgede sık görüldüğünü belirterek, sağlıklı yaşam konusunda önemli uyarılarda bulundu.
"ZAMANINDA ÖNLEM ALMALIYIZ"
Dolaşım sistemi hastalıklarının büyük ölçüde önlenebilir olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Remzi Sarıkaya: "Gelişmiş ülkelerde dolaşım sistemi hastalıkları ve kanser hastalıkları en sık ölüm nedenlerini oluşturmaktadır. Özellikle son yıllarda yaşam süresinin uzamasıyla beraber dolaşım sistemi hastalıkları çok ön plana çıkmaya başladı. Ülkemizde de TÜİK'in açıklamış olduğu verilerde şu anda en sık ölüm nedeni dolaşım sistemi hastalıkları. Dolaşım sistemi hastalıkları derken bunun içinde kardiyovasküler hastalıklar, inme, yani damarsal hastalıkların hepsini içine alan hastalıklara biz dolaşım sistemi hastalıkları diyoruz. Kardiyovasküler açıdan niye önemli? Aslında hem dünyada hem ülkemizde en sık ölüm nedeni olan kalp damar hastalıkları önlenebilir. Önlenebilir bir hastalık olması nedeniyle bizim önerilere uymamız, zamanında önlem almamız, ta çocukluktan başlayan önlemleri uygulamamız bu hastalıklara bağlı ölümleri azaltacaktır" diye konuştu.
HAREKETLİ YAŞAM VE TÜTÜN ÜRÜNLERİ UYARISI
Kalp ve damar hastalıklarından korunmanın temelinde hareketli yaşamın yer aldığını belirten Sarıkaya, haftada en az 150 dakika tempolu yürüyüş ya da benzeri egzersizlerin yapılmasını önerdi.
Sigara, elektronik sigara, nargile ve diğer tütün ürünlerinden uzak durulması gerektiğini vurgulayan Sarıkaya, obezitenin de kalp ve damar hastalıklarının önemli nedenlerinden biri olduğunu ifade etti.
Sarıkaya: "Özellikle 1980'lerden sonra kardiyovasküler sistem alanındaki girişimsel tedavilerin yaygınlaşmasıyla beraber aslında yaşamı uzatan en önemli nedenlerden biri bu oldu. Biz peki ne yapacağız? Bu ölüme en sık sebep olan hastalıktan korunmak için neler yapacağız? Bunun başında tabii ki öncelikle hareketli yaşam geliyor. Özellikle hareketli yaşama sahip olduğumuzda bu hareketli yaşamdan kastımız şu; haftada en azından 150 dakika tempolu yürüyüş olabilir, bisiklet sürmek gibi bir egzersiz türünü yaptığımızda biz bu kardiyovasküler sistemlerden mortalite dediğimiz yani ölümü azaltıyoruz. Hareketli yaşamın yanında obezite, sigara... Sigara özellikle ülkemizde maalesef çok yaygın kullanılıyor. Sadece sigara da değil, sigara ve tütün ürünleri, elektronik sigara, nargile ve benzeri tüm bu ürünlerden kaçınmamız gerekiyor" dedi.
"DİYABET EŞİTTİR KALP HASTALIĞI"
Genetik yatkınlık, diyabet, hipertansiyon ve beslenme alışkanlıklarının kalp hastalıkları açısından önemli risk faktörleri olduğunu belirten Sarıkaya, düzenli sağlık kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.
Doç. Dr. Sarıkaya: "Diyabet eşittir kalp hastalığı. Bizim açımızdan kardiyologların çok yaygın kullandığı bir söz. Çünkü diyabet hastalarının da en sık ölüm nedeni kalp hastalığıdır. Bu kalp hastalığından korunmak için bunu azaltmak için şekeri tedavi etmemiz kontrol altında tutmamız gerekmekte." dedi.
Beslenmede Akdeniz tipi diyetin tercih edilmesini öneren Sarıkaya, aşırı tuzlu, yağlı ve karbonhidrat ağırlıklı besinlerden uzak durulması gerektiğini, haftada en az bir veya iki kez balık tüketilmesini, hayvansal yağlar yerine zeytinyağının tercih edilmesini tavsiye etti.
OTLU PEYNİR VE TUZLU BALIK İÇİN UYARI
Van ve çevresinde yaygın olarak tüketilen otlu peynir ile tuzlu balığa da değinen Sarıkaya, bu ürünlerin tamamen bırakılmasını istemediklerini, ancak tuz oranı azaltılmış şekilde tüketilmeleri gerektiğini söyledi.
Sarıkaya: "Bizim bilimsel olarak kanıtlanmış iki tip diyetimiz var. Bunun birisi Akdeniz tipi, diğeri de tuzdan azaltılmış diyet. Bu şu demek; tuzlu yiyecekler kardiyovasküler riski, kardiyovasküler hastalıkları arttırıyor. Bunu bizim şehrimize de uyguladığımızda özellikle ölçüsü tutturulamamış otlu peynir, yani tuzu fazla olan otlu peynir ve tuzlu balık risk oluşturuyor. Bunları vatandaşlarımıza tüketmeyin demiyoruz sadece diyoruz ki; bunu daha uygun şartlarda, tuzu belli bir seviyeye getirilmiş yani azaltılmış olanlardan tüketmenizi öneriyoruz. Biz otlu peynir veya tuzlu balıkla ilgili şey yaptığımızda vatandaşlarımız tepki gösterebiliyor. Onlardan ricamız uygun şekilde yapılmış, tuzu az olanları tüketmelerini istiyoruz" dedi.
"SOFRADAN TUZLUKLARI KALDIRARAK BAŞLAYABİLİRİZ"
Van'da hipertansiyonun yaygın görüldüğünü belirten Sarıkaya, Dünya Sağlık Örgütü'nün günlük 5 gram tuz tüketimini önerdiğini hatırlattı.
Yemeklerde, ekmekte ve diğer gıdalarda zaten yeterli miktarda tuz bulunduğunu ifade eden Sarıkaya, ekstra tuz kullanımından kaçınılması gerektiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı: "Bizim yöremizde çünkü hipertansiyon maalesef çok yaygın. Siz de ailenizde, büyüklerinizde bakarsanız hipertansiyon gerçekten çok yaygın. Kontrol altında değil, çoklu ilaç kullanılıyor. Çünkü diyet uyumumuz çok zayıf. İlimizde özellikle çok zayıf. Çok tuzlu tüketiyoruz. Dünya Sağlık Örgütü günlük 5 gram tuz tüketmemizi öneriyor. Bunu sadece yiyeceklerin içinde bile zaten tüketmiş oluyoruz. Ekstra bir tuz ihtiyacı yok vücudun. Bizim yöremizde yemekler de maalesef tuzlu yapılıyor. Ekmeğin içindeki tuzlar ve bunların hepsini düşündüğümüzde zaten yeteri kadar tuzu alıyoruz. Ekstra salataya tuzluk atmamalıyız. Buradan başlayabiliriz. Sofradan tuzlukları kaldırarak başlayabiliriz. Tuzu azaltırsak kardiyovasküler hastalıklar azalır, böbrek hastalıkları azalır, mide hastalıkları azalır. Çok sayıda hastalığı azaltabiliriz."