Sağlıkta sağlık sorunu

Abone Ol

Kamuya bağlı devlet hastanelerinde ve üniversite hastanelerinde son dönemde yaşananlar, artık sıradan bir "hizmet aksaması" sınırını çoktan aşmış, doğrudan halk sağlığını ve çalışan güvenliğini tehdit eden vahim bir boyuta ulaşmıştır. Gün geçmiyor ki hastane yemekhanelerinden vahim bir skandal haberi daha kamuoyuna yansımasın. Yemek tabaklarından çıkan böcekler, kıllar, kurtlar, sigara izmaritleri ve hatta son günlerde tanık olunan çiğnenmiş sakızlar... Liste uzayıp giderken, mağduriyetler ve tepkiler de haklı olarak çığ gibi büyümeye devam ediyor. Üstelik bu vahim tablo yalnızca kulaktan dolma iddialardan ya da abartılı söylentilerden ibaret kesinlikle değil; gece gündüz fedakârca görev yapan sağlık personelinin tuttuğu resmi tutanaklar, çekilen net fotoğraf ve videolarla belgeye dökülmüş somut gerçeklerdir. Bir de tabağımızda fark etmeden, görmeden tükettiğimiz hijyen dışı unsurları düşündüğümüzde, tehlikenin boyutu çok daha ürkütücü bir hal almaktadır.

Hastanelerimiz, emniyet teşkilatımız ve askeri birliklerimiz gibi stratejik öneme sahip kurumlarda sunulan toplu beslenme hizmetleri, basit birer ikram veya lüks değil; doğrudan milli güvenlik ve toplum sağlığı meselesidir. Tarih boyunca bir kitleyi, kurumu ya da stratejik bir gücü zayıflatmanın en kestirme yollarından biri, gıda güvenliğini zaaflaştırmak ve zehirlenme vakalarına zemin hazırlamak olmuştur. Bugün kamu kurumlarında karşımıza çıkan hijyenden uzak, besleyicilikten yoksun ve kalitesiz yemekler, insan hayatı kurtarmak için yoğun tempoda çabalayan sağlık çalışanlarımızın çalışma şevkini kırmakta, moral ve motivasyonunu adeta yok etmektedir.

KAR HIRSI

Sıkıntılar defalarca yetkili makamlara iletilmesine, kurumlara resmi başvurular yapılmasına rağmen, bürokratik engeller ve siyasi baskılar nedeniyle bir türlü kalıcı ve etkili bir çözüm üretilememektedir. Özel yemek şirketlerinin büründüğü siyasi koruma zırhı yüzünden usulsüzlük yapan firmalara tutanak tutulamamakta, caydırıcı para cezaları kesilememekte ve ihlal halindeki sözleşmeler veya ihaleler iptal edilememektedir. Hatta bazı kurumlardan zaman zaman yansıyan toplu gıda zehirlenmelerinin üzeri dahi baskı ve tehditlerle örtülmeye çalışılmaktadır. Kâr hırsıyla hareket eden piyasa odaklı taşeron sisteminin mantığında insan sağlığı değil, ne yazık ki sadece şirket bilançoları yer almaktadır.

Vatandaşlarımıza kesintisiz sağlık hizmeti sunan hekimin, hemşirenin ve tüm hastane personelinin sağlığını riske atmak kimsenin yetkisinde de inisiyatifinde de olamaz. Aynı şekilde hastanelerden şifa bekleyen hasta ve hasta yakınlarımıza kalitesiz, niteliksiz ve hijyenden uzak yemekleri reva görmek kabul edilebilir bir durum değildir. Yüz binlerce kamu çalışanını ve yurttaşımızı doğrudan ilgilendiren bu hayati konu, geciktirilmeden çözülmesi gereken acil bir kamu sağlığı meselesidir.

Doğru ve tek çözüm ise gayet nettir: Yemek hizmetlerindeki taşeronlaşmaya, özelleştirmeye ve dışarıdan hizmet satın alımına acilen son verilmelidir. Mutfak hizmetleri derhal kamulaştırılmalı, gıda malzemeleri kurumlar tarafından kaliteli ve standartlara uygun şekilde temin edilmelidir. Gramaj esaslarına harfiyen uyulmalı, yemekler kurumların kendi mutfaklarında, öz kaynaklarla ve kadrolu çalışanlarca pişirilmelidir. İnsan sağlığı kâr odaklı şirketlerin vicdanına terk edilemez; sağlıkta gerçek şifa, önce tabağın hijyeninden başlamalıdır.