Türkiye’nin iyi okuyucuları onu tanımak için ansiklopedi ya da antoloji karıştırmaya ihtiyaç duymaz. 1950’lerden bugüne eski kitap meraklıları künyedeki kapak bilgisine baktıklarında Sait Maden adını göreceklerdir. Kitap, eğer geleceğe kalmasını istediğimiz bir ürünse, ki öyledir, o kalıcılığı belirleyen unsurlardan biri de onun tasarımıdır. Elbette içerikten yoksun bir tasarım anlamsızdır. İşte Sait Maden, kitap kapaklarına içeriğiyle uyumlu ve estetik değeri yüksek bir form kazandıran isimlerden biridir. Belki de en başında gelenidir.
Bununla beraber şiir çevirisine yaklaşımı da aynı ciddiyettedir. GarciaLorca’yı çevirmek için İspanyolcayı öğrenmek herhalde bu ciddiyetin örneğidir. Ama aynı zamanda çağcıl dünyanın bir değeri olarak şaire ve şiire bir bağlılıktır da.
Sait Maden’in geçtiğimiz günlerde Everest Yayınları’ndan çıkan Bütün Şiirleri onun Türk sanatına ne denli bütüncül bir katkı yaptığını bir kez daha düşündürdü bana.
GRAFİK TASARIMIN ÖNCÜ İSMİ
1931’de Çorum’da doğan Sait Maden, Cumhuriyet dönemi Türk kültürünün çok yönlü sanatçılarından biridir. Lise öğrenimini İstanbul’da tamamladıktan sonra İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nde resim eğitimi aldı. Ressamlık eğitiminin yanı sıra grafik sanatlarına yönelerek, ilerleyen yıllarda Türkiye’de grafik tasarımın öncü isimlerinden biri haline geldi.
Sait Maden, edebiyat dünyasına ise önce şair olarak adım attı. 1950’li yıllarda yayımladığı şiirlerinde bireysel duyarlılıklardan toplumsal gözlemlere uzanan geniş bir yelpazeyi işledi. Şiirlerinde modernist bir tavırla imgelerden beslenen, yoğun ama yalın bir dil tercih etti. Onun için şiir yalnızca bireysel bir ifade aracı değil, aynı zamanda estetik bir deneyim alanıydı.
Gececiler’de yer alan “Çarmıhta” şiiri buna örnek olabilir:
Ol yüzümün ağacında kara ve karga,
öyle kara, öyle karga güzelliğinde
ve but gibi! düşürdüğün çekirdek bu sarp
kızıl kayada yokluğu yeşertsin diye
Daha tüylerin gitgide ellerimde bağ
daha gözlerin canıma batmış çiviler
ol yüzümün ağacında kara ve karga
yaygın bir cehennem kızıllığı içinde
Kitap boyunca özgürlük olgusu ağırlıktadır. Kitaba adını veren “Gececiler” şiiri en dikkat çekici olanlarından:
(…)
Bugün ne görsek iyi? Yer gök dört duvar.
Ne yeni korkular var ne eski korkular.
Yönden yöne mekik dokuyan
Deli bir rüzgâr
Çarpıyordu çepeçevre
Kapılara pençelere.
Bizi süzüyordu bir köpek yolun sonundan.
NERUDA, LORCA, PAZ ÇEVİRİLERİ
Maden’in sanatsal üretiminin en güçlü yönlerinden biri, çevirmenliğidir. İspanyol edebiyatının en büyük şairlerinden Federico García Lorca başta olmak üzere, Octavio Paz, CésarVallejo, Pablo Neruda, Antonio Machado gibi İspanyolca şiirin doruk isimlerini Türkçeye kazandırdı. Bu çeviriler, Türk şiirinin dünyaya açılan pencerelerinden biri oldu. Yalnızca şiirleri çevirmekle kalmadı, aynı zamanda onların ruhunu, ritmini ve kültürel bağlamını Türkçeye ustalıkla taşıdı.
Grafiker kimliğiyle ise Türkiye’de kitap kapağı tasarımının çehresini değiştirdi. On binin üzerinde kitap kapağı tasarlayarak, hem yayınevleri hem de okurlar için estetik algıyı dönüştüren bir imza bıraktı. Özellikle 1960’lardan itibaren Türk yayıncılık dünyasında onun grafik anlayışıyla şekillenmiş görsel bir standart oluştu. Sait Maden’in kapak tasarımları yalnızca görsel bir tercih değil, aynı zamanda metnin ruhunu yansıtan sanat eserleriydi. Klasik eserler için çizdiği kapaklar kadar Türk edebiyatından isimlerin de kapaklarına imza attı. Orhan Kemal, Aziz Nesin bunların başında gelir. Kitap kapağını çizdiği isimler kendini şanslı hissetmiştir sanırım.
Sanat hayatı boyunca görsel sanatlar, şiir ve çeviri arasında bir bağ kurarak, bütünlüklü bir kültür insanı kimliği geliştirdi. Eserlerinde titizlik, disiplin ve estetik kaygı her zaman ön planda oldu. Bu çok yönlülüğü sayesinde hem edebiyat hem de tasarım alanında kalıcı izler bıraktı.
2013 yılında hayata veda eden Sait Maden, ardında hem yazılı hem görsel kültüre ait zengin bir miras bıraktı. Onun yaşamı, sanat dallarını birbirinden ayırmadan, hepsini bir bütün olarak kavrayan yaratıcı bir bilincin örneğidir. Bugün onun adı, Türkçeye kazandırdığı büyük şairler, özgün şiirleri ve yüzlerce yayınevinin belleğine kazınmış kitap kapaklarıyla anılmaktadır.
ŞİİR ANITLARI
Bütün Şiirleri’nde yer alan “Şiir Anıtları” bölümü dikkat çekici. Paul Eluard, Mayakovski, Nesimî, Edgar Poe, Ömer Hayyam anıtların konuğu. Kısa alıntılarla anıtları dikmiş. Mayakovski, “Nereye gitseydim içimdeki bu cehennemle,/size mi, kendime mi?” diyor. Paul Eluard, “Ne kadınlar sevdim, yok gibiyidiler,/hep aynı giysiyi, hep ölümü giydiler” diye sesleniyor.
Mevlana, “Dinle neyden, neydin öğren kendini,/bir nişan say Tanrı’dan sen kendini” diyor. Bu anıtsal buluşmalar aslında Sait Maden’i n sanat kaynağını gösteriyor. Bir yanıyla doğulu bir yanıyla batılı.
BİR VEDA NİYETİNE
Maden’in şiirine felsefi bir yoğunlukla beraber bir coşku hakimdir. Kitabın sonunda yer alan “Söz! Dışarı Çıkma Saati” şiirinde bu coşkuyu yukarılarda görüyoruz. Bir çağrı kadar bir veda da içeriyor. Bir dizede “çıplak çeliğini hıncının” diyor. Seslerin uyumu ve çelikle hıncın yan yana gelişi ne kadar çarpıcı değil mi? Şiirden bir bölüm okuyalım:
“Söz! dışarı çıkma saati. Giyin üstünü.
Söz! dışarı çıkma saati. İşte gong.
Uçtu güneş-karga. Ateşte
ve taşta gong. Tutuşmuş çizmelerini
sıyırdı bir gölge ve bulutlara
astı kılıcını. Bu saat
dışarı çıkma saati. Giyin üstünü
(…)
Söz! dışarı çıkma saati. Giyin üstünü
Bir sarnıça sonsuz hunilerden akıyor akşam.
Akıyor akşam… Akıyor akşam ve alarm.
Kızıl dilleri dışarıda lambalar koşuşuyor
alanlarda. Savuruyor ölü göğün kağıtlarını
minareler. Ve rıhtımlara
ağır sandıklarla boşaltıyor karanlığı
vinçler, ağır çatırtılarla… Alarm!
Ve süzülüp indi çatılara son peygamberi
felâketin bir büyük karga.
Söz! dışarı çıkma saati. Giyin üstünü”
Maden’in şiirlerinin yeniden okuyucuyla buluşması, çok yönlü bir sanat ustasının öğreticiliğine dair yeniden düşünmemizi sağlayabilir. Şiirlerindeki coşku ve derin mesaj da buna dair izler taşıyor.