Nihat AK/EGE TELGRAF- Yeni yıla tarihi zirvelerle başlayan altın, mart ayında ABD, İsrail ve İran geriliminin etkisiyle son 43 yılın en sert düşüşü yaşandı. Fiyatlardaki gerileme sonrası binlerce yurttaş kuyumculara akın ederken, düşüşün devam edip etmeyeceği ve piyasada altın arzının durumu merak konusu oldu. Ege Telgraf’a değerlendirmelerde bulunan uzmanlar, altın fiyatlarındaki düşüşün nedenlerini, sürecin ne kadar devam edebileceğini ve yatırımcıların nelere dikkat etmesi gerektiğini anlattı.
SAVAŞ FIRSATLARI
Savaş ekonomisinin uluslararası yatırımcılara farklı fırsatlar sunduğuna dikkati çeken ekonomist Dr. Osman Sirkeci, “Son dönemde yaşanan jeopolitik gerilimler ve savaş süreçleri, küresel piyasaların eski reflekslerini önemli ölçüde değiştirdi. Geçmişte savaş senaryoları karşısında sert düşüşler yaşayan borsaların, bugün aynı gelişmelere çok daha farklı tepkiler verdiği gözlemleniyor. Özellikle son yıllarda piyasaların, liderlerin açıklamalarını ve olası gelişmeleri önceden fiyatlayan algoritmalar ve yapay zekâ destekli sistemlerle hareket etmesi, klasik “savaş olursa piyasa çöker” anlayışını büyük ölçüde geride bıraktı. Bu durum, jeopolitik risklerin artık yalnızca tehdit değil, aynı zamanda ekonomik fırsatlara da dönüşebildiğini ortaya koyuyor. Son savaş süreçlerinde küresel borsalarda belirgin bir sektör rotasyonu yaşanırken, savunma sanayi, enerji, otomotiv ve teknoloji gibi alanlarda faaliyet gösteren şirketlerin hisselerinde güçlü yükselişler görüldü. Bu gelişmeler, savaş ekonomisinin belirli sektörler üzerinden büyüme yarattığını açıkça ortaya koyuyor” dedi.
PANİK YAPAN YANAR
Türkiye’deki dar gelirlilerin son teknolojiyle gelişmeleri yakından takip eden uluslararası yatırımcıların çok gerisinde kaldığını vurgulayan ekonomist Sirkeci, “Uluslararası yatırımcıların savaş ekonomisinden pay alabilmek adına altın gibi değerli madenlerden çıkış yapması, piyasada arzı artırırken Türkiye’de son 40 yılın en sert fiyat düşüşlerinden birinin yaşanmasına neden oldu. Bu düşüş, özellikle dar gelirli vatandaşların altına yönelmesine ve kuyumcularda yoğunluk oluşmasına yol açtı. Mevcut tabloda en önemli unsur, panikle hareket edilmemesidir. Elinde altın bulunduranların ani satışlardan kaçınması, alım yapmak isteyenlerin ise temkinli ve kademeli hareket etmesi gerekmektedir. “Şu tarihte yükselecek” gibi kesin öngörülerden uzak durulmalı; zira jeopolitik gelişmeler belirsizliğini korurken, savaşın kısa vadede sona ereceğine dair güçlü bir işaret bulunmamaktadır. Kısa vadede altın fiyatları baskı altında kalmaya devam edebilir. Ancak uzun vadeli perspektifte düşüşlerin kalıcı olması beklenmemekte, yıllık bazda yeniden yükseliş eğilimi öngörülmektedir. Buna rağmen 2026 yılı, sert dalgalanmaların ve manipülatif hareketlerin yoğun şekilde hissedileceği bir dönem olarak öne çıkmaktadır. Bu nedenle özellikle kısa vadede al-sat yaparak kazanç elde etme beklentisi içinde olan, finansal okuryazarlığı sınırlı yatırımcıların dikkatli olması büyük önem taşımaktadır. Altın ve benzeri yatırım araçları, hızlı kazanç beklentisiyle değil; sabır, risk yönetimi ve uzun vadeli bakış açısıyla değerlendirilmelidir. Aşırı iyimserlik ya da aşırı endişe ile hareket eden yatırımcılar için bu piyasa ciddi riskler barındırmaktadır” ifadelerini kullandı.
TEDARİK SIKINTISI
Altın tedarikinde gecikmelerin farklı anlaşılmaması gerektiğine vurgu yapan İzmir Kuyumcular Odası Başkanı Murat Kurtuluş Buyrukçu, “Son günlerde altın fiyatlarında tarihi bir düşüş yaşadık; son 40–43 yılın en hızlı değer kaybını gözlemledik. Bu durum, yurttaşlarımız için bir fırsat kapısı araladı ve birçok kişi, bu düşüşten yararlanmak amacıyla kuyumcuların yolunu tuttu. Özellikle çeyrek, yarım ve tam gibi darphaneden çıkan altınlara yönelim belirgin şekilde arttı ve uzun kuyruklar oluştu. Ancak yüksek talep, arzı zorladı. Bu yüksek talep ortamı, ne yazık ki bazı fırsatçıları hortlattı. Talebi karşılayamayan bazı kişiler, satış fiyatını ederin üzerinde belirleyerek, yurttaşın altın talebini fırsata dönüştürmeye çalışıyor. Bilinçli veya bilinçsiz biçimde, kuyumcu esnafının altını kasıtlı olarak satmadığı iddiaları ortaya atıldı; oysa gerçek şudur ki, kuyumcu her zaman elindekini satmak ve piyasayı beslemek ister. Mevcut durum, yalnızca arz-talep dengesizliğinin yarattığı geçici sıkışmaları yansıtmaktadır” dedi.
FIRSAT PENCERESİ
Yurttaşın altın fiyatlarının düşmesinden darphane dışındaki ürünlerden de alarak yararlanabileceğine dikkati çeken Başkan Buyrukçu, “Altın, yüzyıllardır hem yatırım hem de mücevher olarak değerini koruyan, insanlığın en kadim kıymetli madenlerinden biridir. Onun gerçekliği ve saflığını anlamanın en güvenilir yolu ise darphane damgasıdır; çünkü bu damga, devletin güvenceyi sembolize eden bir imzasıdır. Darphane, devlet denetiminde çalışan ve altın, gümüş gibi değerli madenleri resmî olarak üreten, tartan ve damgalayan kurumdur. Türkiye’de bu görev Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü tarafından yürütülür. Kurum, cumhuriyet altınlarının çeyrek, yarım, tam, ata, gremse gibi tümünü devletin güvencesiyle basar. Şu anda hem darphane hem de altın tedarikçileri, yükselen talebi karşılamakta zorlanıyor. Ancak bu dönem, yurttaşlarımız için farklı bir fırsat penceresi de açıyor. Altın fiyatlarının düştüğü bu günlerde, eskimiş veya kullanmaktan sıkıldıkları takıları kuyumculara götürerek yenileriyle daha uygun fiyatlara değiştirmek mümkün. Kuyumcularımız da, biraz işçilikten fedakârlık yaparak, bu talebi karşılayabilir; böylece hem takı tutkunları için yeni bir fırsat doğar hem de sektördeki istihdam ve ekonomik hareketlilik desteklenmiş olur. Altın, sadece değerli bir maden değil; aynı zamanda güvenle fırsata dönüştürülebilecek bir yatırım aracıdır. Bu dönemi değerlendirmek, hem bireysel hem de sektörel faydayı beraberinde getiriyor” ifadelerini kullandı.