Tam okullar gündeme gelmişken, bir meslek lisesinin öğrencilerinin terbiyesizliği tüm ülkeyi ayağa kaldırmış, "Artık yettiniz!" dedirtmişken bir sinir bozucu konuyu daha gündeme getirmek isterim. Zira tüm bu hadsizliğin başlangıcıdır konu. Konu:Veliler.
Bilenleriniz vardır. Tam BİLSEM (Bilim Sanat Merkezleri) sınavlarının olduğu dönemdeyiz. Aday öğrencilerin sınav yerleri birkaç güne açıklanacak. Bilmeyenler için, BİLSEM özel yetenekli gençlerin ilkokul 1., 2. ve 3. sınıflarda yapılan sınavlarla tespit edilerek lise sona kadar eğitim aldığı Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı ancak okuldan ayrı bir sistem.
Hah işte, gelen bilgilere göre "Çocuğum dahi" sendromundaki anneler, babalar, bu dönemde öğretmenlere yoğun baskı uyguluyor. Sınavlara kendi çocuklarının sokulmasını istiyor. Özellikle ilk yıllarda öğrencilerini henüz çok tanımayan bazı öğretmenler bu baskılara boyun eğiyor.
Aslında sistem şöyle işliyor, önce BİLSEM için öğretmenlere dağıtılan sorularla bir sınav yapılıyor. O sınavdan yüksek alanlar ile öğretmenin derste gözlemlediği öğrenciler belirli bir kontenjan kapsamında aday öğrenci olarak gösteriliyor. Aday öğrenciler rehberlik araştırma merkezlerinde tablet sınavına giriyor, sınavı geçen mülakata alınıyor. Mülakatı da geçen BİLSEM öğrencisi olmaya hak kazanıyor. Zor bir süreç aslında.
Peki veli, kendi öğrencisi için baskı kursa ne olacak, sınav belirleyici değil mi? Elbette ama sınırlı kontenjan nedeniyle başka öğrencilerin hakkı yenebiliyor, onlar da en iyi ihtimalle seneye şansını deniyor.
Aslında konu sadece BİLSEM değil, kızı için not rica etmeye geleni, oğlu öğretmenden azar işitti diye kavga etmeye geleni çok görmüşsünüzdür. Sıkıntı, velilerin öğrenci kadar okulda olması ve öğrencinin veli gibi okula yabancı kalması.
Dersler, ödevler, sınavlar velinin sorumluluğu mu? Veliliiğin başarı göstergesi mi? Peki çocuk kimin sorumluluğu?
Bu rol kargaşasında saygı okulda kendine nasıl yer bulur, bunu da bir sonraki yazıda tartışalım.