Ekonomi

Seçim ekonomisi başlıyor mu? Kritik işaret!

“Mutlak butlan” sonrası borsadaki dalgalanmayı “siyasal şokun doğal yansıması” olarak değerlendiren Ekonomist Dr. Osman Sirkeci, ekonomide kırılgan yapının sürdüğünü ve seçim ekonomisinin en önemli göstergesinin Temmuz ayındaki emekçi ve emekli maaşlarının belirlenmesi olduğunu söyledi

Abone Ol

Nihat AK - EGE TELGRAF / “Mutlak butlan” kararının ardından piyasalarda yaşanan hareketliliği değerlendiren Ekonomist Dr. Osman Sirkeci, borsadaki düşüşün kalıcı bir kriz değil, siyasi belirsizliğe verilen kısa vadeli bir tepki olduğunu ifade etti. Sirkeci, mevcut ekonomi programının enflasyon ve alım gücü sorunlarını çözmekte zorlandığını belirtirken, siyasi gündemin de iktidar tarafından yeniden şekillendirildiğini ve Türkiye’nin seçim ekonomisi sürecine girmiş olabileceğini vurguladı.

MUTLAK BUTLANIN EKONOMİYE İLK ETKİSİ

Borsanın siyasetin doğal şokuna yanıt verdiğini belirten Ekonomist Dr. Osman Sirkeci, “Mutlak butlan kararının ardından piyasalarda ilk anda bir sarsıntı yaşandığını görüyoruz. Özellikle borsada oluşan düşüş, yatırım aktörlerinin siyasi belirsizliği kısa vadeli bir risk olarak fiyatladığını ortaya koydu. Ancak bu etki kalıcı bir kırılma değil, daha çok geçici bir dalgalanmadır. Piyasa, siyasal gelişmeleri ilk anda negatif algılasa da kısa sürede yeni denge arayışına girmektedir. Bu nedenle yaşanan düşüşü ekonomik bir çöküşten ziyade, siyasal şokun doğal yansıması olarak değerlendirmek gerekir.

Mevcut ekonomik tabloya baktığımızda şunu net olarak söylemek gerekir; uygulanan ekonomi programı beklendiği gibi güçlü ve kalıcı bir istikrar üretmekte zorlanıyor. Mehmet Şimşek yönetiminde yürütülen süreçte enflasyonla mücadele ve fiyat istikrarı hedeflenmiş olsa da, sahadaki karşılığı vatandaş açısından aynı ölçüde hissedilmiyor.

Bugün geldiğimiz noktada alım gücündeki gerileme, yaşam maliyetlerindeki artış ve gelir dağılımındaki bozulma çok daha görünür hale gelmiş durumda. Piyasalarda zaman zaman oluşan dalgalanmalar da sadece küresel gelişmelerle değil, iç ekonomik kırılganlıklarla birlikte okunmak zorunda.

Özellikle enflasyon verilerine yönelik güven tartışmaları ve ekonomik göstergelerin toplumsal karşılığı, mevcut programın en çok sorgulanan alanları arasında yer alıyor. Bu çerçevede ekonominin genel fotoğrafı, hedeflenen istikrar noktasından henüz uzak bir görünüm sergiliyor” dedi.

AK PARTİ’NİN GÜNDEM YÖNETİMİ

AK Parti iktidarının farklı stratejilerle CHP’yi odak noktasından uzaklaştırma gayretinde olduğunu savunan Ekonomist Dr. Sirkeci, “Süreç aynı zamanda siyasi gündemin nasıl yönlendirildiğini de göstermektedir. İktidar kanadı, uzun süredir CHP’yi kendi asli muhalefet alanından uzaklaştırarak farklı tartışma başlıklarına çekmiştir. Özellikle belediyeler üzerinden yürüyen tartışmalar, yolsuzluk iddiaları ve iç çekişme görüntüleri, ana muhalefetin ekonomi, emekli maaşları, asgari ücret ve genç işsizlik gibi temel başlıklardan uzaklaşmasına neden olmuştur. Bu süreçte CHP’nin enerjisinin önemli bir kısmı savunma refleksine kaymış, bu da iktidarın siyasi ajandasını daha rahat yönetmesine alan açmıştır” ifadelerini kullandı.

SEÇİM EKONOMİSİ BAŞLADI MI?

İktidarın seçim takvimini yürüttüğüne dair önemli bir işaretin mutlak butlanla gelmiş olabileceğine değinen Ekonomist Dr. Sirkeci, “Mutlak butlan kararıyla birlikte aslında seçim sürecine dair yeni bir evreye girildiğini söylemek mümkündür. Piyasaların ani reaksiyonu, siyasi takvimin öne çekilme ihtimali ve ekonomik göstergelerdeki hareketlilik bu sürecin işaretleridir. Türkiye ekonomisinde seçim dönemleri her zaman ayrı bir dinamik üretir ve bugün yaşanan gelişmeler de bu döngünün başladığını göstermektedir. Borsadaki oynaklık, siyasi beklentilerin fiyatlandığı bir geçiş sürecine işaret etmektedir. Temmuz ayında emekçi ve emekli maaşları seçim takvimi ve seçim ekonomisinin en önemli göstergesi olacaktır” diye konuştu.

CHP’NİN ODAKLANMASI GEREKEN

CHP’nin iktidar olmak için iç tartışma ve çekişmelerden uzaklaşarak halkın dertlerinin çözümüne yönelmesi gerektiğine vurgu yapan Ekonomist Dr. Sirkeci, “CHP’de bugün görev alan kadroların önemli bir bölümünün, geçmiş dönemde Kemal Kılıçdaroğlu’nun yönetiminde yer alan isimlerden oluştuğu, aynı şekilde mevcut genel başkan Özgür Özel’in ekibinde bulunan birçok ismin de parti içi süreçlerde daha önce Kılıçdaroğlu döneminde görev üstlendiği ifade ediliyor. Parti içindeki bu süreklilik, yaşanan tartışmaların kişisel değişimlerden ziyade yapısal bir devamlılık taşıdığı yönünde değerlendirmelere neden oluyor. Bu nedenle CHP’deki mevcut kadro tartışmalarının, farklı liderler etrafında şekillense de aynı siyasi ekipler ve ilişkiler ağı içinde sürdüğü yorumları yapılıyor.

Bu süreçte CHP’nin temel olarak yeniden kendi ana eksenine dönmesi gerekmektedir. Tartışmaların ve iç gerilimlerin ötesinde; emekli gelirleri, asgari ücret, işsizlik, gençlerin geleceği ve ekonomik kriz gibi temel toplumsal başlıklara odaklanması kritik önemdedir. Parti içi tartışmaların yarattığı enerji kaybı yerine, toplumsal taleplere yönelen bir siyasal hat kurulmalıdır. Aksi halde hem siyasi hem de toplumsal etki alanı daralmaya devam edecektir. CHP’nin yeniden güç kazanması, ancak gündemini doğrudan halkın ekonomik ve sosyal sorunlarına yoğunlaştırmasıyla mümkün olacaktır” dedi.