Dünya çok büyük bir hızla dijitalleşiyor. İnternetin temas etmediği neredeyse hiçbir nokta kalmadı hayatımızda. Nesnelerin internetini konuştuğumuz günümüzde tek bir tıkla kilometrelerce uzaklıktaki evimizin perdelerini kapatıp, elektrik süpürgesini çalıştırıp, bulaşık makinesini yıkama moduna alabiliyoruz.
Panjurlar, ev içi aydınlatmalar, bahçe sulamaları, güvenlik sistemleri derken hayatımızın her alanında internet ve dijitalleşmeden yararlanıyoruz. Gözetim toplumu olarak da adlandırılsa teknolojinin nimetlerinden yararlanmak gerçekten hayat kurtarıcı bir durum.
Yurt içinde ve yurt dışında sık seyahat edenlerin en büyük ihtiyacı seyahat ettikleri şehirlerdeki şehir içi ulaşıma entegre olma konusu. Türkiye’de büyük şehirlerin tamamında yerel yönetimler tarafından uygulamaya konulan bazı kartlarla ulaşım sistemine entegre oluyorsunuz.
Şehir kartı olarak da ifade edilen bu kartlar o şehirdeki tüm toplu taşıma araçlarının yanı sıra bazı mağazalar, markalar, mekanlar, kafeler ve restoranlar ile de anlaşmalı. Bu kartlara sahip olanlar şehirdeki farklı aktiviteler ve mekanlarda da kartla giriş yapabiliyor, indirim kazanabiliyor, o şehirdeki hareketliliğe katılabiliyor tek bir kartla.
Ülkemizde henüz tam anlamıyla göremediğimiz bu şehir kartları o şehrin tanıtımına katkıda bulunuyor, kart sahibi kişinin o şehirle ilgili yapabileceği alternatifleri görüp, şehirdeki yaşama katılmasını teşvik ediyor.
Birkaç gündür Hollanda’nın başkenti Amsterdam’dayım. I&Amsterdam kart şehrin en önemli markalarından biri olmuş durumda.
Sayısız müzede indirimli ve ücretsiz giriş hakkı tanıyan bu kartla toplu taşıma araçlarında satın aldığınız ücrete göre sınırsız biniş hakkına sahip oluyorsunuz. Anlaşmalı mekanlarda indirimler, bazı müzelerde ücretsiz giriş hakkı, birçok müzede ise belirlenen tutara göre yüzdelik oranlarla indirimli giriş hakkınız oluyor.
Özetle 360 derece pazarlama anlayışı ile o şehrin turizmine ve gündelik hareketliliğine katkı koyma çabası var.
Türkiye’de ise bu anlayışa hizmet vermek için atılan adımlar merkezi idare ile yerel yönetimler arasındaki yönetim ve zihniyet farkına takılıyor maalesef.
Yıllar önce tek tip kartla Türkiye’deki tüm şehirlerde toplu taşıma araçlarına entegre bir sistemin kurulacağından söz edilirdi. Türkiye Kart gibi isimlerle sık sık duyurusu yapılan bu oluşum karşılığını bulamadı.
Türkiye’yi yöneten AK Parti Hükümeti ile Türkiye nüfusunun önemli bir bölümünü oluşturan 11 CHP’li büyükşehir belediyesi uygulama yönünden ortaya çıkan farklılıkları azaltmak yerine çoğaltmayı tercih ediyor maalesef.
Son olarak İstanbul’da inşa edilen ve Ulaştırma Bakanlığı tarafından üstlenilen metro projelerindeki ‘U’ tartışmasını hatırlayalım. İstanbul Kart ile toplu taşıma sistemine dahil olan vatandaşlar İstanbul Büyükşehir Belediyesi denetimindeki metrodan Ulaştırma Bakanlığı denetimindeki hatlara geçiş yaptığında aktarma hakkına sahip olamıyorlar maalesef. Benzer şey Marmaray sisteminde de var.
Dünyanın kolaylığa, toplu taşımaya teşvik konusundaki girişimlerine baktığımızda Türkiye’de işler neden zorlaşıyor-zorlaştırılıyor anlamak maalesef mümkün değil.
Dünyanın bu kadar küçüldüğü, herkesin zamanı daha iyi değerlendirmek için mücadele ettiği bu dönemde bizim de birlikte çalışmak, vatandaşın hayatını kolaylaştıracak adımları teknolojiyle birlikte almamız, hayata geçirmemiz gerekiyor.