Şehrül Emin…

Abone Ol

Siyasi arenada çok zor bir sınavdan geçen CHP, iktidar olduğu belediyelerde başarılı işlere imza atarak bu cendereden çıkabilirdi. Ama olmadı. Özgür Özel’in “yapay zekaya sorduk” dediği belediye başkanları, şimdilerde açılan “yolsuzluk” dosyaları yüzünden bir bir tutuklanıyor. En son Buca Belediye Başkanı Görkem Duman cezaevine gönderildi. İçişleri Bakanlığı tarafından da görevden alındı.

Sizi bir dönem önceye götürmek istiyorum. Allah rahmet eylesin, Menemen’i 20 kusur yıl Tahir Şahin yönetti. Kah CHP’liydi, kah partisi ile kavgalıydı bağımsız kaldı. Çömleği ve çileği ile ünlü ilçeyi dünyaya açmadı. İçine kapalı bir Menemen yarattı. Dostumuzdu, sohbetlerimizde, “Başkan şu Menemen’i dünyaya aç” dediğimizde gülüp geçerdi.

Rahmetli 2019 seçimlerinde aday gösterilmedi. Yerine Serdar Aksoy aday yapıldı. Aksoy, başkanlık için çok hırslıydı. Onunla da bir dönem Menemen’de gazetecilik yaptığımız sırada tanışmış ve dost olmuştuk. Seçimlerden aylar öncesi bir görüşmemizde “CHP’nin başkan adayı benim” demişti. Ben de bu ne özgüven” demiştim. Eski SHP milletvekili Veli Aksoy’un oğluydu. Sonradan öğrendik ki, babasının kontenjanından aday yapılmış.

Başarılı bir kampanya ile seçildi. Mitinglerini izledim, hatta dostluğumuza binaen destek de verdim. Ama o koltuğa oturur oturmaz, bambaşka bir Serdar Aksoy ortaya çıktı. Dostlarını unuttu, “belediyecilik oyunu”na daldı. Ulaşılmaz bir başkan oldu. Yaptığı icraatlarla da sonunu hazırladı. Bugün yaşananlar o günlerde de yaşandı. Belediyenin hurdalarını sormadan satmıştı. Araç ve temizlik ihalelerinde yolsuzluklar ortaya çıkınca, bir şafak operasyonu ile gözaltına alınıp tutuklandı. Yargılandı, görevden alındı, ceza yedi. Böylece genç bir başkanın siyasi hayatı sona erdi.

“Serdar Aksoy Vakası” CHP’li genç başkanlar için aslında çok iyi bir ibret vesikasıdır. İlk kez belediye yönetmeye gelen başkanların bu olayı çok iyi inceleyip ders çıkarmaları gerekiyordu. Ama “siyasi körlük” denilen hastalık maalesef henüz tecrübesiz başkanların bir bir başını yaktı, yakmaya da devam ediyor. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Foça’da Fatih Gürbüz, esnafla yaşadığı olaylar yüzünden yargılandı ve cezaevi kapısından döndü.

Biz gençler derken bazen tecrübeli, devlet umuru görmüş olanlar da benzer hatalara düşebiliyor. Güzelbahçe’de her şey yolunda gidiyordu. Emekli trafik polisi Mustafa Günay da çeşitli suç isnatları ile şimdi cezaevinde. Ardından “Büyük Buca Operasyonu” geldi. İkisi belediye biri parti başkanı üç isim cezaevinde. İzmir’de bu tür operasyonların devamının geleceğinden söz edilmesi bile korkunç. Dilerim Buca son olur.

Her zaman söylerim. Kimse yargılanıp da suçu sabit olana dek, suçlu değil, masumdur. Keşke bu tür olaylar olmasa. Kentlerimiz hep ehil eller tarafından liyakatlı biçimde yönetilse, halkımız refah içerisinde yaşasa. Ancak, her zaman öyle olmuyor. İnsanoğlu nefis taşıyor. Zaman zaman nefsinin heva ve heveslerine yenik düşebiliyor. Bir apartmanı yönetebilmek bile bazen içinden çıkılmaz hal alırken, binlerce insanın çalıştığı bir belediyeyi yönetmek, liyakat, dirayet ve asalet istiyor.

Peki her şey böyle de işin siyasi boyutu yok mu? Buna yok diyebilmek çok zor. Ancak, siz yolunuzda dosdoğru gidiyor, kanun, kural ve yönetmeliklere uymada titiz davranıyorsanız, ki öyle olması gerekir, o zaman kim size bir suç isnat edebilir ki? Bakın bizim geleneğimizde, beytülmale el uzatmak yoktur. Kamu malı ve parasında tüyü bitmemiş yetimin hakkı vardır. Alın teri ile kazanılmamış her şey haramdır. Bunları bu memlekette aklı eren herkes çok iyi bilir.

Ondandır ki, belediye makamlarında en üstteki kişiye “Şehr-ül Emin”, yani şehrin en emin kişisi denir ve o şehir canlısı ve cansızı ile kendisine emanet edilmiştir. Kim ne makamda olursa olsun “Emanete hıyanet” ise bu milletin yaradılış kodlarına aykırıdır.