Ekonomi

Sektör sadece daralmıyor üretim hafızası da siliniyor

Hazır giyim ve tekstil sektörü son üç yılda yüzde 55’lik kayıpla üretim gücünü eritirken, esnaf maliyetlerin düştüğü, ticaretin yeniden canlandığı bir ortam istiyor

Abone Ol

Nihat AK/ EGE TELGRAF- Tekstilde artık kumaş değil, sektörün dikişi sökülüyor; sipariş daraldıkça tezgâh duruyor, makine elden çıkıyor, usta mesleğinden kopuyor. Ege Telgraf’a değerlendirmelerde bulunan İzmir Terziler Odası Başkanı Mustafa Güvenli, üreticinin artık kâr hesabından önce atölyeyi açık tutmanın mücadelesini verdiğini söyledi. Güvenli’ye göre bugün sökülen her üretim ilmeği, yarın sipariş geri döndüğünde yeniden örülmesi çok daha pahalı bir kapasite kaybına dönüşecek.

YAPISAL DARALMA

Sektörde yapısal bir sorun olduğuna işaret eden İzmir Terziler Odası Başkanı Mustafa Güvenli, “Hazır giyim, konfeksiyon ve tekstilde son üç yılın rakamları, geçici bir yavaşlamadan çok yapısal bir daralmaya işaret ediyor. Türkiye’nin hazır giyim ihracatı 2022’de 21,2 milyar dolarla zirve yaptıktan sonra 2023’te 19,3 milyar dolara, 2024’te 17,9 milyar dolara, 2025’te ise 16,8 milyar dolara geriledi. Üç yılda ihracat kaybı yüzde 20’yi aştı. Yine aynı dönemde adet bazındaki siparişler yüzde 55 azaldı. Sorun yalnız dış pazarda değil. Ciddi kurum verilerine göre 2022-2024 döneminde hazır giyim üretimindeki toplam kayıp 4,6 milyar dolara ulaşırken, ithalat 2,7 milyar dolardan 4 milyar dolara çıktı. Tekstil ve hazır giyimde iki yılda yaklaşık 290 bin istihdam kaybedildi. 2025’in ilk yarısında ise 3 bin 23 şirket kapanırken istihdam 55 bin 840 kişi daha azaldı. Aynı dönemde iç satışlar zayıflarken hazır giyim ithalatı yüzde 25 arttı. Türkiye hem ihracat pazarında pay kaybediyor hem de kendi iç pazarını ithalata bırakıyor” dedi.

ESNAF BORÇ SARMALINDA

Bugün esnafın gerçekten çok ağır bir tablo ile karşı karşıya olduğunu belirten Başkan Güvenli, “İş yokluğu öyle bir noktaya geldi ki, birçok arkadaşımız sadece dükkânını açık tutabilmek için maliyetinin altında fiyatlara çalışmak zorunda kalıyor. Ancak kira, elektrik, hammadde, işçilik ve vergi yükleri sürekli artarken satış fiyatını buna göre belirleyemiyor; müşteri kaybetmemek için zararına iş yapıyor. Sonunda borç borcu kapatıyor, kredi kartı krediyi, kredi de başka borcu doğuruyor. Bu sarmaldan çıkamayan esnaf kepenk kapatıyor. Şu anda elimizde yaklaşık 100 kapanış veren üyemiz var. Üstelik bu arkadaşlarımızın önemli bir kısmı oda aidatlarını da ödeyememiş durumda. İnanın hiçbirini avukata vermek istemiyorum. Çünkü onların yaşadığı sıkıntıyı biliyorum. Fakat oda olarak yasal sorumluluğumuz var; istemesek de bazı işlemleri başlatmak zorunda kalıyoruz” diye konuştu.

‘ALT YAPI ERİYOR’

Yaşanan asıl tehlikeye dikkati çeken Başkan Güvenli, “Sorun artık sadece para kazanamamak değil; sektörün yıllar içinde oluşturduğu üretim gücünü kaybetme noktasına gelmesidir. Deneyimli iş gücünün korunması, ekipmanların yenilenmesi ve teknolojinin takip edilmesi rekabet için hayati önemde. Ancak bugün kaybettiğimiz yalnızca müşteri değil; ustalarımızı, çalışanlarımızı, makinelerimizi ve üretim kapasitemizi de kaybediyoruz. Piyasalar yarın düzelse bile dağılan ekibi yeniden kurmak, satılan makineleri yerine koymak ve aynı bilgi birikimini geri kazanmak kolay olmayacak. Asıl tehlike, sektörün gelecekte toparlanmasını sağlayacak altyapının bugünden erimesidir” ifadelerini kullandı.

‘TERSİNE DENGE KURULMALI’

Üretim şartları anlamında bir dengesizliğin söz konusu olduğuna vurgu yapan Başkan Güvenli, “Bir dönem esnaf için uygun faizli kredi talep ediyorduk; bugün ise asıl soru, kredinin geri ödemesinin hangi ciroyla yapılacağıdır. Yaklaşık 10 bin gün Bağ-Kur primi ödeyen bir esnaf, emeklilikte 23 bin lira aylık alıyor. Buna karşılık bankada 1 milyon lirası bulunan biri, faiz oranlarına bağlı olarak emekli maaşını aşan getiri elde edebiliyor. Bizim sektörümüzde en düşük yatırım tutarı yaklaşık 5 milyon lira. Esnaf bu 5 milyon lirayı makineye, personele, enerjiye, kiraya, vergiye ve hammaddeye bağladığında onlarca risk üstleniyor. Aynı sermayeyi mevduata yatırdığında ise üretim, tahsilat ve piyasa riski taşımadan gelir elde edebiliyor. Üretimin getirisi faiz gelirinin gerisinde kalırsa yatırım iştahı düşer, istihdam azalır, esnaf yeni makine almaz, kapasite büyütmez ve ekonomi üretimden finansal kazanca yönelir. Bu denge mutlaka tersine çevrilmelidir” diye konuştu.

‘UFKUMUZ DA DARALDI’

Esnafın hayallerinin bile kısıtlanır hale geldiğini dile getiren Başkan Güvenli, “Bir zamanlar Moda Tekstil Konfeksiyoncular Sitesi’nde (MTK) boş dükkân bulmak neredeyse imkânsızdı; satılık ya da devren bir işyeri dakikalar içinde alıcısını bulurdu. Bugün ise aynı sokaklarda boş dükkânlar sektörün yaşadığı daralmanın sessiz bilançosu gibi duruyor. Masamda hâlâ esnafımızı kiradan kurtaracak, onları işyeri sahibi yapacak küçük sanayi sitesi projesi var. Fakat oda aidatını, elektriğini, suyunu, personel maaşını, hatta telefon faturasını ödemekte zorlanan esnafa “gel, sana en düşük maliyetle dükkân yapalım” demek bile ağır geliyor. Çünkü sorun artık yatırım maliyetinden önce nakit akışıdır. En ucuz kumaş pahalı, en uygun kredi ağır, en düşük maliyetli dükkân bile erişilmez hale geldiyse burada yalnız esnafın değil, üretim ekonomisinin yatırım kapasitesi de alarm veriyor. Esnafın hayali mülk sahibi olmakken bugün derdi kepengi açık tutmak” ifadelerini kullandı.

KATMA DEĞERLİ POLİTİKA

İç ve dış pazarı odağına alan bir yapılanma hedeflenmesi gerektiğini belirten Başkan Güvenli, “Biz sektör olarak yalnızca kepenkleri açık tutacak, günü kurtaracak bir destek istemiyoruz. Talebimiz; firmaları yeniden yatırım yapabilir, teknoloji yenileyebilir, nitelikli iş gücünü koruyabilir ve katma değerli üretime yönelebilir hale getirecek bir ekonomik programdır. Tekstil ve hazır giyimde rekabet artık yalnız fiyat üzerinden yürümüyor; tasarım, marka, kalite, teknoloji ve hızlı teslimat belirleyici oluyor. Türkiye bu alanlarda güçlenirken kendi iç pazarındaki hâkimiyetini de korumalıdır. İthal ürünlerin iç piyasadaki payı artarken yerli üreticinin raflardan çekilmesine izin verilmemelidir. Uygun finansman, enerji ve istihdam destekleri üreticinin hem ihracatta hem iç pazarda rekabet gücünü artırmalıdır. Hedefimiz ucuz ürün değil; yüksek katma değerli, markalı, tüketicinin tercih ettiği yerli üretimdir. Destek, sektörü sadece yaşatmamalı; iç pazarda yeniden güçlendirmeli, ihracatta daha fazla döviz kazandıran bir yapıya taşımalıdır” dedi.