Türkiye Tabiatını Koruma Derneği (TTKD) Bilim Danışmanı Dr. Erol Kesici, kararsız yağışların artmasına bağlı yaşanan sel felaketlerine karşı; Cumhurbaşkanlığı Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli Kurulu Üyesi ve TTKD Bilim Danışmanı Dr. Erol Kesici, Cumhurbaşkanlığı Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli Kurulu toplantısında; kararsız yağışlara bağlı ani sel felaketlerinin önlenmesi için öneri olarak sunduğu 'Kasukabe modeli'ni anlattı. Su baskınları, dünyanın en maliyetli ve tehlikeli doğal afetleri arasında bulunuyor. Seller her yıl insanlara, topluluklara ve çevreye büyük hasarlar veriyor. Dünya geçtiğimiz on yıllarda iklim değişikliğine bağlı nedenlerden giderek artan bir sıklık ve şiddette seller yaşadı, yaşamaya devam ediyor. Hasarın boyutu ve buna bağlı olarak onarım maliyeti de paralel olarak tırmanıyor. İşte sel felaketlerinin gezegenimiz üzerindeki kötü etkilerinden bazıları. Sel, bir bölgede, genellikle yoğun yağış veya karların erimesine bağlı olarak, yüksek miktarda kontrolsüz su nedeniyle gerçekleşen bir felaket olarak kısaca tanımlanabilir Sel felaketlerinin geçtiğimiz zaman içerisinde giderek artmasının birkaç sebebi var:
– Küresel ısınma: Küresel ısınma, hortumlar ve tropik fırtınalar gibi olağanüstü doğa olaylarının yaşanma riskini artırıyor. Bu hava olayları büyük miktarlarda yağmur veya kar yağışına yol açarak sel felaketlerini tetikleyebilir.
– Nüfus artışı: Daha fazla insan aynı zamanda daha fazla ev, işyeri, yollar ve su kütlelerinin yakınlarına inşa edilecek her çeşit yapı anlamına gelir. Hortum veya tropik fırtına gibi olağanüstü hava olaylarında plansız yapılaşma, toprağın zayıflaması ve oluşacak hasarın artması anlamına gelir.
– Doğal alandaki değişiklikler: Ormansızlaşma gibi doğal alanda yapılan değişiklikler ani yağmurlara neden olarak su basması riskini artırabilir.
4 OLUMSUZ ETKİ
Seller doğal yaşama zarar verir
Vahşi doğada hayvanlar, sel felaketinin etkilerine karşı özellikle risk altında. Böyle bir durumda kendilerini kaçamayacakları bir durumda bulabilir, besin kaynaklarının bulunduğu bölgelere erişemeyebilirler. Su baskınları hayvanların yaşam alanlarını yok ederek, yumurtalarını ve yavrularını öldürerek tahrip edebilir. Bu doğrudan etkilerin yanı sıra, sel baskınları uzun vadede de hasar verici olabilir. Örneğin, sıklıkla ormanlarda ve sulak alanlarda habitatın bozulmasına yol açabilir.
Seller insanlara ve topluluklara tehdit oluşturur
Seller, etkiledikleri bölgelerde yaşayan topluluklar için yıkıcı etkiler yaratır. Evlere, iş yerlerine ve bizzat insanlara zarar verir; bu bölgelerde yaşayan halkın zorunlu göçüne sebep olabilir. Bunun sonucunda pek çok insan uzun süre evsiz ve işsiz, devlet desteğine bağımlı vaziyette yaşamak durumunda kalabilir. Geçen sene Pakistan’daki sellerde, neredeyse 1700 insan yaşamını yitirdi. 2 milyona yakın konut ise yok oldu. Giderek kötüleşen sel mevsimleri önümüzdeki dönemde de hasarın artmasına sebep olacak gibi görünüyor. Sellerin ayrıca halkın yaşamı üzerinde uzun vadeli etkileri de olur. Seller yüzünden oluşan hasar veya elektriğin kesilmesi gibi sebeplerle iş yerleri kapanır, yerel ekonomiler büyük darbe alır. Hasarın boyutlarına bağlı olarak, bazı kurbanlar evlerine ve iş yerlerine hayatları boyunca geri dönmeyebilir. Bilim insanları 2050’ye kadar iklim krizinin etkileri nedeniyle dünya çapında 1.2 milyar insanın yerinden olacağını ön görüyor. Seller de bu göçlerin tetikleyicilerinden birisi.
Seller erozyon ve tortulaşmaya sebep olur
Dünyanın yüzeyinin rüzgar, su veya buz ile girdiği şiddetli temas sonucu dağılması veya yer değiştirmesi olayına erozyon denir. Tortulaşma ise tortuların ait olmadıkları bir yerde birikmeleri durumunda gerçekleşir. Su baskınları bu iki durumun da şiddetli biçimde meydana gelmesine yol açar. Erozyon ve tortulaşma bitki örtüsünü olumsuz yönde etkiler. Topraktaki besin maddelerine zarar vererek ekinlerin büyümesini engeller. Erozyona uğrayan materyaller nehirler, göller ve okyanuslara saçılarak suyun kalitesini düşürebilir, su altı yaşamına zarar verebilir. Erozyon, akıntıyı tıkayarak veya yavaşlatarak balıkların göçüne ve üremesine engel olabilir. Tortulaşma su altındaki akıntıyı yavaşlatır ve organizmaların yaşaması için gerekli olan habitata hasar verir. Erozyon ve tortulaşma zararlı alglerin çoğalmasına da sebebiyet verebilir. Bu canlılar balık nüfusunu azaltır, hastalanan balıkları yiyen insanların da zehirlenmesine yol açar.
Seller salgın hastalıklara yol açar
Seller hastalıkların ve kirliliğin yayılma yollarından biridir. Bir sel baskını durumunda oluşan kirlilik, çevredeki nehirlere, göllere ve içme suyu kaynaklarına bulaşır. Su kaynaklarının kirlenmesi özellikle bağışıklık sistemi zayıf, kronik sağlık sorunlarından mustarip bireyler için tehlikeli olabilir. Su kaynaklarının kirlenmesi koli basili, salmonella ve kolera gibi bakterilerin yayılmasına sebep olur. Bu bakteriler özellikle erken tedavi edilmediği zamanlarda ölümcül olabilir. Seller, tarım alanlarında ekinlere veya tarım ekipmanlarına zarar vererek yiyecek kaynaklarını da etkileyebilir.
NASIL KORUNABİLİRSİNİZ?
Seller tüm dünyada ciddi hasarlara neden olan önemli bir sorun, bu yüzden hasarın nasıl önlenebileceğini bilmek önemli. Eğer sel baskını ihtimali olan bir bölgede yaşıyorsanız, aşağıdaki önerilerden bazıları hayat kurtarıcı olabilir:
*Kapı ve pencerelin etrafında lastik korumalar kullanmak
*Bodrumunuza, eve giren suyu otomatik olarak dışarı atacak bir atık su pompası kurmak
*Bahçenize, evin çevresini saran suyu uzaklaştıracak bir drenaj sistemi kurmak
Bütün delikleri kapatarak bodrumunuzu ve evinizi su geçirmez hale getirdiğinizden emin olun. Evinizin çevresini suyun havuzlar yaratarak birikemeyeceği şekilde inşa edin. Sel, topluluklar üzerinde yıkıcı ve uzun vadeli etkileri olabilen, doğal bir felaket. Bir selden sonra yaşananlar genellikle kaotiktir, dolayısıyla güvende kalmak çok önemlidir. Bu olumsuz etkileri atlatmanın en iyi yolu ise felakete yaşanmadan önce hazırlıklı olmaktır.
GIDA KRİZİ
Tüm dünyanın iklim krizi ile boğuştuğuna dikkati çeken Dr. Kesici hem Türkiye'de hem de dünyanın birçok ülkesinde yaz döneminde şiddetli yağış ve sel felaketleri, uzun süreli orman yangınları, hortumlar, aşırı sıcaklıklar ve buna bağlı kuraklık, su kaynaklarının buharlaşması gibi birçok olumsuzluğun yaşandığını kaydetti. Bilimsel önlemlerin dikkate alınmaması durumunda bu olumsuzlukların daha artacağını aktaran Dr. Kesici hem milyonlarca insanın göç etmesine hem de gıda krizi başta birçok büyük yaşamsal soruna yol açacağı uyarısında bulundu. En son İstanbul'da yaşanan sel felaketine dikkati çeken Dr. Kesici, insanlığın 6 bin yıl önce de uyguladığı, İstanbul'daki Yerebatan Sarnıcı gibi, dünyada 'Kasukabe modeli' olarak bilinen sistemin hem suyu depo etme hem de sel felaketini önleme amaçlı riskli bölgelerde kurulması gerektiğini söyledi. Dr. Kesici, "Şu anda aşırı sıcaklara bağlı kuraklığın etkisi, kararsız yağışlara sebep oluyor. İstanbul'da şehrin sıcaklığının atmosfer sıcaklığının üstünde olması nedeniyle kararsız yağışlar ciddi oranda arttı. Kasukabe aynı zamanda Japon modeli dedikleri bir model. Yerebatan Sarnıcı gibi eğilimli alanlarda suyu depo ediyor, silo benzeri yapılarda suyu tutuyor ve 1 saniyede 25 metrekarelik bir havuzun suyunu boşaltacak akış gücüyle, bu suyu bağlantılı tünellerle en yakın dere, çay, göl, deniz veya yer altında oluşturulacak büyük barajlara ulaştırabiliyor" dedi.
6 BİN YILLIK
Bu sistemle ilgili önerisini kurul toplantısında da sunduğunu belirten Dr. Kesici, "Tarım ve Orman Bakanlığı'na bağlı Su Yönetimi Genel Müdürlüğü yetkilileri ayrıca bilgi aldı. Yerebatan Sarnıcı'nda da temel esas budur. Kıtlıkta, zor durumlarda suyu depo etmek ayrıca sel felaketine karşı önlem amaçlıdır. Baktığımızda insanlık, 6 bin yıl önce bu sistemleri uygulamış. Anadolu'da, birçok bölgede sarnıçlar hem su deposu hem de sel taşkın önleme amaçlı kullanılmış. Sadece su deposu olarak düşünülmemeli" diye konuştu.
‘DAHA DÜŞÜK’
Türkiye'de sel yaşanabilecek yerlerin belli olduğunu belirterek, altyapının önemini vurgulayan Dr. Kesici, "Japonya'nın Kasukabe şehrinde kullanılan sistemi, dünyanın birçok gelişmiş ülkesi de kullanmaya başladı. Sistem yeraltı sarnıçları- barajları, bildiğimiz tarihi Yerebatan Sarnıcı gibi. Bu sistemde yer altına yönlendirilen akış suları depolanarak, sarnıçlara bağlantılı bir tünel veya tünellerle, saniyede 25 metrekarelik havuzun boşaltmasına eşdeğer güçle, nehre, dereye, göle, baraja, denize, hangisi yakınsa ona boşaltabilmekte. Çok güçlü ve kalıcı bir yapı. Maliyeti ilk bakışta pahalı gelebilir ama sel sonucu yaşanan maddi zarar, temizlik, sağlık (su çevre kirliliği, kanalizasyon vb) açısından çok büyük tasarruf sağlamakta" dedi. Japonya'da inşa edilen iki futbol sahası büyüklüğündeki dev Kasukabe Rezervuarı'nın iklim değişikliğiyle artan sel felaketlerine karşı başkent Tokyo'yu koruması amaçlanıyor
Japonya, başkent Tokyo'yu iklim değişikliği nedeniyle giderek artan su baskınlarına karşı korumak için "Yerebatan Sarnıcı" benzeri dev bir yapı inşa etti. Yüzeyden pek fazla anlaşılmayan bu yapı yeraltına indikçe kendini gösteriyor. Bir yeraltı tapınağına benzeyen ve karmaşık mühendisliği ile dikkat çeken yapı Kasukabe sel tankının ana rezervuarı. Türünün en büyük örneği olan bu rezervuarda fırtına ve tayfunların getirdiği sel suları tünelden dışarı atılıyor ve bu sayede dünyanın en kalabalık şehirlerinden biri olan Tokyo'nun su baskınlarından korunması amaçlanıyor. Başkentin kuzeyindeki Saitama bölgesinde yer alan tesis personeli özellikle Japonya'nın yağmur ve tayfun mevsimi olan haziran ve kasım ayları arasında sürekli tetikte çalışıyor. Tesis sayesinde yakın alanlardaki evlerin yüzde 90'ının su baskınlarının yol açtığı zararlardan korunduğu bildiriliyor.
DEV YAPI
Bu dev yapı bazı yerlerde 90 metre derinliğe ulaşıyor. Bu derinlik, Amerika Birleşik Devletleri'nin New York kentindeki Özgürlük Heykeli ile neredeyse aynı ölçüde. Yeraltına doğru inen dev sütunların her biri iki futbol sahası büyüklüğünde bir alanda duruyor ve her biri en az 5 yüz ton ağırlık taşıyabiliyor. Sütunları ve kullanım amacı nedeniyle İstanbul'daki görkemli tarihi yapı Yerebatan Sarnıcı'nı anımsatan bu rezervuar, Japonya'nın "Parthenon'u olarak da adlandırılıyor. Yunanistan'ın başkenti Atina'daki Parthenon Tapınağı dünyanın en büyük dini abidelerinden biri. 6,3 kilometre uzunluğundaki bir tünele bağlı olan Kasukabe Rezervuarı bir jumbo-jet motoru sayesinde saniyede 25 metrelik bir yüzme havuzunun kapasitesine denk gelen suyu yakınlardaki Edogawa nehrine boşaltabiliyor. 2006 yılında tamamlanan rezervuar 230 milyar yene (yaklaşık 17 milyar Türk Lirası) malolmuştu. Rezervuar bu yıl eylül ayı itibarıyla yaklaşık yedi kez faaliyete girdi. Ancak uzmanlar kendini gittikçe daha fazla gösteren iklim değişikliği nedeniyle bu sayının daha da artabileceği konusunda uyarıyor. Resmi kayıtlar tesisin, felaket sonrası temizlik maliyeti hesaba katıldığında 148 milyar yenlik (11 milyar Türk Lirası) kaybı önlediğine işaret ediyor. Tokyo Üniversitesi Meteoroloji bölümünden Prof Kei Yoshimura Japonya'da iklimi dolayısıyla ağır yağış ve su baskınlarının sıklıkla görüldüğünü belirtiyor ancak son dönemde iklim değişikliği ile bu tür felaketlerin hem daha sık hem de daha yıkıcı olduğuna işaret ediyor. Ülkenin batısındaki Osaka kentinde Kasukabe deposuna benzer başka bir deponun inşası sürüyor. Maliyeti 366 milyar yen (yaklaşık 27 milyar Türk Lirası) olarak hesaplanan yapının 2044 yılında tamamlanması bekleniyor. Uzmanlar ülkede artabilecek sel felaketlerine karşı bu tür rezervuarlara daha fazla ihtiyaç olabileceğine dikkat çekiyor. Japonya Meteoroloji Kurumu başkent Tokyo'yu tehdit eden tayfun sayısında son 40 yıla kıyasla bir buçuk kez artış olduğunu açıkladı. Ülkenin batısında geçen yıl yaşanan sel ve toprak kaymasında 80 kişi yaşamını yitirmişti. Yine geçen sene ülkenin doğusunda kopan tayfun yaklaşık yüz kişinin hayatına malolmuştu.
Kaynak : https://www.haberler.com/guncel/sel-felaketine-karsi-kasukabe-modeli-onerisi-16306660-haberi/